Ana SayfaÖzel1 Film 1 YönetmenYönetmen Guadagnino ile queer sinema örneği ‘Beni Adınla Çağır’ üzerine

Yönetmen Guadagnino ile queer sinema örneği ‘Beni Adınla Çağır’ üzerine

HABER MERKEZİ – Yönetmen Luca Guadagnino’nun yazar Andre Aciman’ın kitabından uyarladığı ‘Beni Adınla Çağır’ filmi, nostaljik melankoliyi güçlü bir şekilde yansıtarak, eşcinsel aşkı konu edinen diğer örneklerinden sıyrılıyor. Filmin kendisi için hayat hakkında çarpıcı bulduğu bir şeye değindiğini söyleyen Guadagnino, şöyle diyor: “Daha iyi bir insan olabilirsiniz ve kendinizi, kendi sınırlarınızda hapsetmek yerine yeni insanlarla köprü kurabilir, onlarla tanışabilirsiniz.”


Çeviri-Derleme: Tolga Er


Amerikan sinemasında eşcinsel erkekler hakkındaki filmler genelde sert kategorilerde yer alarak öne çıktı: Kişisel mücadeleler, AIDS’in getirdiği yıkım, hak mücadeleleri ve fazlasıyla fantastik yapımlar. Bu, söz konusu filmlerin harika olmadığı veya eşcinsel olmanın gerçekliğini yansıtmadığı anlamına gelmiyor. Harikalar ve gerçeği yansıtıyorlar. Ancak yönetmen Luca Guadagnino’nun Beni Adınla Çağır filmi, “Kaygısız eşcinsel bir erkeği büyük ekranda izlemek nasıl olurdu?” sorusuna yanıt veriyor.

Rafadan yumurtanın olması beklenirken gazete okunacak zaman bulunuyor; göl yakınlarında vakit geçiriliyor, kart oyunları oynanıyor. Burada ayakkabı giymek isteğe bağlı, mayolar gardrobun vazgeçilmezi, şekelerlemeler ise bir tür yaşam tarzı.

Yazar Andre Aciman’ın 2007 yılında kaleme aldığı kitabından uyarlanan film, işte bütün bu durgunluğun içerisinde geçen bir aşkı ve anının ile tutkunun çarpıştığı yere götüren bir yolculuğu konu ediniyor.

Müzikte ve kızlarla flört etmekte yetenekli olan 17 yaşındaki Elio Perlman (Timothée Chalamet), on yedinci yüz yıldan kalma bir villada ailesiyle kalıyor. Oliver (Armie Hammer) ise Elio’nun profesör olan babasına çalışmalarında yardım etmek üzere stajyer olarak geliyor. Elio ilk başta 24 yaşındaki yakışıklı, büyüleyici Oliver’den haz etmiyor. Ancak daha sonra yavaşça, şiddetle, geri dönüşü olmaksızın bir çekim başlıyor. Oliver, fiziksel olanın ötesinde bir bağlılık arayışını şöyle dile getiriyor:” Beni adınla çağır, ben de seni adımla çağırayım.”

Guadagnino imzalı Beni Adınla Çağır; elbette Brokeback Dağı, Carol ve Oscar ödüllü Ay Işığı ile kıyaslanacaktır. Ancak bu şaheser, diğer filmlerin çok daha ötesine gidiyor.

Elio’nun babasının incelediği sanat için “Bu heykellerin bedenleri düz değil; hepsi kıvrımlı, sanki sizi kendilerini arzumalaya kışkırtırmışçasına” demesi gibi, Beni Adınla Çağır filmi de izleyici aynı şekilde kışkırtıyor.

Aşağıda okuyacağınız söyleşide ise yönetmen Luca Guadagnino, Beni Adınla Çağır’ın kendisi için ne ifade ettiğine değiniyor ve oyuncular Armie Hammer ile Timothée Chalamet seçimine dair konuşuyor.

Luca Guadagnino

Filmin böyle bir etki yaratmasından ötürü şaşkın mısınız?

