Ana SayfaÖzel“Kırlardan gelecekler”: Güneşli pazartesilere – Kenan Tekeş

“Kırlardan gelecekler”: Güneşli pazartesilere – Kenan Tekeş


Kenan Tekeş


Sözcük tamircileri vardır. Onlar, kendilerine bahşedilen elleri ile zamansız ve mekânsız sözcükleri işlerler. İmkânsızlığın güzelliğini yaratırlar sözcükleri tamir ederek.

Bir sözcük ayırsın bizi, bir sözcük de birleştirsin bizi diyip John Berger’e kulak verelim: “Hikâyemiz birinden ötekine kaçak mal gibi geçiversin.”

Her sözcükleri bir öncekinin hikâyesini bir sonrakinin hikâyesine bağlamakla yükümlü hissetsin kendini.

Anlık, adımlık, nefeslik, zamansız bir soluğu olsun anlatacaklarınızın. Bir başlangıcı olsun, ama bir sonu olmasın. Toprağı özlesin, ama sonu olmasın. Sonsuzluğu olsun.

Yaşanmış ve bitmiş sayısız hayata tamir ettikleri sözcüklerle yeniden bakın ve “yaşam devam ediyor” deyin.

Zamanın tozunu alıp otobüs durağındaki yaşlı kadının peşine takılalım. Hele bakalım neyini arıyordu?

Baharını arayan kadın

Ben mi uydurdum, izlediğim bir filmde mi gördüm, yoksa bir yerde mi okudum bilmiyorum?

Mevsimlerden kış sonu. Yaşlı bir kadın titreyerek otobüs durağına gelir. Bir an bütün bakışların arasında, ısınmak için zıplar ve “bahar nerede?” diye bağırır.

Baharın gelmesini ister kadın. İçinde gönlünce, nefes nefese kalacağı, her şeyiyle sevip dokunabileceği, koklayabileceği ölesiye zamanların baharını ister.

Çok şey istemez, kısacık ömrünü bitirmek istemeyen kelebek misali baharını ister sadece.

Sahi,  böyle midir hep baharın gelişini istemek?

Seni alıp kimselerin bilmediği, sadece bilmek zorunda olanların bildiği yere götüren baharın kokusunu içine, en içine çekmek için peşine düşmek. Ona dokunmak için her defasından biraz daha biraz daha çabalamak.

Nehrin amacı denizine varmaktır, derler. Ve yine derler ki, denizine varmak isteyen nehir, önüne çıkan tüm engelleri aşar. Hayatın içinde akan insan da önüne çıkan engelleri, barajları, duvarları aşmak için canı ve cananıyla can-ı gönülden çabalar baharına ulaşmak için.

Siz de merak eder misiniz, dünyanın herhangi bir yerinde değil, şimdi burada, yanı başımızda hiç tanımadığımız, yüzlerini görmediğimiz, hikâyelerini bilmediğimiz, belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz insanların bana, sana, size yani bizlere bir başka hayatın olabileceğini, o başka hayatın mavi gökyüzünde de yıldızların kayabileceğini göstermek isteyenlerin düşlerini?

Yaşayan yüzler bir gün güneşli pazartesilerin baharına ulaşmak isteyen insanları, şu yanı başımızdaki yaşananları, yaşanmışlıklarıyla anlatacaktır. Anlatacaktır birleri hikâyesini. Birileri şiirini yazacaktır. Resmini çizecektir birileri.  Birileri de filmini çekecektir.

Kim bilir, hiçbir şey yapılmasa da hatırlanacaktır. Gizli gizli dinlediğimiz o güzelim şarkıdaki gibi “ağaçlarla balıklarla, kuşlarla ben amenna” deyip hatırlanacaklardır.

Ve şairlere inanın “Kırlardan geliyorlar ellerinde sümbülteber /elbette kırlardan kırlardan gelecekler / başka türlü nasıl güzelleşir bu akşamüstleri…”*

Güneşli pazartesilere.


* “Kırlardan Geliyorlar”, Turgut Uyar