Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNEAras Yayıncılık’ın kurucularından Yetvart Tomasyan’ın portresi

Aras Yayıncılık’ın kurucularından Yetvart Tomasyan’ın portresi

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta Yetvart Tomasyan var. Kısaca “Ermenice edebiyata açılan pencere” olarak nitelendirilen Aras Yayıncılık’ın kurucularından olan Tomasyan, halklar arasında diyalog kurmanın önemine değiniyor ve “Şiirlerimizi, romanlarımızı ve hikayelerimizi okuma imkanı olduğunda bizi anlayabilirler” diyor.


Çeviri: Lokman Sazan


İstanbul merkezli Aras Yayıncılık 20 yıldan uzun bir süredir Ermeni tarihi, sanatı ve edebiyatı ile ilgili konularda Türkiyelilere hitap ediyor. Yayınevinin kurucusu Yetvart Tomasyan, komşu halklarla diyalog kurmanın formülünü Ermeniler için bulmuş gibi görünüyor.

“Eğer komşu ülke edebiyatımızı okuyamıyor, filmlerimizi izleyemiyorsa iletişim kurmanın bir yolunu bulmalıyız. Filmlerimizi izleme, şiirlerimizi, romanlarımızı ve hikayelerimizi okuma imkanı olduğunda bizi anlayabilirler” diyor Tomasyan.

Yetvart Tomasyan ya da arkadaşları ve yakınlarının deyişiyle Tomo, 1949 yılında İstanbul-Yedikule’de dünyaya gelmiştir. Tomasyan’ın ailesi ise İstanbul’a Çorlu ve Tekirdağ’dan gelir. Büyükbabası Lasarus genç yaşta çalışmak için Çorlu’dan İstanbul’a taşınır. Lasarus, yıllar sonra da bir kafe açıp eşi Taguhi ve çocuklarıyla işletmeye başlar.

Tomasyan’ın babası kuyumcu Petros, 1908 yılında İstanbul’da doğar. Ailesi İstanbul’da yaşadığından dolayı 1915 katliamından ve tehcirden kurtulmayı başarır.

“Sadece önde gelen insanlar İstanbul’dan sürüldü, geri kalanların çoğu genelde güvende kaldılar. Aydınlar, din adamları ve önde gelen kişiler techir edildi ve bazıları yolda öldürülürken, geriye kalanlar zulüm altında ve tükenmiş halde Deyr ez Zor’a ve Halep’e götürüldü” diyor Yertvart.

Yine de Ermeni Soykırımı ailenin tarihine iz bırakır.

Ömür boyu yas

“Dedem Lasarus büyükannemle evlenmeden önce Sofik adında bir eşi ve Karpis, Aghavni ve Martik adında üç çocuğu vardı. Çok güzel bir kadın olan Sofi, uzun boyluydu ve mavi gözleri vardı. Tüberküloza yakalandı ve hayatını kaybetti” diyor Yetvart.

Eşini kaybeden Lasarus, çocuklarına bakabilmek için yeniden evlenmeye karar verir. Dedesinin bir akrabası Çorlu’da Taguhi adında genç bir kadın olduğunu söyler. Arabulucu olan akraba Taguhi’yi Lasarus’la evlenmeye ikna etmek için, Lasarus’un eski eşinden iki çocuğu olduğunu söyler. Taguhi İstanbul’a gelip gerçeği öğrendiğinde aldatıldığını hisseder ve üçüncü çocuğa bakmayı reddeder. Lasarus’un ailesi bu sebeple Martik’i yeni aile dağılmasın diye Çorlu’ya yollar.

Ermeni Tehciri 1915’te başladığında Lasarus’un ailesi de yerinden edilir. “Konya’ya yürüyerek gönderildiler. O yoldan kimse geri dönmedi. Martik de dönmedi. Öldü mü, kayıp mı oldu? Kimse bilmiyor” diyor Yetvart.

1916’dan 1923’e kadar Soykırım’dan kurtulan birçok kişi İstanbul’un Samatya bölgesindeki Ermeni Kilisesi’ne sığınır. Taguhi, her yeni biri geldiğinde kilisede beyhude bir şekilde Martik’i arar.

Tomasyanlar: Karpis, Aghavni, Petros and Sargis

“Devlet insanların ülkeye girişini engellediğinde ve kaldığımız yer kapandığında, Taguhi siyahlar giydi. Martik’in ölümü ya da kaybından kendini sorumlu tuttuğundan ölene kadar da bu yas elbiseleriyle kaldı ve kendini hep suçlu hissetti. Kendi çocuğu ölmüş gibi zihinsel olarak acı çekti” diyor Yetvart.

