Ana SayfaKitapDevlete karşı demokrasi?

Devlete karşı demokrasi?

HABER MERKEZİ – Miguel Abensour’un “Devlete Karşı Demokrasi: Marx ve Makyavel Momenti” isimli kitabı Epos Yayınları’ndan çıktı. “Devlet, demokrasinin alabileceği en iyi biçim değildir” diyen yazar, demokrasiyi devletle özdeşleştiren ‘demokrasi karşıtlarını’ eleştirirken, ‘Marx aracılığıyla anarşi ile gerçek demokrasi arasındaki bağı kurabilmenin’ yollarını arıyor.

Fransız filozof Miguel Abensour’un “Devlete Karşı Demokrasi: Marx ve Makyavel Momenti” isimli kitabı Epos Yayınları’ndan çıktı.

Kitabı Fransızcadan Türkçeleştiren isimler Zeynep Gambetti ve Nami Başer.

“Makyavel Momenti”nin tanımını sunan kitap, bu momentin, respublica’nın (kamusalın) bir politika biçimi olarak kendinin bilincine varma ve kendini yıkabilecek olana karşı tedbir alma zorunluluğunun farkında olma durumu olduğunun altını çiziyor.

Kitabın çevirmenlerinden Gambetti ise “Marx’a dönüş devri” başlıklı Önsöz’de, “Politika felsefesinin Makyavel’den bu yana sorduğu soru, insanın kendi dünyasını varetmesinin ne demek olduğudur” diye belirtiyor ve devamla da Marx’ın “gerçek demokrasi” formülüyle cevaplamak istediği soruları sıralıyor:

  • Kendi kendini yönetmek ne anlama gelir?
  • Ortak irade nasıl vücut bulur?
  • Tahakküm ilişkileri olmayan bir toplum nasıl tasavvur edilebilir?

Liberal düşünceden farklı olarak Abensour’un kaygısının, hukuk devleti övgüsü olmadığını belirten Gambetti, onun niyetini ise şöyle özetliyor: “Marx aracılığıyla anarşi ile gerçek demokrasi arasındaki bağı kurabilmek.”

Kitapta Abensour da “Devlet, demokrasinin alabileceği en iyi biçim değildir” diyor. Demokrasiyi devletle özdeşleştiren ‘demokrasi karşıtlarını’ eleştiren yazar, Marx’ın 1843 tarihli metnine atıfta bulunarak, onun, devletin enkazı üzerinden demokrasiyi düşünmeye davet ettiğini söylüyor ve ekliyor: “Böylelikle politikayı deneyimlemenin bu ilginç biçimine giden ve gerçek demokrasi muammasıyla yüzleşmemizi sağlayan yolu açar.”


Kitaptan: Devlete karşı demokrasi?

Devlete karşı demokrasi? Elinizdeki kitabın başlığı, kelimenin tam anlamıyla paradoksal. Bir defa demokrasiyi ve devleti, bir elin parmakları gibi birbirinden ayrılmaz oluşumlar olarak düşünen demokrasi taraftarlarının doxa’sına karşı çıkmakta. Bunlar demokrasi ve devleti öylesine özdeşleştirirler ki, “demokratik devlet” ifadesini hiç problemsizmişçesine kullanırlar. Bu iki terimin birlikteliği doğalmış gibi görünmesine rağmen, işin aslı hiç de öyle değildir. Yunan antik sitesinde doğan demokrasi, neden zorunlu olarak devlet olgusuyla önsel bir uyum içerisinde olsun ki? Egemen devlet, varolan şartlara ve yöneticilerinin takdirine bağlı olarak ya demokratik ya da otoriter yönetim biçimini seçebilir.

Demokrasi, devlet iktidarının alacağı biçimlere, bir anlamda yönteme indirgenebilir mi? Eğer bu mümkün değilse, eğer demokrasi toplumun politik yapılanmasıysa, demokrasiyle devlet arasında bir gerginlik, hatta bir çelişki olduğu apaçık değil mi?