Ana SayfaÇeviriTrump savaş istiyor – Shahed Ghoreishi

Trump savaş istiyor – Shahed Ghoreishi

HABER MERKEZİ – ABD Başkan Donald Trump, görevden aldığı Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymond McMaster’ın yerine muhafazakar isim John Bolton’ı atadığını duyurmuştu. Bu atamayı değerlendiren Shahed Ghoreishi, Trump’ın ‘engelleme sözü’ verdiği savaşlara hazırlık yaptığını gösterdiğini vurguluyor.


Shahed Ghoreishi

Çeviri: Başlangıç Kolektifi


Geçen Perşembe günü Trump, hayalindeki kabineye bir adım daha yaklaştı. Trump ‘sıkıcı’ olarak nitelediği General H. R. McMaster’ın yerine, ultra şahin John Bolton’u milli güvenlik danışmanı olarak atadı. John Bolton, geçmişte Pamela Geller’in Obama ile nefret dolu kitabına önsöz yazmış, İsrail’i İran’a nükleer bomba atma çağrısı yapmış, ABD’nin İran ve Kuzey Kore’yi bombalamasını istemiş, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nda (USAID) çalışan bir kadını taciz etmiş, Rusya’da silah sahibi olmanın kolaylaştırılması için Ulusal Silah Birliği (NRA) adına propaganda yapmıştı; kendisi Irak savaşını da hâlâ savunuyor. Listeyi uzatabilirim.

Trump’ın atadığı diğer isimlerin de benzer özellikleri var. Dışişleri Bakanı olarak atanan Mike Pompeo, İran’ı IŞİD’e benzetmiş ve bu ülkeyi “ABD’yi yok etmeyi kafaya koymuş bir zorba polis devleti” olarak betimlemişti. CIA’in başına geçmeye hazırlanan Gina Haspel ise, Bush yönetimi döneminde tutuklu insanlara yaptığı işkencelerle biliniyor. Haspel yıllar sonra da söz konusu işkencelerden alınan kayıtları yok etti. Öte yandan John Kelly’nin özel kalem müdürü görevi de sallantıda görünüyor.

Söz konusu ekip bir şer çetesi görünümünde. Onların savunduğu diplomasi karşıtı, işkence yanlısı, savaş yanlısı girişimler Ortadoğu’da çok sayıda yaşama mal olup istikrarsızlık yaratırken, ABD’nin ulusal güvenliği ve uluslararası konumuna zarar verdi. Ayrıca Bolton ve Pompeo, ülke içinde de ayrımcılığı savunan nefret gruplarıyla bağlara sahip (Trump’ın onları sevmesine şaşırmamalı). Ayrıca, Trump’ın daha önce atadığı kimi isimler de aynı çetenin mensubu: ABD’nin BM elçisi Nikki Haley ve CIA’nın İran operasyonları şefi Michael D’Andrea gibi.

Trump’ın söz konusu atamaları hızla yapmasına neden olan şey, yaklaşan üç tarih.

Kuzey Kore ve İran

Trump, önümüzdeki Mayıs ayında Kim Jong-Un ile doğrudan görüşecek. Görüşme tarihi yaklaşırken, Trump’ın kabine değişiklikleri hazırlıklara çomak soktu. Ancak, bu değişikliklerin yanlışlık eseri olduğunu düşünmeyelim. Trump göreve geldiğinden beri Kuzey Kore’ye yönelik savaşkan bir dil kullanıyor.

Trump kendi çizgisinde bir dışişleri bakanı ve milli güvenlik danışmanı atayarak, Kim Jong-Un’a bilinçli bir biçimde sinyal gönderiyor. Trump belki baş diplomat rolünü oynayacak oynamasına, ama bu saldırgan kabine üyelerini de bir tehdit unsuru olarak tutacak. Birçok analistin belirttiği gibi, müzakereler en üst düzeyde başladığı için, Trump-Kim görüşmelerinin başarısız olması halinde alternatif bir diplomasi kanalı kalmayacak. Böylesi bir durumda, Bolton, bir sonraki hamleyi yapmak ve agresif bir duruş sergilemek için ideal konumda olacak. Başkanın partisindeki kimi isimlerin savaşın hatta sınırlı bir askeri müdahalenin sonuçlarını umursamadığını düşünürsek, müzakerelerin başarısız olması (ya da hiç gerçekleşmemesi) halinde risk büyük.