Filmi, 2016 yılında, İtalya’nın kuzeyindeki Cremona’da küçük bir aile kaçamağı sırasında çektik. Bu filmi dünyaya gururla sunduk, ancak neyle karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Bu; aile, şefkat, diğerinin ötekiliğinin sizi değiştirmesinden ötürü daha iyi insanlar olmanın ve bilginin paylaşımıyla ilgili bir film. Böyle bir anlatının seyirci ve eleştiriler tarafından benimsenmiş olması oldukça iç açıcı.

İnsanların birbirini görmezden geldiği bir dönemde bilgi ve duygu paylaşımı alaka kurulabilir bir tema gibi görünüyor.

Tembelce bir şekilde zıtlaşmayı, öfkelenmeyi ve duygularımızla bağlantı kurmamayı seçtiğimiz bireyciliğin deliğine akılsızca düşüyoruz; çünkü içine çekildiğimiz teknolojide bu bize daha uygun düşüyor. Beni Adınla Çağır, hayat hakkında çarpıcı bulduğum bir şeye değiniyor: Daha iyi bir insan olabilirsiniz ve kendinizi, kendi sınırlarınızda hapsetmek yerine yeni insanlarla köprü kurabilir, onlarla tanışabilirsiniz.

Film büyüdüğünüz yerde çekildi ve aynı zamanda çocukluğunuzu geçirdiğiniz dönemde geçiyor. Beni Adınla Çağır, sizin gençliğinizden neleri uyandırıyor?

Elio’nun kitaptaki halinden iki yaş daha gençtim. Ancak çocukluğumu, ergenliğimi, yönetmen olmaya nasıl başladığımı çok net hatırlıyorum; çünkü odanın uzak bir köşesine gider, partilerde dans eden insanları incelerdim. Kitaplar okur, aklımda hikayeler kurardım ve cinselliğinden haberdar olmak üzere olacak olan genç bir erkek olmaya başlamıştım. Elio’nun aksine, ben (bu konuda) konuşmaya cesaret etmiştim.

Armie Hammer ve Timothée Chalamet arasında böylesine bir kimya ortaya çıkarabileceğinizi nasıl bildiniz?

Sosyal Ağ filmini izlediğimden beri Armie’nin büyük bir hayranıyım. Onunla on yıl önce tanıştım ve ona aşık oldum diyebilirim. Kariyeri boyunca takip ettim ve elimde ona önerebileceğim bir şey olduğunda teklif ettim. “Tamam. Yapacağım” dediği için şanslıyım. Timothée’ye gelirsek; bu genç ve heyecanlı çocukla dört yıl önce New York’ta tanıştım. 17’sindeydi ve o zamandan Elio’nun cılız, gergin görüntüsüne sahipti. Timothée oldukça hırslı genç bir erkek; gerçekten ne yaptığını biliyor. Ancak aynı zamanda saf. O yüzden bu karışım kendinden geçirici bir etkiye sahipti ve rolü için mükemmeldi.

Filmin devamının çekileceğini duyduğumda şaşırdım. Hikaye kendi kendini tamamlıyordu. Şimdiki planlarınız neler?

Bu karakterler oldukça şahane ve onlara ne olduğunu bilmek istiyorum. Kitabın son 40 sayfası Oliver ve Elio’nun yirmi yılını anlatıyor. Michael Apted’in Up filmini ve Tuffault’un Antoine Doinel’e adadığı filmleri düşünmeye başladım. Sonrasında ise şöyle dedim: ‘Belki bu, devamının çekilmesine ilişkin bir soru değildir; filmdeki karakterlerin kronolojisini çıkarmaktır’. Bu karakterlerin, bu oyuncuların bedeninde büyüdüğünü görmek harika olacaktır.


Beni Adınla Çağır (2017)

Yönetmen: Luca Guadagnino

Oyuncular: Armie Hammer, Timothée Chalamet, Michael Stuhlbarg

Tür: Drama, Romantik

Puanlamalar: IMDB: 8.1, Metascore: 93, Tomatometer: 95


Bu yazıda AP, Village Voice ve The Guardian’dan yararlanılmıştır.