Ana SayfaYazarlarElend AydınNar acısı – Elend Aydın

Nar acısı – Elend Aydın


Elend Aydın


Nakışlı, masum, sepetli ve neşeli paskalya çöreklerini vurdular! Ekmek öldü, kan sıçradı tüm buğday başaklarına. Şen, kardeş ve sonsuz buğday tarlalarımız yok artık. Ve vurulan paskalya çörekleriyle birlikte tüm bayram çörekleri de vuruldu. Buğdayın büyüsü, başağın dansı, rüzgârın fısıltısı yok artık. Biz de yokuz.

Sayat Nova’nın lal bilgeliğinde tüm notaları vurdular. Şarkılar öldü, melodiler göçtü. Kemanlar, kavallar, “duduk” ve piyanolar yok artık. Delişmen sabahlar, kısa bahar gecelerinin kara gözleri ve piyanoların neşeli kirpikleri de… Müziği kırdılar binlerce ve binlerce notalı, tokalı saç örüklerinde, kervan kıran fermanlarda kaybolan allı-pullu bebek beşiklerinde.

Nisan yağmurlarını vurdular. Nisan yağmurlarında tüm yağmurları… Çorak kaldı her şey, bahar kırıldı, güller küstü, çöl olduk. Nisan yağmurlarını vurdular! Kervan kıran bir tufanda kayboldu hayat. Mavi boncuklu komşular, gümüş aylı eyvanlar, masalsı sohbetler, yıldızlı pencereler yok artık.

Narları vurdular! Kızıla kesti her şey. Beyaz perdeli Ermeni geceleri hayal oldu.

Narları vurdular! Aprak eller, sıcak kış geceleri, kardan masallar kayboldu. Bir daha açmayan Nar Çiçeklerinde kaybolduk.

Bilgiyi vurdular. Hasta akşamlarda doktorsuz kaldı herkes. Doktorları vurdular. Yozgat, Sivas, Bitlis ya da İstanbul… Hastalandı hayat, hasta kaldı her şey.

Komşuları kırdılar. Evler suçlu, öyküler günahkâr, eller kanlı kaldı. Yaseminlerin şakrak kızkardeşliği, kavak ağaçlarının mert kardeşliği yok artık.

Kitapları vurdular. Gözler kör, kalem kâğıt lal, cümleler suçlu oldu. Kütüphaneleri vurdular. Ermeni okullarının binlerce kitabı hala yanmakta Soykırım ateşiyle.

Okulları, bağları, bahçeleri kırdılar. Ne menekşe artık menekşe, ne sümbül ne de gelincik. Baharı kırdılar. Papatyalarda uzun bir ölüm, beyaz gömleklerimizde kocaman kan lekeleri, zambaklarda feryad-ı figan, güllerde yarım kalan bir hüzün…

Yıldızları vurdular, kara kuyulara dönüştü yürekler, paslı kilitlere hapsoldu aydınlık günler; geriye bu cennet(!), bu özgür(!), demokratik(!) ve onurlu(!) ülke kaldı. Çünkü kimse, “Gitme Axparig, ölme Axparig, ayrılmayalım Axparig” demedi.

Turnaları vurdular ey Grung* geriye dökülmüş yapraklarımız kaldı. Ararat saklasın seni…

Soykırım’ı lanetliyor, o güzel ve masum insanların aziz anısı önünde saygıyla eğiliyorum.


Grung: Ermenicede “turna” demek. Kürtçede de çok yakın: “Guling”, “kuling”