Ana SayfaKültür-Sanat‘Gölgesinin peşinde’ bir grup: Siya Şevê ile son albümleri ve Kürt müziği üzerine

‘Gölgesinin peşinde’ bir grup: Siya Şevê ile son albümleri ve Kürt müziği üzerine

HABER MERKEZİ – Kürt rock müzik grubu Siya Şevê ile uzun bir aranın ardından çıkardıkları yeni albümlerini, müziği, Kürt diline yönelik kısıtlama ve yasakların müziklerine etkisini konuştuk. Siya Şevê, çalışma koşullarını kendi oluşturan, kendi kayıt stüdyosunda albümlerini yapan bir grup. Grubun solisti Gökçe Selim, “Kürt müziğine ne yazık ki hiçbir zaman alan açılmadı, aslında bu işte kavga dövüş ilerliyoruz ya da ilerlemeye çalışıyoruz” diyor. 90’lı yıllardaki OHAL mantığının hala geçerli olduğuna dikkat çeken Selim, “Bugün yapılmak istenen; engelleyemedikleri bir kültürel varoluşu dejenere etmek, yozlaştırmak” diye belirtiyor.


Röportaj: Lokman Sazan


Siya Şevê’nin oluşumunu hangi hikayeye borçluyuz? Urfa’da kurulan grup olduğunuz biliniyor. Fakat ben biraz daha öncesine de gitmek istiyorum. Kimsiniz, hangi sanatçılardan etkilendiniz, ne tür müzikler dinlerdiniz, nasıl grup oldunuz?

Evet Urfa’da bir araya geldik, üniversite ortamında zaten müzisyen olan arkadaşlarımla dönemin sendika, parti, dernek etkinliklerinde sahne alıyorduk. Müzikle olan bu bağ sonra ciddi bir hal almaya başlayınca buna isim verdik. Açıkçası, profesyonel olan ya da olmayan birçok müzisyenden sanatçıdan tabi ki etkilendik, ama bu etkiyi yaptığımız işe çok da yansıtmamaya ve daha özgün kalmaya çalıştık.

Neden Kürtçe Rock?

Bu soru ne yazık ki bize çok soruldu ve sanırım dünyada böyle sorulara bir tek Kürtler maruz kalıyordur, düşünsenize bu sorunun “Bulutsuzluk Özlemi” solisti Nejat Yavaşoğulları ya da “Duman” grubu solisti Kaan Tangöze’ye sorulduğunu: “Neden Türkçe Rock?” diye.  Onların vereceği cevabı kendi cevabım kabul ediyorum, demek istiyorum.

Modern/Batı enstrümanların Kürt müziğinde de kullanılmasıyla Kürt müziğinde özellikle 2000’lerin başında yeni bir alan açılmış oldu. Sizler de Kürt Rock grubu olarak, eserlerinizde kullandığınız enstrümanların Kürt müziği dünyasına nasıl bir etki, gelişim ve değişime katkı sunduğunu düşünüyorsunuz?

Aslında 1973’te kurulan “Koma Wetan”ın 1978’de rock albümü çıkıyor, bunun dışında 80’li yıllarda Ciwan Haco’nun albümleri var, yani ben bu noktada biraz farklı düşünüyorum ve kendi açımdan düşününce sorudan ziyade sorunları da dile getirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Kürt müziğine ne yazık ki hiçbir zaman alan açılmadı, aslında bu işte kavga dövüş ilerliyoruz ya da ilerlemeye çalışıyoruz da diyebilirim.

90’lı yıllarda OHAL valilerinin masasında Kürtçe Arabesk söyleyen tipler her tezgahta her platformda Kürtçe müzik yasaklı olduğu halde albümlerini satabildiler, şarkılarını söyleyebildiler; yani bu dejenerasyonu yayabildiler, bunu daha önceki bir röportajda da söylemiştim sanırım.

Böyle bir furya, dönemin OHAL’i ile birlikte bilerek yaratıldı, büyütüldü ve yaptığı işin farkında olmayan bir çok Kürt müzisyen, grup ya da kurum buna balıklama atladılar.  Aslında Kürtçe müzik bizler tarafından günübirlik pragmatik, kişisel ve siyasi yaklaşımların kurbanı oldu da diyebiliriz. Dediğiniz gibi müzikte enstrüman önemli bir belirleyicidir fakat özgün, modern ya da geleneksel bir nitelik taşıdığı zaman.

