Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNEKaranlık geçmişin ötesine geçmek için adımlayan bir Ermeni: Audrey Selyan Matyan

Karanlık geçmişin ötesine geçmek için adımlayan bir Ermeni: Audrey Selyan Matyan

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta Audrey Selyan Matyan var. Hikayesi İstanbul’dan İsviçre’ye, oradan da ABD’ye uzanan Matyan, “Aktivist olmam kazara değil” diyor ve ekliyor: “Bu karanlık geçmişin ağırlığının ötesine geçmemiz gerekiyor.”


Çeviri-Derleme: Tolga Er


“Bildiğim tek bir şey var: Amerikalı gibi konuşuyorum, Avrupalı hissediyorum, ama çocuklarımı Ermenice konuşacak şekilde yetiştiriyorum. Bu, ölen bir dil ve bu da benim aile üyelerimi ve geçmişimi onurlandırmamım yolu.”

Bu sözler Audrey Selyan Matyan’a ait.

Soykırım’dan hayatta kalan bir ailenin soyundan gelen Audrey, düşüncelerini açıkça ifade edebiliyor ve oldukça düşünceli, yine de her şeyden önemlisi doğru kelimelerin ve iyiliklerin fark yaratabileceğine inanıyor.

Audrey, nazik bir ruh ve her sözünde minnet taşıyor. Bu, onun için yalnızlaştıran bir değerden ziyade daha çok ilerlemesini sağlayacak adımları atmasında güçlendiğini hissettiren bir his:

“Biz bugün hayatımızı böyle yaşıyoruz. Benim aile hayatımın en önemli yönlerinden biridir bu. Minnet, kesinlikle iyi halimizin temellerinden biri. Benim büyükannem ile büyükbabam zor ve karanlık zamanlardan geçmiş, ancak bunlar bana bir referans noktası veriyor.

İnsanlar, (Soykırım’ı) tanımaya ve özüre büyük önem atfediyor ve konu Soykırım olduğunda ben her ikisinin de büyük bir destekçisi olarak yer alıyorum. Fakat bunları gerçekleştiğinde ne yapacağız? Zaman, bunun önemini görmezden gelmeden yola devam etmenin ve ileriyi düşünmenin zamanı. Bu karanlık geçmişin ağırlığının ötesine geçmemiz gerekiyor.”

Audrey Selyan Matyan

İstanbul’dan İsviçre’ye

Audrey’in büyükbabası, 1890’lı yıllardaki köy katliamlarından kurtulan tek kişi.

101 yaşındaki büyükbabası, 1915’te başlayan Soykırım’ın sonuçlarını hala hatırlıyor.

Bitmeyen korkuyu tanıyan bir kişi büyükbabası. Ancak Audrey’in anlattığına göre büyük ve cesur bir eylemin de sahibi kendisi: Büyükbabası, 50 yaşındayken ailesini İstanbul’dan alarak İsviçreye taşınır ve burada ailesine yeni bir mirasla yeni bir hayat kurar:

“Büyükbabam yumuşak ve nazik bir ruhtur ve oldukça dingindir. Aynı zamanda, kuvvetli bir korkunun vücut bulmuş hali olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye’de belli bir dönemde büyümüş birçok Ermeni’nin yaşadığı üzere; kapıdaki bir tıklamanın asla azımsanmaması gerekiyordu. Bu tür bir şey zamanla yok olmuyor.”

Babasının izinden

İstanbul’un sokaklarında top oynarken kendini ABD’de 13 yaşında tam zamanlı çalışırken bulan Audrey’in babası, postahanedeki işinden sarı taksi şoförlüğüne, oradan da New York’taki bir üniversiteye geçer. En sonunda da uluslararası işletme alanına girer.

Şirketi Sudan ve Nijerya gibi ülkelere gidecek gönüllü yöneticiler aradığında ilk kalkan el onundur:

“Benim babam o kadar çok dil konuşabiliyor ki. Kendini insanlara çok iyi anlatır. Neredeyse herkesle sohbete girebilir. O bir bukalemundur. Ancak her şeyden öte çeşitli yerlere gitmeye bayılırdı.”

Audrey de babası gibi.

Babasından iletişim yeteneğini alan, onun gibi birçok dili konuşabilen Audrey, sosyal girişimcilğe destek veriyor.

Audrey, Artha Impact Investment aldı yatırım danışmanlığı firmasının yöneticisi olarak, finansal gelirin yanı sıra sosyal ve çevresel etki yaratabilme amacıyla verilen fonları ve şirketlere yapılan yatırımları denetliyor ve teşvik ediyor.

Aile ve arkadaşlarından kurulu yakın bir çevresi olan Audrey, büyükbabasının deneyimlediğinin tersine endişeden yoksun bir hayat sürüyor, ancak geçmişinin etkileri bugününe yansımaya devam ediyor:

“Bizim neslimizin en başından fark ettiği; bu ağır kimliği taşırken bir şeyler olduğu yönündeki bir tür sarkaç salınımıydı.

Harita genelinde bir aktivist olmam kazara değil. Ömrüme yetecek kadarını gördüm demektense bir şeyleri, tanımlayamadığım o meşhur oryantal halının altına süpürmeye karşı alerjim var.”

Audrey ayrıca Ermenistan’ın daha ileriye gidebileceğini düşünüyor:

“Biz kültürel bir halkız. Oradaki arkadaşlarımı ziyaret etmeye bayılıyorum. Ve Ermenistan’da yeni bir etki yaratacak merkezimizin açılışını göreceğimiz için heyecanlıyım.”


Kaynak: Aurora Prize