Ana SayfaManşetBir veda diyalogu – Xane Anuş

Bir veda diyalogu – Xane Anuş


Xane Anuş


+ Esas olan şey bizi bağlayan paralel; aynı sınırlara gömülmek, aynı iklimi solumak, bir köşeyi emanet eyleyip sırt sırta aksi yönlerde aynı şarkıya aynı notaya düşmek… Esas olan mesafeyi iki kelimende süzüp kendime çıkarmak hayatı.

***

– Günleri, saatleri, anları saymak ve zamanın orta yerinde durup mekanın seni boğmasını önlemeye çalışmak. Gidenin gitmesi gerektiğine kendini ikna etmek ama gizli gizli isyanları biriktirmek. Biz olma mevsiminde bu kadar mesafelerle yüreğinin yarısını uğurlama telaşı, hüznü…

Gerçekçi değil hayallerle düşünmek ve oradan gidenin bir daha döneceği günlerin umuduna tutunmak. Evet, umuda tutunmak… Ben gerçeğin katı çölünde susuz kalmaktansa umuda tutunmayı seçenlerdenim. O yüzden yazacağım, hep yazacağım, ‘biz’i yazacağım… Karşılığı ne olursa olsun, hayat bizi nereye götürürse götürsün ‘biz’ olma halimizi yazacağım. İki kişilik yaşamanın başka bir yolu olmadığı ikimizin de böylesi bir basitliğe tamah etmeyeceği için yazacağım. Ola ki bir gün denk gelirse seninle tutku ve arzuların bütünleştirdiği bir beden olma halini yazacağım. Bir gün birlikte okumak aynı gökyüzüne farklı mekanlarda değil birlikte bakabilme günleri için yazacağım…

Keşke seni daha fazla tanısaydım. Hayatının bütün ayrıntılarını, yaşadığın yaşının her anını. Yüreğindeki, bedenindeki açılan yaralara dokunabilseydim, sağaltmak için yaralarını, içime çekseydim her bir ayrıntını…

Mimiklerine biraz daha dikkat kesilseydim; mesela yemeği nasıl yediğini, düşünürken ya da konuşurken ellerinin hareketlerini, öfkelenince ya da sevinince yüzünün aldığı şekli, serseri bir arsızlıkla kendini anlatma telaşını, aşk ile baktığın zamanlardaki halini, tutku ile sarıldığın anı…

Olsun, bunlar olmadı diye hayallerimde seni eksik bırakacak değilim… Çünkü tanıdığım kadarı da yetti bana. Geri kalanını kendimde tamamlayacağım ve senin ayrıntıların tamamlandıkça ‘biz’ daha bir tanım bulacak. Klasik ilişkilerin birbirini mülkleştiren ayak bağı ile değil. Söz değil.

Hayat sahiplik ve bağımlılık arasında sıkıştırılamaz, biz olduğumuz ve biz olma halini yaşadığımız sürece. Gitmek istediğinde yolun açık olsun, lakin kalmayı seçtiğinde yüreğimin ve bedenimin bütün ayrıntılarına sinmene izin verecek kadar…

Previous post
Meksiko belediyesinde 'kadın manken' yasağı: Cinsel meta olarak görülüyor
Next post
Film olmamış bir hikaye