Ana SayfaKitapFaydasız işlere savaş açmak: “Boktan İşler: Bir Kuram”

Faydasız işlere savaş açmak: “Boktan İşler: Bir Kuram”

HABER MERKEZİ – Amerikalı anarşist David Graeber “Boktan İşler: Bir Kuram” adlı yeni kitabında faydasız, boş işlere savaş açıyor. Graeber, kapitalist sistemin insanları düşünemeyecek kadar meşgul tutmak için ‘boktan işlerle’ uğraştırdığına dikkat çekiyor. George Eaton’ın David Graeber’in bu kitabı üzerine kaleme aldığı makaleyi, Yeni Özgür Politika için Serap Şen çevirdi.


George Eaton

Çeviri: Serap Şen


LSE profesörü, yeni kitabında evrensel temel gelirin “manasız iş” çağına son verip özgürlüğün önünü açabileceğini savunuyor.

Amerikalı antropolog David Graeber, 2013’te tuhaf bir fenomeni fark etmeye başlamış. “Partilerde ne iş yaptığını söylemek istemeyen insanlarla tanışmaya başladım,” diyor. Kimisi “faturalarımı ödeyebilmemi sağlayan bir şey işte,” diyor, kimisi de “haftada iki saat çalışsam yetiyor, aman patronum duymasın!” diyormuş. “İşlerini önemsizleştirdikleri sanılmasın, gerçekten de bir şey yaptıkları yoktu.”

Bu tezini sınamak için Graeber o yıl radikal dergi Strike! için bir makale yazmış: “Boktan İşler Fenomeni Üzerine.” Bu makaleye çok acayip tepkiler gelmiş. Binlerce işçi onunla iletişime geçmiş, yayının web sitesi çökmüş ve makale kısa bir süre içinde bir düzine dile tercüme edilmiş.

O kadar boş işler ki…

Graeber, Birleşik Krallık nüfusunun yalnızca yüzde 15-20 kadarının, “o kadar boş işler ki yapanlar bile ne işe yaradığını bilemiyor” dediği “boktan işlerde” çalıştığını tahmin ediyor. Ama yazdığı makaleden yola çıkılarak yapılan 2015 tarihli bir YouGov anketi, Britanyalı işçilerin yüzde 37’sinin, yaptıkları işin dünyaya “anlamlı bir katkısı” olduğuna inanmadığını ortaya çıkarmış. Bir yüzde 13 kadarı da katkısından o kadar emin değil.

Debt: The First 5,000 Years (Borç: İlk 5000 Yıl) ve The Utopia of Rules (Kuralların Ütopyası) kitaplarını da yazmış olan anarşist yazar, makalesinin konusunu Bullshit Jobs (Boktan İşler) adlı yeni kitabında daha geniş ele alıyor. 57 yaşındaki Graeber ile antropoloji profesörü olduğu Londra Ekonomi Okulu’ndaki ofisinde buluştum. Suriye’nin Kürt bölgesi Rojava’ya kısa bir süre önce yaptığı ziyareti de anlattı. Occupy Wall Street hareketinin “anti-önder”lerinden biri olan Graeber, Rojava’da devlet yapılarının “bilinçli” yokluğundan etkilenmiş. “Kürtler bir Türk işgalinden endişeli” diyor. “IŞİD’e karşı verdikleri tüm mücadeleden sonra bu konuda yüz üstü bırakıldıklarını düşünüyorlar.”

Dalkavuklar, şavalaklar

Graeber “boktan işleri” beş kategoriye ayırıyor: “dalkavuklar” (kapı görevlileri ve yönetici asistanları gibi, işleri başkalarına kendisini önemli hissettirmek olanlar), “şavalaklar” (lobiciler ve tele-pazarlamacılar gibi, işverenleri adına propaganda yapanlar), “izole bantçılar” (işleri savsak veya beceriksiz üstlerinin yaptığı hataları kapatmak olanlar), “kutu tikleyenler” (performans müdürleri gibi) ve “iş dağıtanlar” (orta düzey müdürler gibi).

“LSE’de kaç boktan iş var?” diye sormadan edemedim. “Bilmiyorum, dikkat etmemeye çalışıyorum,” diyor Graeber. “Ama bana bu üniversitenin, en azından birkaç yıl öncesine kadar, işinizi yapmanın aksine onu değerlendirmeye harcanan süre bakımından BK’da birinci sırada olduğunu söylüyorlar.”

