Ana SayfaMedyaHikâyesi tarım işçiliğinden gazeteciliğe uzanıyor: Günlerdir alıkonulan Filiz’in “suçu” ne?

Hikâyesi tarım işçiliğinden gazeteciliğe uzanıyor: Günlerdir alıkonulan Filiz’in “suçu” ne?


Ceren Karlıdağ


Filiz işte, bizim Filiz. Dokunmaktan koktuğumuz, kıyısında kalmakla müteşekkir olduğumuz hayatın tam ortasına dalmaktan hiç çekinmeyen, kendini emekten ören bir hazine. Öyle bir hazine ki bizim farkına varamadığımız… Sahi yaşamın tam ortasına cesurca dalan bir kadın nasıl görülmez? Filiz’i anlamak, tanımak ve onun için naçizane birkaç cümle söylemek bu zamana kadar hep avcılar tarafından yazılan tarihe çomak sokmak gibi bir şey. Çünkü Filiz kendini küllerinden yeniden var eden bir anka kuşu gibi salına salına uçtuğunda, erkek devlet onu kanatlarından tutup esir almak istedi.

Filiz 10 günü aşkın süredir neyle suçlandığını dahi bilmeden kanatlarından mahrum edilmeye çalışılıyor. Filiz’e neyle “suçlandığı” söylenmiyor, avukatıyla görüştürülmüyor, ifadesi alınmıyor. Fakat Filiz’in neyle suçlandığı aşikar. Çünkü Filiz’in uçuşu erkek devleti korkutuyor, Filiz’in kanatları erkek devleti tedirgin ediyor, Filiz’in haberleriyle kadınlara cesaret veren tarzı ve Çukurovalı kadınların görünmeyen emeğini inadına bu sistemin gözüne sokması birilerinin nasırlarını acıtıyor.

O zaman biz de Filiz ile beraber bir uçuşa çıkalım mı? Kendimize ve içimizdeki Filizlere doğru kanat çırpalım mı? Kim bilir belki kanat çırpışımızı duyar da nezarethaneden ses verir bize…

Filiz’in gazeteciliğe adım attığı yer KHK ile kapatılan ilk kadın haber ajansı JINHA. Daha sonra Şujın ve Jinnews’te muhabirlik yapmaya devam etti. Filiz’in gazetecilik yapma konusunda içinde büyüttüğü inat muhtemelen çocukluk yıllarına dayanıyor. Yani kanatlarının oluşmaya başladığı ilk yıllara. Filiz’in kanatlarından ilkin ailesi tutmuş o yıllar, ama Filiz yine de o zaman uçmayı öğrenmiş. Dağdan topladığı kömürlerle kendi kendine okuma yazmayı öğrenerek yaptığı uçuş denemeleri başarıyla sonuçlanmış. Sanırım hala ayağını yerden kesen müthiş yaratıcılığının sebebi de havada durmayı çabucak sevmesinden kaynaklanıyor.

Bir de ablasının kimliği ile kendini okula kaydettirme çabası var ama bu kez de Batman’ın Hasankeyf ilçesine bağlı Karaköy’de durmak istemeyen öğretmenlerin köyü terk etmeleri sonucu nihayete erememiş.

Sonrası yine bildik hikâye. Bu kez devlet tutuvermiş Filiz’in kanatlarından. Hem sadece Filiz’in de değil. Hiçbir Kürt uçamasın diye yakmışlar Filiz’in köyünü. Henüz yeni yeni havada durabilen Filiz, annesinin elinde düşmüş Adana yollarına.  Bu sefer yoksulluk engellemeye çalışmış Filiz’in uçuşunu. Okula yine devam edememiş. Çukurova’nın emekçi kadınlarıyla beraber tarlalarda uçma denemeleri yapmaya çalışmış. 3 yıl tarlada çalıştıktan sonra daha iyi uçarım umuduyla fabrika… E tabi hangi patron izin verir işçinin kanatlanmasına? Güvencesiz çalışma bir kanadından, ucuz iş gücü diğer kanadından tutuvermiş Filiz’i.

Yeniden havada durmaya karar verdiği dönemler yurtsever Kürt gençlerini tanımış. Filiz o dönemler havada durmaya başlamış başlamasına ama bu kez evlilik, çocuklar, aile, eşinin cezaevine girmesi ve hiç bitmeyen geçim derdi Filiz’i yaşamın kıyısından yaşamın kendisine akıtmış…

O akıntıda bu kez emek sömürüsü ve asimilasyon kıskacında boğulmamak için başladı gazeteciliğe Filiz ve uçtu… Filiz, kanatlarını Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetesi okumak isteyen Kürtler için daha geniş açtı ve dağıtımcılığa başladı. Kapısını çaldığı her evde kendine benzeyen kadınlar gördü, benzer hikâyelere tanıklık etti. O hikâyeleri yazabilseydi eğer kendi hikâyesinde de yeni bir evre başlatacaktı. “Ve yazıyoruz, erkekler ne der düşünmeden yazıyoruz” diyen kadınlar bir kalem tutuşturdu Filiz’in eline. Bu kez kömür değil kalem vardı elinde. Fabrikanın ve tarlanın tozu yerine de kamera.

Evli kadın hem de eşi cezaevinde, iki de çocuk… Filiz elinde kamerası tarla tarla geziyor, kadınlarla konuşuyor…  Hem haberin ne saati var ne de zamanı. Aile için alışılmadık bir şey tabi. Yine de inat etti Filiz, zamanında çok istediği okuluna devam etmesine izin vermemişlerdi ama bu kez kimse engelleyemeyecekti uçuşunu.

Tarlaların, fabrikaların, Adana’nın yoksul mahallelerinin, köylerinin ve pazarlarının üzerinde salına salına uçtu Filiz. Her kanat çırpışında başka bir kadına umut olurken aynı zamanda kendi kendine naif bir direniş sergiledi…

Uçmaya aşık kadınları hiçbir devlet engelleyemez, biliriz. Fakat mesleğe sahip çıkabilmek adına tüm toplumsal algıları alt üst eden Kürt, kadın ve gazeteci kimliğine saldıranlara inat daha çok haber üretmekten kaçınmayan Filiz ile daha fazla dayanışmamız, kanatlarını geri alabilmesi için sesini duyurmamız lazım. Bunu kendi içimizdeki Filizler için ona borçluyuz belki de. Çünkü bu hikâyenin sonunda beraber uçacağız…

Bir de Filiz’in hikâyesini kendi ağzından dinlemek isterseniz Ekmek ve Gül’ü ziyaret edebilirsiniz.