Ana SayfaYazarlarEmre CakaRant kavgası çocukların sahalarını vuruyor

Rant kavgası çocukların sahalarını vuruyor


Röportaj: Emre Caka


Bu yıl Lefter Küçükandonyadis adı verilen Süper Lig’in başlamasına sayılı günler kala tüm takımlar hazırlıklarını sürdürüyor. Transfer piyasası, antrenmanlar, yurt dışı kampları, sağlık ekibi ile kondisyon ekibinin istatistikleri, yeni antrenörler…

Her yıl olduğu gibi bu yıl da muhakkak en çok konuşulacak konuların başında alt yapılar geliyor. Peki gündem olan Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve birkaç kulüp dışında çoğunluğun alt yapılarında durum nasıl? Amatör kulüpler çocuklar ile ilgilenebiliyor mu? Tesisleri yeterli mi? Ya da şöyle sormak daha doğru olur: Herhangi bir tesisleri var mı?

Koşuyolu Spor Kulübü ve Kadıköy Amatör Kulüpler Birliği Başkanı Taşkın Tuna ile amatör kulüplerin güncel durumunu konuştuk.

Koşuyolu Spor Kulübü ve Kadıköy Amatör Kulüpler Birliği Başkanı Taşkın Tuna

Öncelikle kısaca sizi ve Kadıköy Amatör Kulüpler Birliği’ni tanıyalım mı?

2. Amatör ve 1. Amatör’deyiz. Biz 2012’de göreve geldik. Daha önce de takımın içerisindeydim ama görevi tamamen almak 2012 yılına nasip oldu. Son 6 yılın dördünde üçüncü olduk. Aslında üçüncü olmak işimize geliyor. Süper Amatör’e çıkan takımlara baktığımızda; Süper Amatör daha kapsamlı. Şöyle belirteyim; burada 50-60 bin liraya sezonu kapatırken, Süper Amatör’de bu rakam 250 bin liralara çıkıyor. Çıkan genelde ertesi sene geri düşüyor. Hatta toparlayamayıp bir alt lige daha düşüyor. Onun için ne çıkalım, ne düşelim mantığı bizim için daha iyi oluyor.

2016 yılında Kadıköy’de bulunan 12 kulübü bir araya getirdik. Herkes sesini ayrı yükselttiği zaman karşılık alamıyorsunuz. Şimdi daha ciddi bir durum oldu. Belediyenin en azından yardımları olmaya başladı. Antrenmanlara giderken araç tesis etmeye başladık. Bazen hiç alamayanlar oluyor, yakın oynayanlar oluyor. Bu da A takım seviyesinde oluyor. Alt yapılarda ise yine cebe dayalı bir sistem var maalesef.

Alt yapılar çok önemli sözünü her hafta duyuyoruz. Peki Futbol Federasyonu’ndan veya konuşulan itibarıyla alt yapılara destek var mı ?

Kesinlikle elde olan imkanlar üzerinden gidiyor. Özellikle federasyonun bizlere hiçbir desteği yok. Sadece 11 yaş kategorisinden sonra organizasyon görevini üstlenmiş. Kaldı ki saha yok bahanesiyle sabah saat 9’da da maça gittik. Şile tarafına, Beykoz tarafına… Bu ufak çocuklara eziyetten başka bir şey değil. Ama işte heyecandır, bir lig havasıdır onu yaşatmak için gidiyoruz. Dediğim gibi maçlara gidiş geliş rakamları tamamen kulüplerin cebinden çıkıyor. Haftalık neredeyse sadece 200 liradan fazlasını sadece yol için harcıyoruz.

Aslında gelişmiş Avrupa ülkelerine bakarsak, 4 yaşında 5 yaşında bu olaylar başlıyor. Bizde ise 11 yaş kategorisinde daha yeni adımlar atılmış oluyor. Kulüp olarak biz aşağıya çekmeye başladık ama bunun ülke politikası olması lazım. Çocuğu sokak aralarındaki olası kötü alışkanlıklardan kurtarmak, çocuğu spor kültürü ile büyütmek için. En önemlisi de paylaşmayı bu yaşlarda öğretmek için. Çocuklar bir topu henüz 6-7 yaşlarında kendi aralarında paylaşmayı öğreniyor, bir sevinci ortak paylaşıyor, üzüntüyü ortak paylaşıyor, yorgunluğu ortak…

Antrenmandan bir kare

“Federasyon verdiğinin 5-6 katını bizden geri alıyor”

Federasyon bu yıl amatör kulüplere bir kısım para vermeye başladı. Ne kadar bu para? Yeterli oluyor mu?

Evet, ilk defa bu sene… Tutar vermek olmasın ama emin olun ufak bir rakam gönderdi. Hatta şöyle tarif edeyim; verdiğini zaten geri alma düzeni var. Misal bizim yaptığımız her transferden 400 lira federasyona, 150 amatör kulübe gidiyor. Bu sistemle zaten verdiğini bizden 5-6 kat olarak geri alıyor. Çünkü 1. Amatör, Eylül gibi başlayıp Ocak ayında bitiyor. Haliyle ufak çocuklar top oynamak istiyor. Mecburen anlaşmalı kulüplere 2. Amatör için çocukları yolluyoruz. O kulüp önce ödeme yapıyor, üç ay sonra bizim ligler başlarken çocuklarımızı geri alıyoruz, yine federasyona ve Amatör Kulüpler Federasyonu’na para yatırıyoruz.

