Ana SayfaDünyaTarihten siyasete Arnavutluk zeytinleri – Kıvanç Eliaçık

Tarihten siyasete Arnavutluk zeytinleri – Kıvanç Eliaçık


Kıvanç Eliaçık


Bin yıllık zeytin ağacının gölgesinde

Arnavut zeytinlerini düşünürken zengin bir sofradan başlayıp arkeoloji arşivlerine ve bitkisel gen tablolarına uzanmalıyız, ardından tarih ve siyasete uğramalıyız. Binlerce kadim ağaca ve çok sayıda yerli türe ev sahipliği yapan, iklimi, toprak dokusu ve bio-çeşitliliği zeytin için biçilmiş kaftan olan ülkede zeytincilik büyük sorunlar yaşıyor. Çözümü zeytinciliğin tarihinde bulmak mümkün…

İliryalılar’dan Osmanlı’ya

Adriyatik Denizi kıyısında yer alan Arnavutluk çoğunlukta dağlıktır. Dağlar ve vadiler nedeniyle çok sayıda mikro klima bölgesi oluşmuştur. Batı kıyısındaki tipik Akdeniz iklimi ülkeyi zeytin ve zeytinyağı üreticisi yapmıştır.

Fosiller ve arkeolojik bulgular delice zeytinin bu kıyılarda 6 bin yıldır yaşadığını göstermektedir. M.Ö. 6. yüzyıldan kalma zeytin değirmenleri bilinmektedir.

Avlonya zeytinliklerine övgüler düzen Roma İmparatoru Jül Sezar, Arnavutlar’ın atası kabul edilen İliryalılar’dan zeytinin, üzümün, yağın ve şarabın ustası olarak bahsetmiştir. Yunan tarihçi Strabon M.Ö. 7. Yüzyılda yazdığı “Coğrafya” isimli kitabında Arnavutluk’u üzüm bağları ve zeytinlikler diyarı olarak tarif eder.

İliryalılar pek çok başka millet gibi zeytin ağacını kutsal kabul etmiştir. Sanat, ibadet, süsleme, süslenme, büyü ve tıp gibi farklı alanlarda zeytini ve zeytinyağını kullanmışlardır. Farklı coğrafyalarda olduğu gibi burada da zeytin barışın simgesidir ama bir yandan da savaşın gıdasıdır. 15. Yüzyılda İskender Bey, askerlerine azık olarak ‘kurutulmuş zeytin’ verirken yeni evlenen çiftlere de zeytin fidanı dikme zorunluluğu getirmiştir.

17. yüzyılda, Evliya Çelebi Seyahatname‘de “limonu, inciri, zeytini, bağı bostanı bol Aydonat’tan ve Delviniye”den bahseder. Evliya Çelebi’ye göre Aydonat, sarayın ve İstanbul’un zeytin ihtiyacını karşılamaktadır.

Zengin zeytin çeşitliliği

Bugün ülke genelinde 28 farklı zeytin çeşidi görülmektedir. İtalyalı Frantoio ve yakın zamanda Yunanistan’dan getirilen Koronaki ve Türkiye’den getirilen Memecik dışında hepsi yerli ve özgün türlerdir. Üretimin %40’ını yağlık ve sofralık Kalijot ve %21’ini ise sofralık Kokermadh i Beratit oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra sofralık Elbasani, yağlık Mixan, yağlık Ulli i Bardhe Tiranes, yağlık Nisiot, yağlık Ulli i Holle I Himares gibi türler dikkat çekmektedir.

Arnavutluk’ta zeytin hasadı ekim ayında başlar ve şubata kadar devam eder. Genelde elle toplanır, alet kullanılmaz. Toplama sırasında zeytinler arasında seçme yapılmaz. Dağlık arazideki yaşlı ağaçların etrafına teraslama yapılır. Ekili tarım arazilerinin %12’sine denk gelen 42 bin hektar zeytin ekili arazide yaklaşık 5 milyon ağaç bulunmaktadır.

