Ana SayfaKitapİşçilerin anlatımıyla: “Grevdeki Çin” raflarda

İşçilerin anlatımıyla: “Grevdeki Çin” raflarda

HABER MERKEZİ – “Grevdeki Çin: İşçiler Anlatıyor”, VİVO Yayınevi’nden Anıl Avaroğlu çevirisi ile çıktı. “Kamu sosyolojisinin parıldayan bir örneği” olarak nitelenen kitap, Çin’in küresel kapitalizmin geleceğini temsil ettiği gerçeği kadar işçi hareketinin de geleceği olduğuna vurgu yapıyor. Anlatıcı olarak işçilerin özne olduğu kitapta Pearl River Deltası’ndaki işçi mücadeleleri detaylı bir anlatım ile sunuluyor.

Çin’deki işçi direnişi süreci ile sonuçlarına işçilerin anlatımı üzerinden odaklanan “Grevdeki Çin: İşçiler Anlatıyor”, VİVO Yayınevi’nden çıktı.

Editörlüğünü Hao Ren’in yaptığı kitabı Türkçeleştiren isim Anıl Avaroğlu. Kitap, Çin’in küresel kapitalizmin geleceğini temsil ettiği gerçeğini kabul ederek bir başka çıplak gerçekliğe dikkat çekiyor: Çin aynı zamanda işçi hareketinin de geleceğidir!

Çin’deki işçi mücadelelerinin tamamına girmeyen kitap, daha ziyade Guangdong eyaletinde Pearl River Deltası’ndaki göçmen işçilerle ilgileniyor.

Pearl River Deltası’ndaki işçi mücadelelerinin detaylı bir anlatımının sunulduğu kitap, “dünyanın fabrikasının çalışmaya devam etmesini sağlayan göçmen işçilerin” perspektifinden anlatılmış sözlü hikayelerin bir derlemesi.

Üç kısımdan oluşan kitabın ilk kısmında lokavt ve fabrika kapanmalarına karşı işçi mücadelelerinden bazı vakalar belgelendiriliyor. İkinci kısımda ücret kesintilerine karşı yapılan mücadeleler var. Üçüncü kısımda ise daha yüksek ücretler için yapılan mücadelelere odaklanılıyor.

Kitabın İngilizce baskısı için hazırlanan önsözde kitap için “kamu sosyolojisinin parıldayan bir örneği” değerlendirmesi yapılıyor ve Zhongjin Li ile Eli Friedman son pasajda da şöyle diyor:

Pollyanna gibi görünmek veya “doğrudan düşmanlığı” yüceltmek istemiyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse, kısmi zaferler ve mutlak yenilgiler Çin’deki grevci işçiler için alışılmış sonuçlardır. Sermayenin coğrafi hareketliliği emek üzerinde halen büyük bir stratejik avantaj olmaya devam ediyor ve bu tek bir işyerindeki grevin üstesinden gelemeyeceği bir şey. Çinli işçiler sağlam örgütlenmeler oluşturamamış ve bu yüzden sınıf düzeyinde siyasi olarak hareket etmeleri engellenmiş olmaya devam ediyorlar. İşçiler bazen belli başlı grevlerde başarılı olmuş olsalar bile göçmen işçiler halen katı ve eşitsiz bir vatandaşlık rejimiyle, yaşamın her evresinde büyük bir güvencesizlikle, dışlayıcı ve baskıcı bir siyasi sistemle karşı karşıya kalmakta. Ancak bu durumlara siyasi bir güç olarak başarılı bir biçimde karşı konulacaksa, ki kesinlikle öyle olacak, o zaman işçi hareketi bir temel görevi görmelidir. Bunun Çin’in içinde olduğu kadar dışında da doğru olduğuna inanmak çok yerinde bir düşüncedir.