Ana SayfaÇeviriİktisat eğitiminin yozlaştırıcı etkileri – Amitai Etzioni

İktisat eğitiminin yozlaştırıcı etkileri – Amitai Etzioni

HABER MERKEZİ – Komünatarizm ve sosyoekonomi üzerine yaptığı çalışmalar ile tanınan Amitai Etzioni, “Ekonomi eğitiminin ahlaki etkileri” başlıklı yazısıyla, iktisat eğitiminin öğrenciler üzerindeki etkisini odağa alıyor. Etzioni, yapılan deneyler üzerinden yalnızca ABD’de değil, Türkiye’nin de içinde bulunduğu onlarca ülkede benmerkezciliğe hapsolmuş, toplumun genel yararını görmezden gelen ve alternatif sosyal görüşleri dışlayan iktisat eğitiminin öğrenciler üzerindeki “yozlaştırıcı etkilerine” değiniyor.


Yazar: Amitai Etzioni

Çeviri: Tolga Er


İktisat eğitiminin insanların ahlakını yozlaştırdığı hipotezini sınayan ilk deneylerden biri Gerald Marwell ve Rut E. Ames tarafından yürütülmüştür. Katılımcıların, bir özel hesap ve kamu fonu arasında bölüştürmek üzere jeton tahsisi yapıldığı bir oyun tasarlamışlardır. Tüm oyuncular jetonlarının tamamını kamu fonuna yatırırlarsa, hepsi, paralarının tamamını kendi özel hesaplarına yatırdıklarından daha büyük getiri elde edeceklerdir. Ancak diğer oyuncular kamu fonuna yatırım yaparken bir oyuncunun özel hesabına yatırım yapması durumunda, söz konusu oyuncu daha da büyük bir getiri kazanacaktır. Böylece oyun, bedavacılığı teşvik etmek için tasarlanmıştır: Sosyal olarak optimal davranış kamu fonuna katkıda bulunmaktır, ancak kişisel avantaj her şeyi özel hesaba yatırmaktan yanadır (Diğerleri fark etmediği ve aynı adımı atmadığı müddetçe).

Marwell ve Ames, çoğu deneğin, jetonlarını kamu ve özel hesaplar arasında neredeyse eşit olarak bölüştürdüğü sonucuna ulaşmıştır. Buna karşın, iktisat öğrencileri, ortalama olarak jetonlarının yalnızca yüzde 20’sini kamu fonuna yatırmıştır. Bu eğilime iktisatçılar ve iktisatçı olmayanların ahlaki görüşleri arasındaki farklılık eşlik etmiştir. İktisatçı olmayanların yüzde 75’i jetonların “adil” yatırımının en azından jetonların yüzde 50’sinin kamu fonuna yatırılmasını gerektirdiğini bildirirken, iktisatçıların üçte biri soruyu yanıtlamamıştır veya “karmaşık, deşifre edilemez tepkiler” vermiştir. Geriye kalan iktisat öğrencileri, iktisatçı olmayan akranlarına nazaran “az veya hiçbir katkının” ‘adil’ olduğunu söylemeye daha yatkın olmuştur.

Diğer çalışmalar, iktisat öğrencilerinin, akranlarına nazaran antisosyal konuma yönelik daha güçlü bir eğilim sergilediği sonucuna ulaşmıştır. Carter ve Irons’ın, “ültimatom” oyununu oynayan hem iktisat öğrencileri hem de iktisat olmayan öğrencileri olmuştur. İki kişilik olan bu oyunda, bir miktar para verilen bir oyuncunun parayı iki kişi arasında bölüştürmesi istenir. Diğer oyuncuya daha sonra teklifi kabul etme veya reddetme şansı verilir. Kabul etmesi durumunda her bir oyuncu teklifi sunan tarafından önerilen payı alır. Reddetmesi durumunda oyuncuların her ikisi de hiçbir para alamaz. Carter ve Irons, iktisatçı olmayan öğrencilerine kıyasla iktisatçı öğrencilerin eşlerine daha küçük miktar teklif etmeye istekli olduğunu ve böylelikle ‘adil’ olan yarı yarıya bölüşümden önemli ölçüde saptığı sonucuna ulaşmıştır.

Son olarak araştırmacıların, satın alırken gerekenden az para vermeyi bildirmeye veya kayıp parayı sahibine geri vermeye ilişkin “dürüstlük anketini” dolduracak hem iktisatçı hem de iktisatçı olmayan öğrencileri olmuştur -biri sömestr başında, diğeri sonunda yapılmıştır-. Araştırmacılar, iktisat dersi alan öğrencilerin, astronomi eğitim alan öğrencilere kıyasla sömestr sonu anketlerinde dürüst davranışta düşüş göstermeye daha yatkın olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Diğer çalışmalar bu temel bulguları desteklemiştir. İktisat öğrencilerinin, bir satıcının sıcak bir günde bir şişe suyun fiyatını artırmasıyla ‘haksızca’ davrandığını düşünmeye daha az eğilimli olduğu sonucuna ulaşmıştır. Şans oyunu oynayan iktisat öğrencileri, akranlarına kıyasla olası kazançlarından daha az bir bölümünü teselli ödülü için ayırmaya istekli olmuştur. Dahası, iktisat öğrencileri, akranlarına kıyasla kişisel başarı ve güce daha fazla değer verirken, sosyal adalet ve eşitliğe daha az önem vermiştir.

İktisat öğrencilerinin her iki derse yeni girdiklerinde benzer seviyede “dürüst olmama” skoru aldığı bildirilirken, sona gelindiğinde, oyun teorisi odaklı dersi alanların akranlarına göre önemli ölçüde daha yüksek seviyede “dürüst olmama” skoru aldığı belirtilmiştir. Böylesine sonuçlar, ahlaka aykırı tutumun artışında yalnızca seçimin etkili olmadığını göstermektedir.

Sonraki çalışmalar bu sonucu destekler. Çalışmalar, bir bütün olarak iktisat öğrencilerinin ideolojisi ile akranlarının ideolojisi arasında ölçülen farklar anlamında benzerlik bulunan alt sınıftaki iktisat öğrencileriyle üst sınıftaki iktisat öğrenciler arasında ideolojik farklılıklar bulmuştur. Araştırmacılar, üst sınıftaki öğrencilerin, alt sınıftaki öğrencilere kıyasla bölüşüm sorununa eşitlikçi çözümleri desteklemeye daha az istekli olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu, iktisat eğitiminde geçirilen sürenin endoktrinasyon etkisi yaptığı yordamasında bulunur.

Sorun, yalnızca öğrencilerin böylesine görüşlere maruz bırakılması değildir, aynı zamanda tipik Amerikan kolejlerinde iktisatın farklı görüşlerinin sunulduğu, “dengeleyici” derslerin bulunmuyor olmasıdır. Dahası, tüm ekonomi dersleri “neoklasik” (liberteryen, benmerkezci) bakış açısıyla öğretilirken, iktisatçı olmayanların derslerinde -örneğin sosyal felsefe, siyaset bilimi ve sosyoloji- çok çeşitli yaklaşımların işleneceği şekilde binlerce çiçek açar, böylelikle öğrenciler çatışmalı sosyal görüş yanlısı görüşler kakafonisiyle baş başa bırakılır. Gerekli olan, kişinin kendisine verilen hizmet kadar kamu yararı ve diğer kişiler için duyulan takdiri birleştiren sosyal yanlı sistematik iktisattır.


Kaynak: Huffington Post