İran’la imzalanan nükleer anlaşmasının akıbeti de kaygı verici. 12 Mayıs’ta Trump, anlaşmanın uzatılıp uzatılmayacağına karar verecek. Anlaşmanın doğru uygulanmasını gözetmekle görevli olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran’ın anlaşmaya uyduğunu ve bunun uluslararası toplumun yararına olduğunu açıkladı. Öte yandan, Washington’un anlaşmayı çöpe atma tehditleri Avrupalılar ve İranlılarda yılgınlık yaratıyor. Avrupalılar, anlaşmaya İran’ın balistik füzeleriyle ilgili bir ek yapmayı teklif ettiler, ancak İranlılar bunu kabul etmiyor. İran, yabancı şirket ve bankaların yatırım yapmamasından huzursuz ve bunu Trump’ın savaş yanlısı söylemlerine bağlıyor.

Bolton’un atanması İran liderliğine, ABD’nin agresif duruşunu daha da sertleştirdiği şeklinde güçlü bir mesaj gönderiyor. Bu da bilinçli bir tavır. Trump ya İran’ı provoke edip anlaşmayı bozan taraf olmasını istiyor — böylece Washington’ı temiz çıkarmayı planlıyor — ya da Mayıs ayında anlaşmayı çiğneyen ilave yaptırımlar dayatıp anlaşmayı ortadan kaldıracak. Her halükarda, Bolton’un varlığı, ABD’nin müttefiklerinde büyük endişe yaratan bir çatışma olasılığını artırıyor.

İran’ın bölgedeki kimi düşmanları bir Amerikan müdahalesini destekleyecektir. Bolton’un atanması haberinin, kanlı Yemen müdahalesinin sorumlusu olan şahin Suudi veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın Washington ziyareti ile çakışması büyük olasılıkla bir tesadüf değil.

Kasım

Her şey Kasım ayına işaret ediyor. Başkan da Cumhuriyetçi Parti de, Kasım ayındaki ara seçimlerde bir “mavi dalga” [Demokrat Parti zaferi] yaşanmasının muhtemel olduğunu görüyor. Trump’ın son hamlelerini açıklayan üçüncü tarih de bu.

Başkanın içinde bir şovmen gizli. Özden ziyade zamanlama ve görünüşe önem veriyor. Trump’ın olası bir mavi dalgaya hazırlık olarak veya onu engellemek için İran ve Kuzey Kore ile olan gerilimi tırmandırması muhtemel. Elbette, Trump’ın büyük çaplı bir müdahale için Kongre’nin onayını alması gerekli, ama müdahalenin illa ki nizami bir askeri müdahale şeklinde olması şart değil. Siber bir müdahale de gerçekleşebilir. Ya da daha az Kongre gözetimine tabi olan, gizli bir müdahale de yaşanabilir.

Seçim kampanyası sırasında Trump, bir “felaket” olarak nitelediği Irak savaşına karşı olduğunu söylemeye bayılıyordu. Sözde, Bolton ile yaptığı görüşmelerde Trump, ona “herhangi bir savaş çıkartmama” sözü verdirmiş. Ancak Trump’ın, Geniş Ortadoğu’da “harcanan trilyonlarca dolar ve yitirilen binlerce can”dan dem vurduğu halde ABD’nin bölgedeki savaşını devam ettiren birisi olduğunu unutmayalım.

Başkanın çeşitli özellikleri var ama tutarlılık bunlardan biri değil. Pompeo ve Bolton’un bu kadar önemli konumlara getirilmesi, Trump’ın ve şer çetesinin, zamanında önleme sözü verdiği savaşlara hazırlık yaptığına işaret ediyor.


Makalenin orijinaline BURADAN bakabilirsiniz.