Ana SayfaKadınToplum baskısına rağmen piyanosunu susturmayan bilgelik tanrıçası: Fanny Mendelssohn

Toplum baskısına rağmen piyanosunu susturmayan bilgelik tanrıçası: Fanny Mendelssohn

HABER MERKEZİ – Toplumun ve ailenin kadını geri plana iten zihniyetinin yıprattığı kadınlardan biri Fanny Mendelssohn. Müziğe olan yeteneği ve ilgisi babası tarafından ‘kadınlık görevlerini’ engellememesi gerektiği vurgulanarak baskılandı. Eserleri erkek kardeşinin imzasıyla tanındı. Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta piyanosu ile ataerkil zihniyet arasına sıkıştırılmış bir kadın olan Fanny var.

Tarih pek çok kadının üzerini siyah perde ile örtme görevini ‘ustalıkla’ üstlenir. Erkek egemen dünya ve tarih yazımının karanlığından nasibini alan kadınlardan biri de Fanny Mendelssohn’dur.

Yetenekli bir müzisyen olan Fanny, 14 Kasım 1805’de Almanya’nın Berlin kentinde Abraham Mendelssohn ve Lea Salomon’un çocuğu olarak dünyaya gelir.

Ünlü besteci ve piyanist Felix Mendelssohn’un kız kardeşi olan Fanny en az onun kadar yeteneklidir. Ama Felix’i ‘ünlü’, Fanny’i ‘bilinmeyen’ yapan önemli bir fark vardır aralarında: cinsiyet.

Fanny küçüklüğünden itibaren müziğe karşı büyük bir ilgi duyar. Bu ilgisi aldığı eğitim ve yeteneği ile birleşince unutulmaz eserler ortaya çıkar. Küçük yaştan itibaren annesinin de etkisiyle piyano ile tanışan Fanny, 1816’da Marie Bigot’dan piyano eğitimi alır.

Felix ile aynı müzik eğitimini alan hatta kardeşine ilk piyano derslerini veren Fanny, ‘kadın olduğu’ gerekçesiyle bunu bir meslek olarak icra edemeyeceği yönünde baskılanır.

Toplum baskısının yanı sıra babası Abraham, Fanny’nin sanatının önündeki en büyük engel olur. Öyle ki bu tavır Abraham’ın kızına gönderdiği 1820 yılına ait mektupta açıkça görülür:

“Müzik çalışmaların konusunda bana yazdıkların, kardeşin Felix’in çalışmaları hakkında düşündüklerin….bunların hepsi güzel şeyler. Müzik kardeşin için belki bir meslek olacak, fakat senin için bir süsten öteye gidemeyecek. Bu anlayışla hareket et. Kadınlara sadece kadınsı bir tavır yakışır.”

Bilgelik tanrıçası ‘Minerva’

Sanatı ve babası arasında bir cendereye giren Fanny, 1829’da saray ressamı Wilhelm Hensel ile evlenir. Evlendikten 1 yıl sonra Fanny, dünyaya gelen çocuğuna en sevdiği besteci olan Johann Sebastian Bach’ın adını verir: Sebastian Ludwig Felix Hensel.

Eşi Wilhelm, babasının aksine Fanny’nin müziğine destek olur. Onu piyano çalması ve beste yapması konusunda yüreklendirir.

Felix ise yaptığı her eseri öncelikle müzik kulağına ve birikimine çok güvendiği Fanny’e danışır. Hatta ablasından, Roma mitolojisinde bilgeliği temsil eden tanrıça olan “Minerva” olarak bahsetmeye başlar.

500 şarkı besteledi

1839 yılında İtalya’ya gidip 1 yıl kalan Fanny, burada pek çok önemli müzisyenle tanışıp, müziğini aktarma olanağı da bulur. Fanny Berlin’e geri döndüğünde bazı etkinlik ve davetlerde artık piyanonun başına geçip tuşlarla özgürce buluşur.

Fanny’nin piyano için yaklaşık 500 şarkı besteler. Bunların arasında 250’den fazla şarkı, 125 piyano eseri, dört kantat ve çok enstrümantal oda müziği ve koro eserleri yer alır. Bunlardan bazıları; Swan Song, Das Jahr ve Oratoriumnach den Bildern der Bibel’dir. Ancak eserlerinin önemli bir bölümü kardeşi Felix’in imzasıyla yayınlanır.

Hala bilinemeyen eserleri olan Fanny

Aile dostları Robert von Keudall, Fanny’yi eserlerini basması için teşvik etti ve kardeşi Felix’in itirazlarına rağmen bu eserleri bir araya getirmek için çalışmalara başladı.

Fanny 14 Mayıs 1847’de henüz 41 yaşındayken inme sonucu yaşamını yitirdi. Kardeşi Felix de Fanny’nin ölümünden 6 ay sonra hayatını kaybetti.

Sesi sürekli kısılmaya çalışılan başarılı sanatçı Fanny’nin -bilinen- eserleri ölümünün ardından yayınlandı.

Ancak Fanny’nin birçok eseri bugün hala su yüzüne çıkarılamamış durumda…