Graeber için “boktan işler” ve bunların dışındakilerin de “boktanlaştırılması” “kolektif ruhlarımızda bir yara.” Böyle boktan işlerin mevcudiyetini, çalışmanın bağnazca yüceltilmesine, “yönetici feodalizmine” (ki sürekli olarak astların eklenmesi ile statüsünü muhafaza eder) ve siyasi açıdan sağladığı faydalara bağlıyor. George Orwell’ın Down and Out in Paris and London’da (Paris ve Londra’da Beş Parasız) yazdığı gibi: “Faydasız işleri daim kılma içgüdüsünün, kitlelerden korkmanın bir sonucu olduğunu düşünüyorum… Onları düşünemeyecek kadar meşgul tutmak daha güvenli.”

Neden anarşist oldum

Kendini yetiştirmiş bir işçi sınıfı ailesinin oğlu olan Graeber, 1961’de New York’ta doğdu. Babası Kenneth, (“Barselona’nın anarşist çizgide örgütlendiği”) İspanya İç Savaşı’nda çarpışmış bir levha şerit işçisi, annesi Ruth ise Pins and Needles’da (Uluslararası Kadın Tekstil İşçileri Sendikası tarafından sahnelenen bir 1930’lar müzikali) baş rol oynamış bir tekstil işçisiydi. “Anarşist olmamın altında yatan sebebin, birçok insanın anarşizmi kötü bir fikir olarak değil delice bulması olduğunu söylemişimdir hep,” diyor Graeber. “Ama delice sayılmadığı bir ortamda büyürseniz ve böyle olmadığını da biliyorsanız, anarşist olmamamız için bir sebep var mı?”

Solun ve sağın birleştiği nadir konulardan birinin “tüm sorunların çözümünü daha fazla istihdamda görmek” olduğunu söylüyor ve “Daha az işe ne dersiniz?” diyor. “Küresel ısınmayı birazcık olsun yavaşlatmış görünen tek şey 2008 ekonomik krizi oldu, sebebi ise çok fazla insanın işsiz kalması.”

Graeber haftalık çalışma süresinin kısaltılması fikrine (John Maynard Keynes’in 1930’da yaptığı, yüzyıl sonunda 15 saatlik haftalık çalışma süresi tahminini melankoliyle hatırlayarak) katılıyor. Ama bir anarşist olarak, “geçimi işten ayıracak” evrensel bir temel gelir fikrine (tüm yurttaşlar için asgari bir maaş garantisi) daha olumlu bakıyor. “ETG esasen özgürlükle alakalı. İnsanlara ‘topluma nasıl katkı yapacağın konusunda senin alacağın karara güveniyorum’ desek ne olur?”

Kapitalist olmayan bir sistemde olacağız

Solun gerçek sınavının insanlara yapmayı sevecekleri işler yaratmak olduğunu savunanlar içinse şöyle diyor: “ETG insanların neyin değerli olduğu konusundaki düşüncelerini kökten değiştirecek bir ahlaki dönüşüm sağlayacaktır. Bunu yapabileceğini düşünmüyorsan niye solcusun ki?”

Bu vizyona sahip siyasetçi var mı sorusuna BK’dan örnek veriyor: “John McDonnell ile bu konuda konuştuk. Çok ilginç ve açık görüşlü biri… Dünyadaki bütün o ülkeler arasında, solun yenilenmesi için tek küresel umut kaynağının Britanya olacağı aklınıza gelir miydi hiç?”

Graeber kendisini “profesyonel bir iyimser” olarak tanımlıyor. 50 yıl içinde, “kesinlikle kapitalist olmayan bir sistemde olacağız,” diyor ama uyarıyor da: “Daha beter bir şey de olabilir. Bu yüzden daha iyi olanın ne olduğuna ilişkin tabulardan kurtulmalıyız. Daha iyi bir şey bulamazsak daha beteri olacağı kesin; aynı kalmayacak.”


“Bullshit Jobs: A Theory” (Boktan İşler: Bir Kuram) Allen Lane tarafından yayınlandı.
Bu makalenin alındığı kaynak: Yeni Özgür Politika
Orijinal kaynak: New Statesman