Ana SayfaGüncelUluslararası ifade özgürlüğü kuruluşlarından tutuklu gazeteci Türfent’e mektup

Uluslararası ifade özgürlüğü kuruluşlarından tutuklu gazeteci Türfent’e mektup

HABER MERKEZİ – Uluslararası ifade özgürlüğü kuruluşları Article19, Index on Censorship, IPI, PEN International, PEN Galler ve MLSA, sosyal medya paylaşımları ve haberleri “örgüt üyeliği” sayılarak 8 yıl 9 ay hapis cezası verilen gazeteci Nedim Türfent’e mektup gönderdi. Kuruluşların mektubuna yanıt veren Türfent, “Bugün gazeteciliğin topyekun sahiplenilmesinin hacet ettiği bir prosesteyiz” dedi.

Uluslararası ifade özgürlüğü kuruluşları Article 19, Index on Censorship, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Uluslararası PEN (PEN International), PEN Galler (PEN Cymru) ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), sosyal medya paylaşımları “örgüt üyeliği” sayılarak 8 yıl 9 ay hapis cezası verilen Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Hakkari Muhabiri Nedim Türfent’e mektup gönderdi.

Mektubu Türfent’in avukatları Veysel Ok ve Barış Oflas, Van T Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne giderek Türfent’e elden teslim etti.

Mektup’ta şu ifadeler yer aldı:

“Sevgili Nedim,

Öncelikle, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünü desteklemek için çalışan örgütler olarak sana selamlarımızı gönderiyoruz.

Davana dair haberleri başından beri izliyor; tutuklanman ve uzun süredir tutulduğun korkunç koşullar hakkında büyük endişe duyuyoruz. Sadece gazeteci olarak işini yaptığını biliyoruz ve bu kadar sert ve tehditkar koşullarda işine devam ettiğin için sana saygı duyuyoruz. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) gözaltına alınman öncesinde güvenlik güçlerince  internette maruz bırakıldığın tacizle ilgili incelemelerde bulundu ve bunları raporlaştıracak.

Türkiye’de basın özgürlüğünün azalmasını ve çalıştığın Dicle Haber Ajansı gibi kurumların kapatılmasını takip ediyoruz. Onayın olursa hikâyeni Avrupa’da ve dünyanın geri kalanında daha geniş kitlelere ulaştırmak için bir kampanya yürütmek istiyoruz.

Davandaki adaletsizlikleri ve tanıklara uygulanan korkunç muameleyi vurgulayacağız. Geniş bir ağda birçok kişiye ulaşarak insanların sana yapılanı bilmesini sağlamak ve ülkelerindeki yetkililerden Türkiye’ye insan haklarıyla ilgili yükümlülüklerine sadık kalması ve senin bırakılman yönünde baskı uygulanmasını talep etmeleri için çalışacağız. Gazetecilik suç değildir ve senin de suçlu olmadığını biliyoruz. Öncelikle Kürt olduğun için ve yetkililerin haberleştirilmesini istemediğin sınır bölgelerinden haber yaptığın için hedef alınmandan derin bir üzüntü duyuyoruz.

Yaptığın iş ve onurlu duruşunla nedeniyle hayranlık besliyoruz ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılacak başvurunda destek vereceğimizi bilmeni istiyoruz. İyi bir sonuç alıncaya kadar vazgeçmeyeceğiz.

Kuruluşlarımız özgür haber akışını ve halkların dengeli ve eleştirel haber alma hakkını desteklemektedir. Gazetecilerin Türkiye’nin güneydoğusunda olanlarla ilgili olarak hedef gösterilmeden, tacize uğramadan ve tutuklanmadan haber yapma temel hakkına sahip olduğuna inanıyoruz.

Senin de rızanı alarak Avrupalı hükümetler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde gazetecilik mesleğine dönebilmen için tahliyeni sağlamak üzere savunuculuk faaliyetleri yürüteceğiz. Sana en içten selamlarımızı gönderiyoruz. Güçlü kal ve umudunu kaybetme. Özgürlüğün için çalışıyoruz.”

Türfent’ten mektuba yanıt

Gazeteci Türfent de 6 kuruluşun mektubuna bir cevap yazdı. Türfent cevabında, “Bugün gazeteciliğin topyekun sahiplenilmesinin hacet ettiği bir prosesteyiz” dedi.

Nedim Türfent’in mektubu ise şöyle:

“Ülke olarak son iki üç yıldır envai sorunlarla karşılaştığımız bu süreçte, gazetecilik mesleği üzerine inkar edilemez bir baskı, sansür, yargı sopaları ve cezalar silsilesi sirayet etmiş durumda. Bu çetrefilli süreçte ebetteki ülkenin bekasına tehdit niteliğinde — darbe girişimi gibi — gelişmeler yaşam buldu. Demokrasi, özgürlük ve bağımsız yargıyı rafa kaldırmaya yeltenen bu tarz militarist darbeleri önlemenin en etkili yolu demokrasi kültürünü ülkenin her karışına aşılamaktır. Lakin, ne yazık ki ülkemizde en temel insani, vicdani haklar bile bugün karanlık dehlizlerde unutulmaya terk edilmiş veyahut bu kavramların içi boşaltılmış vaziyetti.

Ben de sık sık ihlallerin yaşandığı ve bırakın dünya kamuoyunu Türkiye’nin Batısında dahil görülmeyen bir sınır kasabasında çalışmaktayken, iktidarın ve yerel devlet yetkililerinin ‘nasırına’ basan birkaç haberden sonra – özellikle sembol hale gelen aslında bugün demir parmaklıklar arasında olmamın nedeni – bütün okları üzerime çekmiş bulundum. Benim için bir gazetecilik ilkesi olan ‘hakikati görünür kılmak’ düsturu, mottosu, gazetecilik hayatımın her safhasında vücut buldu. Nitekim, söz konusu ‘Türk’ün gücünü göreceksiniz’ haberini yaptıktan sonra her ne kadar devlet kurumları tarafından bir soruşturma başlatılmış olsa da ilgili kolluk kuvvetlerince birbiri ardına tehdit ve baskılara maruz kaldım.

O haberi yaptığımda erk’in veyahut Demokles’in kılıcının bir yerlerime ‘yargı sopası’ vasıtasıyla batacağımın bilincindeydim. Elbette ki gazetecilik evrensel ailesinin bir neferi olarak mesleğime ve vicdanıma ihanet etmek yerine, bedel ödemeyi göze aldım. Tıpkı, ülkede cezaevlerinde bulunan onca gazeteci gibi. Sözlü ve alenen yapılan ölüm tehditlerinin yapmaya çalıştığını yargı eliyle yaparak salt gazetecilik faaliyetlerini kriminalize etmeye çalışarak uçuk bir ceza verildi.

Tüm u süreçte, özellikle ulusal ve uluslararası arenada inanılmaz bir dayanışmaya şahit olduk. U dayanışmalar özellikle ‘uzun boylu’ birkaç tanıdık üzerinden geçse de hepimiz için umudu diri ve canlı tutan bir kampanya oldu. Bugün gazeteciliğin topyekun sahiplenmesinin hacet ettiği bir prosesteyiz. Bu yüzden bu kampanya benim için çevremdeki demir parmaklıkların yok edildiği, duvarların kaldırıldığı bir kampanya oldu. Özcesi, bu dayanışma kampanyasının başlatılması ve idame edilmesi noktasında emek veren tüm kuruluş ve şahsiyetlere en kalbi sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.  Sizlerin bu değerli dayanışması oldukça kalbimin bakiyesinde umut olmaya devam edecek.”