Devletçilikten özelleştirmeye

Arnavutluk’ta istihdamın %58’i tarımda çalışırken Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın %25’i tarımdan elde edilmektedir. Ülkenin iklimi, coğrafyası ve geleneksel yaşam tarzı tarıma uygundur. İklim ve toprak yapısı zeytincilikte İtalya ve Yunanistan ile rekabet edebilecek fırsatları sağlasa da bugün Arnavutlar dışarıdan satın aldıkları zeytin ve zeytinyağları tüketmektedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Emek Partisi iktidarında zeytin ağacı sayısı 4 kat artmış, öğrencilerin ve gönüllülerin çalıştığı devlet zeytinliklerinde verim yükselmiştir. Bu dönemde Çin ve Vietnam gibi ülkelere zeytin ihracatı yapılmıştır. 1990 sonrasında ise zeytincilik büyük zarar görmüştür. Merkezi planlamadan serbest piyasa ekonomisine geçilirken başlayan istikrarsızlık sırasında kolektif çiftlikler ve devlete ait zeytinyağı işletmeleri özelleştirilmiş. 1990-1995 yılları arasında 1.2 milyon zeytin ağacı ve çok sayıda zeytinyağı tesisi tahrip edilmiştir.

Zeytin türküleri

Arnavutluk’ta zeytin ağaçları turizmin bir parçasıdır. Kaleleri ve kale etrafındaki zeytin ağaçlarıyla meşhur Arnavut kasabalarında kadim zeytin ağaçlarının etrafına yeni kaleler ve taş evler inşa ederek restoran ve oteller açılmaktadır. Arnavutluk’ta 500 – 3000 yaş arasında 1.7 milyon zeytin ağacı vardır. Bu ağaç varlığının yaklaşık yüzde onu 1000-3000 yaş arasındadır. Çevre uzunluğu 30 metreyi bulan bin yıllık ağaçlar dikkat çeker.

Otel lobilerinde, alışveriş merkezlerinde ve havalimanlarında karşınıza 500 yaşında bir zeytin ağacı çıkabilir. Bu agro-turizm dekoru aslında yasa dışı şekilde satın alınmış ve yerinden edilmiş bir kadim ağaçtır.

Arnavutça’da “zeytin eken servet biçer” gibi zeytinle ilgili çok sayıda deyim ve atasözü bulunmaktadır. “Bir siyah zeytine muhtacım” veya “gözüme sürmeye bir damla zeytinyağım yok” gibi deyimler yoksulluğu anlatmaktadır. Güney Arnavutluk’ta oynanan Zeytin Gölgesi önemli bir halk dansıyken Korfu adasına gurbete giden kocalarını uğurlayan kadınların bestelediği “Zeytinin Gözyaşı” da unutulmaz bir türküdür. Şair Martin Camaj şiirlerinde anlattığı insanları zeytin ağaçlarına benzeterek tasvir eder.

Geçmişin izinde

Arnavutlar için zeytincilik kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenektir. Bu gelenekler, teknik iyileştirmeler ve eğitimle güçlendirilirse Arnavut zeytinleri hak ettikleri uluslararası şöhrete ve ticari değere erişebilir.

Arnavutluk’un yeni hükümeti zeytinciliği öncelikleri arasına aldığını ilan etti. Önüne ağaç sayısını 25 milyona kadar yükseltme hedefini koydu. Teknik eğitimler, dağıtım zincirinin geliştirilmesi, yasal düzenlemeler, çiftçi destek programları, çiftçi sendikalarının ve kooperatiflerinin güçlendirilmesi hükümet programında yer alan diğer adımlar. 5 bin yıldır zeytin üretip bugün zeytin ithal eden Arnavutlar, ülke ekonomisini geliştirmek için yüzlerini tekrar çiftçilere ve zeytincilere döndüler.

Unutmadan… Kişi başı zeytin tüketiminin yaklaşık 10 kilogram olduğu Arnavut mutfağı çok zengindir kuzu, dana veya balık nasıl pişirilirse pişirilsin mutlaka zeytinyağı… Fasulye, pırasa, lahana veya tarator ama mutlaka zeytinyağı… Sofranın baş tacı pırasalı börek pilaska hiç zeytinyağsız olur mu?


Kaynak: karabasan

Barışın simgesi, savaşın tanığı: Savaşların kıskacında Suriye ve Afrin’de zeytincilik – Kıvanç Eliaçık

Diktatörlükten demokrasiye Tunus’un zeytin ağaçları – Kıvanç Eliaçık

Burn-out sendromu ve sendikalar – Kıvanç Eliaçık

İç savaşların kıskacında Suriyeli işçiler – Kıvanç Eliaçık