Ana SayfaKitap1915’in izinde “Yüz Yıllık Ah”, can bulan bir hafıza rejimi ve onu kesen hafıza-kırım

1915’in izinde “Yüz Yıllık Ah”, can bulan bir hafıza rejimi ve onu kesen hafıza-kırım

HABER MERKEZİ – Adnan Çelik ve Namık Kemal Dinç’in “Yüz Yıllık Ah: Toplumsal Hafızanın İzinde” adlı çalışması yenilenmiş baskısıyla Zan Vakfı Yayınları’ndan çıktı. Kitabın ilk yayınlandığı 2015 yılından sonraki gelişmelere de yer verilen bu baskıda, önceki yıllarda yükselen hafıza rejimine karşı 2015’ten itibaren devlet şiddeti ile gelen hafıza-kırım pratiklerine de dikkat çekiliyor.

İlk baskısını 2015 yılında yapan Adnan Çelik ve Namık Kemal Dinç’in “1915 Diyarbekir | Yüz Yıllık Ah: Toplumsal Hafızanın İzinde” isimli çalışması, yenilenmiş ikinci baskısı ile okurla buluştu.

Zan Vakfı Yayınları etiketiyle çıkan kitabın yeni baskısında akademisyen Uğur Ümit Üngör’ün yazdığı Önsöz ve bir de yeni bir Sonsöz var. Bu Sonsöz’de, kitap yayınlandıktan sonraki gelişmelere yer veriliyor ve önceki yıllarda yükselen hafıza rejimine karşı, 2015 sonrasında devlet şiddeti ile gelen hafıza-kırım pratiklerine dikkat çekiliyor.

1915’in toplumsal hafızasının izinde

İki yazar bu kitapta 1915’in toplumsal hafızadaki izini sürüyor. Yazarlar bu iz sürücülüğü ise “Diyarbakır özelinde, 1915’in kolektif hafızasını ortaya çıkarmaya, kuşaklararası aktarım ve sessizleştirme süreçlerini anlamaya ve güncel bir mesele olarak süregelen 1915’in şimdide nasıl kurulduğuna, anlaşıldığına, anlatıldığına ve gerekçelendirildiğine odaklanmaya çalıştık” sözleriyle anlatıyor.

İkili çalışmalarında sadece Diyarbakır’da yaptıkları sözlü tarih görüşmeleri ile sınırlı olmayan; hem bölgenin 1915’teki durumunu kavramaya olanak sağlayan tarihsel bilgi çerçevelerinden hem de Kürtlerin 1915’e dair hafızasından beslenen Kürt edebiyatından da istifade ediyor. İki yazar kitabın meramını ve anlatısal özelliğini de şöyle özetliyor:

“1915 hafızasının izini sürerken bireylerin öznel anlatılarının tarihsel bir suçluluk kolektifinde biriktiği yüzyıllık ah duygulanımının, bugüne kadar gerçekleşmemiş olan geçmişle yüzleşmeye dair imkânlarını sorguladık. Tarih, hafıza ve edebiyat ekseninde şekillenen bu kitap; ne salt akademik bir içeriğe sahip ne de eleştirel bilgi üretiminden vazgeçen nostaljik bir anlatıdır.”

Üngör’ün Önsöz’ü

Amsterdam’daki Savaş ve Soykırım Araştırma Enstitüsü’nde çalışan Dr. Uğur Ümit Üngör ise kitabın yeni baskısına yazdığı Önsöz’de kitabın önemini şöyle açıklıyor:

“Bu kitap, 1915 soykırımına tanıklık edenlerin çocukları ve torunları ile yapılan görüşmelere dayanıyor. Kitabın üç temel ayırt edici özelliği bulunmakta: Öncelikle Kürtlerin kolektif hafızasını tarihsel bir kaynak üssü olarak ciddiye alan ilk kitap olmasa da ilklerden biri. Ulusal arşivlerin ve yazılı belgelerin madun grupların kolektif hafızasına öncelenmesi, soykırımın Kürt toplumundaki merkeziyetini yansıtmada başarısız oluyor.

İkinci olarak, Kürtler soykırıma hem tanıklık etmiş hem direnmiş ve hem de katılmışlardır; bu nedenle de soykırımın gidişatını derinden etkilemişlerdir. Kürtlerin kendilerine sadece büyük iktidar mücadelesinin veya Türk, Arap ya da Fars milliyetçiliğinin sözde ebedi kurbanları olarak değil, aynı zamanda faillik temelinde tarihsel aktörler olarak bakmaları da son derece önemli.

Son olarak, bu kitap, soykırım çalışmalarında sıklıkla sorulan daha geniş bir soruyu anlamakla da alakalıdır: Bir izleyici topluluk kendi komşuları olan bir başka topluluğun zulme uğraması ve yok edilmesi esnasında nasıl tepki veriyor? Ruanda, Yugoslavya ya da Endonezya gibi ülkelerle ilgili gerçekleştirilen benzer sözlü tarih araştırmaları, bu sorunun yanıtının son derece karmaşık olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bu kitap, araştırmacılara büyük katkı sağlamakta ve yaygın bir şekilde okunmayı hakketmektedir.”