Ana SayfaYazarlarAkın OlgunÇaresizler, mecbur bize oy verecekler (mi?) – Akın Olgun

Çaresizler, mecbur bize oy verecekler (mi?) – Akın Olgun


Akın Olgun


24 Haziran seçimlerinin hemen ardından, yerel seçimlerin öne çekileceği haberleri düştü.

Eller ovuşturuluyor…

“Tamam bitti, yepyeni bir strateji ile hazırlanıyoruz seçimlere” içerikli mesajlar, CHP yönetimince büyük bir iştahla seçmene indiriliyor. Siyasetin ayeti bu.

İnce, bir moda ikonu havasıyla Ayşe Arman’ın röportajına ilişiyor.

Efendim, arkadaşları bir açıklama yapalım demişler o “Yok yarın yaparız” diyerek, başını yastığa gömmüş.

O saatlerde binlerce insan ise, sandıkları kaptırmayacağız inancıyla uykusuz ve öfkeli beklemiş.

Tık yok.

“%30 cepte ağa rahat olun, yarın CHP başkanlığını alıyoruz” hesabı, kabara kabara kendi etrafında bir turluyor lakin şişkinlik kof, ertesi gün eline veriliyor siyasetin gerçekliği.

Ortalık toz duman, “oylarımız çalındı” bağırışları, çaresizce kendine bir yol arıyor. Büyünün “adam kazandı” mesajıyla bozulmuş olması sallıyor herkesi. Bir mesajlık canı varmış meğer!

“Oylarımız çalındı” yangını, anlıyoruz ki muhalefetin işine geliyor, “yenilmedik, çaldılar” havası üzerine neler, neler inşa edilmez ki…

Hiç tınlamıyorlar. Başarısızlığı, sünepeliği ve CHP örgüt gerçekliğini, “çaldılar” sığınağının içinde gizlemek müthiş işlerine geliyor.

“Çalmışlardır ama on milyon değil” sözünün siyasi baharatı hapşurtuyor herkesi.

“Yarın herkes normale döner, işimize bakarız” diyenler, geçtikleri koltuk hesabında harcıyorlar insanların umutlarını.

Hepsi statükodan memnun, hepsi kendisine göz kırpılması anını kaçırmamak için kımıltısız duruyor. “Bana bir belediye düşer mi?” kapışmasında, göze girmenin yolunu tırtıklıyorlar şimdi. (Kulak kabartan herkes duyuyor bunu.)

Peki aşağıda ne oluyor?

Omuzlara büyük bir ağırlık çökmüş. “Çaldılar, çalmadılar” toz bulutu dağılınca “ulan kimsenin umurunda değiliz!” havası herkesin üstüne, tenine sinmiş. Öfke, gözyaşlarına gömülmüş. “Nasıl koyduk ama” diyen uğultuya, Bülent Tezcan’ın “amma abarttınız” içerikli dilimli sözleri eklenmiş.

‘Yürü derseniz en önde yürürüm’cü umut tacirinin, kaybolduğu akşamın ardından büyük bir gamsızlıkla poz vermesi ise tuzu biberi olmuş her şeyin.

Devamla;

“Yerel seçimlere hazırız” diyor bir başkası. Bir başkası “kendi seçmenimizin dışındaki kesimlere sesleneceğiz” buluşunu bırakıyor ortaya.

Seçim güvenliği için, “gerekirse yapay zeka kullanacağız” diyen sancak beyi sıyrılıyor olup bitenden. Genç, dinamik, ilerici, hazirancı ne varsa gögüs kafesine doldurduğu hava ile ellerini önüne bağlayıp, siyasi abilerinin gölgesinde serinliyor.

Tek suçlu var halk ve seçmenler.
Sandıkların başında sabahlayanlar, “kazandık, ikinci tura kaldı” diyen sese kulak verip inatla oyuna sahip çıkanlar.

Meğer umut prensi, dışarıda bir ses, yenilmiş olsa da mağrur bir kaç cümle bekleyenlere, sırtını dönmüş uyumuş.

Peki, İnce’nin bu rahatlığına sebep ne?
CHP yönetiminin bu gamsızlığı nereden geliyor?

Herkes alacağını aldı, kapacağını kaptı ve çaresizler, mecbur bize oy verecekler (mi?)

Rakı, balık, Ayvalık siyasetinden arta kalan zamanlarda, seçmenlere iki gaz, benzin veririz, iktidara iki bağırıp, çağırırız, hoop herkes arkaya dizilir mi?

Bu sefer öyle olmayacak.

Oyuna sahip çıkan o gençleri, kadınları çok arayacaksınız.

İki mitinge gelip, ardından televizyonun karşısında içkisini yudumlayıp, bütün yükü taşıyanlara ahkam kesenleri toplarsınız artık sandık başlarına.

Hesap vermeden bu içe gömülen umudu kaldıramaz kimse.

Sandıkları koruyan, kollayan, inançla ve karşılıksız bunu yapan duyarlı binlerce gönüllü topluyordu hepinizin arkasını. Kara kaşınıza, kara gözünüze değil, bir nebze nefes alabilmek ve yarına bir umut taşıyabilmek adına sadece.

Sizin statükolarınızın, koltuklarınızın, indir bindir işlerinizin bir aracı olmadıklarını anlayacaksınız.

Üstlerine basa basa çıkıp, sonra ortada bırakıp gitmenin bu kadar kolay olmadığını, ikna etmek için yüzünüzü onlara döndüğünüzde, sıra onlara gelecek.

Medyanız onlar, kampanyanızı omuzlayan onlar, afişinizi, bildirinizi asan, sözünüzü her yere taşıyan onlar. Mitinginizi, görüntünüzü, propagandanızı, sloganınızı her türlü baskıya, yasağa göğüs gererek karşılayan, çatışan, direnen, vuruşan  yine onlar. Atarınızı da, tutarınızı da onlara borçlusunuz. Onlar olmadan birer hiçsiniz.

Kocaman bir HİÇ.

Şimdi, o şişkin egolu yelkenlerinizi indirin hele…