Ana SayfaYazarlarElend AydınHarika yitiriş – Elend Aydın

Harika yitiriş – Elend Aydın


Elend Aydın


“Seni yitirmek harikaydı” cümlesi buluttan etekleriyle dans ediyor belleğimde. Yitirmek, nasıl harika olabilir ki! Ama anlaşılıyor, zira acilen, derhal ve topyekûn yitirmek istediklerimiz var aslında. Adı ve ünvanları lazım olmayan bu zat-ı namuhteremler yitmeyi ve yitirilmeyi o kadar çok hak ediyorlar ki bir an önce yok olmaları kirpilerin dikenleri için bile iyi gelecektir. Pinokyo’yu masum bıraktıran burunları hayatın bahçelerine artık uzanamayacaktır mesela. Kanlı elleri ve zehirli dilleriyle insanlıktan, hak, hukuk ve demokrasiden söz edemeyeceklerdir. Çalıp çırpma, talan ve modern barbarlıktan oluşan varlıkları günlerimizi cehenneme dönüştüremeyecek mesela, gecelerimizi kabuslara. Bir an önce yitirmeliyiz bunları ki, papatya yeniden papatya olabilsin ve harika gözleriyle mutlu son müjdelesin tüm fallarda. Baharı müjdeleyen kırlangıç ve ona kanan leylekle başlayabilsin çimenlerin ve onları seven insanların en eski şarkısı.

“Seni yitirmek harikaydı” cümlesi neşeli ayaklarıyla Nabokov’un öyküsünden* çıkıp kalbimde cirit atıyor, bilincimde bir rüzgâra dönüşerek 24 Haziran’ı gösteriyor rengârenk işaret fişekleriyle. Yitirilesi olanları yitireceğiz ey öz güvenle geri çekilmiş bin yıllık zeytin ağaçları, ey mayın sessizliğindeki evler, bayramsız kalmış sokaklar!

Zamanın tadı, ruhu ve anlamı değişecek ve zaman bizim olacak biz zaman olacağız: kılıç ve namlularıyla işgal edemeyecekler bizi ve zamanımızı. Hayat hikâyelerimizi, küflü fikirlerinin örümcek bağlamış tabutlarına hapsederek kederli kaderlere dönüştüremeyecekler. Duracaklar, zalim egolarının, hastalıklı ihtiraslarının haddini bilecek, parayla sahip olunamayan, iktidarla edinilemeyen aydınlık var oluşların zaferine kem gözleriyle şahit olmak zorunda kalacaklar.

Şimdi aklımda başka bir cümle keman çalıyor: “Bizi yokluğunuzla mutlu edin.” Yokluğunuz mutluluk getirecek kırlara da, kentlere, üniversitelere ve kalplere de. Yokluğunuz maddi-manevi değerlerin varoluşuna çok iyi gelecektir. Tilkiyi yemeğe davet edip aç bırakan leylekle gülecek tüm çocuk ayakkabıları, tırmalayıp yaraladığınız tüm deli kır çiçekleri bayram edecek.

Fakat Barış Atay’ı, sevgili Ahmet Şık’ı, Feleknas Uca’yı yitirmemek harika değil mi? Yoklukları birilerini mutlu etse de bizim için varlıklarıdır mutluluk. Mesela tam da bu!

Birilerini yitirmemiz lazım acilen, yitirmeliyiz, yitireceğiz… Yokluklarını görmeliyiz birilerinin, özgürlük ve güzelliğe yeniden başlayabilmek için.

‘Yitirmemiz gerekenleri yitirmek için neler yapmamız lazım’ın cevabı hepimizin yakasında bir gelincik, bilen biliyor.

Harika zamanlar dileğiyle.


* Viladimir Nabokov, “Bir Gün Batımının Ayrıntıları”