Yetvart ve yazar olan kız kardeşi Taguhi Tomasyan sonrasında da Martik hakkında bilgi almaya çalışır, fakat bir sonuç elde edemez.

Lasarus ve Taguhi’nin Petros ve Sargis adında iki çocuğu olur. Türkiye’de Varlık Vergisi Yasası yürürlüğe girdiğinde aile her şeyini kaybeder. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye Devleti’nin vatandaşlarını yükümlü tuttuğu bu varlık vergisi, genelde azınlık olan Ermeni, Rum ve Yahudilere uygulanır.

Yetvart’ın büyükannesi Taguhi, çocukları Petros ve Sargis’le beraber

Yetvart Tomasyan’ın annesi Mary de Çorlu’dandır. O zamanlar, yemek ve yaşam kültürü benzer olduğundan aynı yöreden kadınlarla evlenmek gelenektir. Mary’in ebeveyni Armash ve Agapi, esnaf olan Ermeni tüccarların tehcir edilmesine karşı çıkan Çatalca Belediye Başkanı sayesinde katliamdan kurtulmayı başarır. Ancak Çorlu’daki bütün ailesi tehcir edilir ve çok azı geri dönmeyi başarır.

Petros ve Mary’in en büyük oğlu ömrünü eğitim ve edebiyata adar. Yetvart Samatya’da Immaculate Conception College’de okuduktan sonra Üsküdar’a taşınır ve ruhban okulunda eğitim almaya başlar. Yetvard, sonradan İstanbul’daki Ermeni okullarında okuyan Ermenilere öğretmek için özellikle Eski Ermenice (Grabar) ve İstanbul Üniversitesi’nde klasik diller bölümünü okur.Fakat, politik düşüncesi ve solcu fikirlerinden dolayı okullarda iş bulamaz.

Yetvart’ın büyükannesi Taguhi ve torunları

Yetvart, 1971 yılında Ruhban Okulu Öğrencileri Birliği’nde tanıştığı Pailine ile evlenir ve Mihran ve Petros adında iki çocukları olur. Bugün, Mihran Tomasyan “Çıplak Ayaklar” olarak bilinen tiyatro grubunda sanat direktörü olarak çalışmaktadır.

Dile getirilmesi kolay değil

Yetvart, yıllarca edebi çalışmalar yaptıktan ve “Marmara” isimli Ermeni gazetesinde çalıştıktan sonra, 1993’te arkadaşları Hrant Dink, Mıgırdiç ve Artashes Margosyan’la birlikte Aras Yayıncılık açar.

“Ermeni cemaati, sesini duyuramadığı zor dönemlerden geçiyordu. Ermeniler, kendi kabukları içinde sessizce yaşıyorlardı. Bazen taşkınlıklar olduğunda ne yapılabilirdi ki? Her şeyden önce büyük bir topluluk değildik” diyor Yetvart.

Aras Yayıncılık, Türkiye’de halklara Ermeni topluluğunu, hakikatini, tarihini ve geçmişini temsil etme ve anlatma amacıyla kurulur. Yayınevi genellikle Ermeni yazarların Türkçeye çevrilen eserlerine, Türkiye’de yaşayan Ermenilerin kitaplarına ve Ermeni sorunlarıyla ilgili yazı yazan Türkiyelilerin kaleme aldıklarına odaklanıyor.

Yayınevi aynı zamanda 170’in üzerinde Ermenice kitap da yayınladı.

Yetvart Tomasyan ve annesi Mary

“Yaptığımız iş ne ruhen ne de fiziksel olarak hiç kolay değil. Hedef gösterilmeden, mümkün olduğunca mütevazı ve bağırmadan sorunu gündeme taşımak ve tartışma başlatmayı amaçlıyorduk. Hiçbir zaman mütevazılığımızdan ödün vermedik. Aksine sürekli daha iyi olmaya çalıştık” diyor Yetvard.

Aras tarafından basılan kitaplar ve gerçekleştirilen diğer etkinlikler Türkiye’de, özellikle entelektüel çevrede, Ermeni sorununa ve Ermenilere yönelik tutumda değişime vesile olmuştur. Yetvart son olarak şöyle diyor:

“Yaptığımız çalışmalar aslında sıradan insanlara yönelik. Fakat akademisyenler bile sorunlarımızın farkında değil. Yaptığımız çalışmalarla büyük ihtimalle toplumda şok etkisi bırakarak Ermeni Sorunu üzerine odaklanmaya vesile olduk. Bugünlerde birçok insan bu işi yapıyor, fakat daha hedefimize ulaşmadık.”


Kaynak: Aurora Prize