2000’li yıllarda sizinle birlikte o dönem Rojhan Beken, Mehmet Atlı, Harun Ataman, Burhan Berken gibi isimler ön plana çıktı. Bunun yanında Kerem Gerdenzeri yıllar sonra Kürt dinleyicilerinden hak ettiği ilgiyi görmüş oldu. Fakat günümüze tekrar döndüğümüzde bu isimler ne yeterli ilgiyi görebiliyorlar ne de istedikleri müzikleri icra edebiliyorlar. Bunun sebebi sizce nedir?

Saydığınız isimlerin bir çoğu hala aynı kalitede müzik yapıyor ama sahne alamıyorlar veya çok küçük sahne ve mekanlarda hiçbir tanıtım yapamadan müzik yapma durumunda kalıyorlar ne yazık ki. Diğer taraftan ise toplumun gözüne, kulağına enstrümanının akordunu bile yapamayacak kadar kalitesiz, akıl almaz maskaralıklar sokuluyor. Çünkü 90’lı yıllardaki OHAL mantığı hala geçerli. Yapılmak istenen; engelleyemedikleri bir kültürel varoluşu dejenere etmek, yozlaştırmak ve bu dejenerasyonun her zaman önünü açmak. Çünkü bunu yapanlar kültürel bir varlığın  ancak bu şekilde yok edilebileceğini çok iyi biliyorlar.

Dinleyicilerle buluşan bütün eserlerin altında “Siya Şevê” imzası var. Bu bile başlı başına üreten bir grup olduğunuzun göstergesi. Çalışma ve üretme koşullarınızdan bahseder misiniz? Destek ya da karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Çalışma koşullarımızı kendimiz oluşturduk, kendi kayıt stüdyomuzda albümlerimizi yapıyoruz, kendi albümlerimiz dışında başka müzisyen ve gruplara da kayıtlar yapıyoruz.

Diğer sorunuza gelince son yıllarda genel olarak bütün müzisyenler için ciddi ekonomik sıkıntılar ve zorluklar var; eskisi gibi  etkinlikler olmuyor, mekanlar müzisyen giderlerini karşılayamıyor hatta bir çoğu kapanıyor, yani ülkedeki bir çok insanın bildiği ve yaşadığı sıkıntılar.

Yeni albümünüze gelmek istiyorum. “Li pey siya xwe”nin hikayesi ve emek sürecinden bahsedebilir misiniz?

Uzunca bir süre albüm yapmamıştık aslında ve bu böyle devam ediyordu, fakat sonrasında dinleyicilerin baskısına dayanamadık; çünkü gerçekten bizden çok soruluyordu, “Albüm niye yok? Ne zaman çıkacak, müziği mi bıraktınız?” gibisinden. Artık ya bıraktık ve “Tamam” diyecektik ya da yaptık diyecektik.

Onun için bu albüm bir beş yıl daha kendimizi rahat hissetmemizi sağlayacak diye düşünüyorum.

Albüm tanıtımı şu an ne aşamada? TV, gazete veya sosyal medya araçlarının erişimi sizlere açık mı? Tanıtım için lansman nerede yapacaksınız? Bunun dışında başka organizasyonda olacak mısınız? Dinleyiciler son albümünüze nereden ulaşabilir?

Sizden önce sputnik Kurdistan ile röportaj yapmıştık fakat onun yayını durduruldu, çıkabildiğimiz TV kanalları zaten uzun zamandır yok, çünkü mahalif basın ya da televizyon kalmadı gibi, birçoğu kapatıldı.  Konser mevzusunda ise iki lansman konseri yaptık, İstanbul ve Amed’de.

Eylül ve Ekim ayı ile birlikte Batman, Mardin, Van, Mersin ve İzmir’e gideceğiz. Şimdiden dinleyicilerimize duyurmak isterim.

Son dönemde Kürt diline yönelik kısıtlamalar, yasaklar müziğinizi nasıl etkiliyor?

Valla genelde romantik şarkılar yazan ve söyleyen bir grupken “Bênamus” gibi şarkılar yazmaya başladık, artık nasıl etkilendiğimizi siz düşünün.

Son olarak, şu ana kadar dinleyiciye sunduğunuz bütün eserlerin bir hikayesi mutlaka vardır. Fakat bir bütün olarak “Siya Şevê” ve eserlerinin hikayesini nasıl anlatırsınız?

Bir bütün olarak son albüme verdiğimiz isim bunu ifade ediyor diyebilirim; “Li pey siya xwe”, gölgesinin peşinden gitme durumu…

Eklemek, dile getirmek istediğiniz başka bir şey var m?

Var; Kürt dinleyiciler saçma sapan sözde sokak müzisyenlerine ve arabesk  tayfasına itibar göstermesin. Aç kalmak, zehirlenmekten daha iyidir!