“Kadıköy tamamen Fenerbahçe’ye ait durumda, antrenman yapacak sahamız yok”

Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan destek geliyor mu?

Bizim bakanlık bünyesinde çok bir durumumuz yok açıkçası. Federasyon ile irtibatımız var. Ama şunu söyleyebilirim; büyük ağacın altında küçük ağaç yetişmiyor. Kadıköy tamamen Fenerbahçe Spor Kulübü’ne ait durumda. Antrenman yapacak sahamız yok, para vererek antrenman yapmak zorunda kalıyoruz. Maçlarda ödüyoruz, antrenmanlarda ödüyoruz, gidiş geliş ödeme yapıyoruz. Bütün bunları saydığımız zaman ciddi anlamda çocuklara sunabileceğimiz bir imkânımız kalmıyor. Saha yok etrafta. Dediğim gibi var olan sahalarda büyük ağacın himayesinde.

Bu biraz devlet politikasıyla ilgi olabilir mi? Yani şu yüzden soruyorum; birçok yerde kentsel dönüşüm ile birlikte konutlar yapıldı, neredeyse her yerde site düzenine geçildi. Bu alanlardan bir ya da iki tanesi amatör kulüplerin ücretsiz kullanacağı antrenman sahası yapılamaz mıydı?

Özellikle Kadıköy penceresinden baktığımızda tamamen ranta kurban gidiyoruz. Burada bir metre kare yer altın değerinde. Birtakım yerler var, onlar yerlerinden vazgeçmiyor. Belediyenin yerleri var, onları görüştük, ‘bugün bakarız yarın bakarız’ durumuyla sürüncemede gidiyor. Hep mağlubiyet yaşıyoruz. Kadıköy’den dışardan baktığın zaman farklı, içine girdiğin zaman çok daha farklı.

İstanbul’da kentsel dönüşüm

“Çocukların sağlık durumu ‘kadere’ terk edilmiş durumda”

Sağlık sorunları nasıl çözülüyor? Örnek veriyorum maç sırasında ya da antrenmanda bir çocuğun ya da büyük takımların yaşadığı sağlık sorunları nasıl gideriliyor?

Aslına bakarsınız her sene proje sunuluyor. Her maçta bir tane cankurtaran olacak, her maçta bir tane sağlık ekibi olacak diye söyleniyor ama bunlar maalesef hayata pek geçmiyor. Sporcu sağlığı açısından soğutucumuz var. Ne olursa olsun onu sıkmak zorunda kalıyoruz ve “Hadi kalk oğlum bir şeyin kalmadı” diyoruz.

Kendim masör bir çocuk buldum çocuklara. Hemen koşup müdahale ediyor ama bu benim işim değil, federasyonun işi. Hatta devletin işi olması lazım. Devlet çok farkında değil gibi geliyor bize ama aslına bakarsanız onların pek değerli görmediği şey, çocuklar açısından çok değerli. Çocuklar bizim geleceğimiz. Özetle, istenildiği gibi değil hiçbir şey. Şöyle bir yasa var diyor ki; acil olarak bir sporcu hastaneye gittiği zaman özel olsun, tüzel olsun ücretsiz bakılacak. Çoğu özel hastane bakmıyor, ya da fiyat çıkartıyor. O an maddi durumunuz yerindeyse hallediyorsunuz eğer yoksa borç harç bir şekilde çocuğun sağlık sorununu çözmeye çalışıyoruz. Durum itibarıyla kulüplere bir şey vermekten ziyade, ne koparırız algısı var.

Şöyle diyebilir miyiz: 18 yaşındaki bir sporcunun maç veya antrenman sırasında ayağı kırılsa aslında futbol hayatı bitiyor. Çünkü ilgilenen bir devlet kurumu yok.

Aynen öyle, özeti tamamen bu… Çocukların spor geleceği tamamen şanslarına bağlı.

Kadıköy’de bu sorunlar varsa, ekonomik durumlar olarak baktığımızda Fikirtepe, Kartal ya da Avrupa yakasına geçelim Güngören, Zeytinburnu, Bağcılar gibi ilçelerde durum nasıl?

Her ne olursa olsun kendimizi bir nebze de olsa şanslı insanlar olarak görüyoruz. Yakında bir [halı] sahamız var. En azından çocuklar buraya gelip enerjisini atabiliyor, onları burada yakınımızda görebiliyoruz. Birçok amatör kulüp buna dahi sahip değil. Çocuklar geldiği zaman onların enerjisini atabileceği, paylaşmayı öğrenebileceği bir ortam yok. Avrupa’da birçok kulübe tahsis edilmiş sahalar var. Çocuklar 4-5 yaşlarında spor kulüpleriyle ile içli dışlı olmaya başlıyor. Buradaysa dediğim gibi rant kavgasına maruz kalmış, çok da insani olmayan düzen ile çocukların geleceği karambole bırakılmış bir durumda.

Saydığınız ilçeler ise çok dahi vahim durumda. İşleri çok zor gerçekten.

Bu arada şunu da belirtmek istiyorum; semt kulüplerinde muhtarlar mutlaka olmalı. Hem çevresi, imkanları itibarıyla hem de tüm mahalleyi tanıyor olmaları büyük avantaj. En önemlisi çocuklar…

Maalesef ki rant çocukların önüne geçiyor. 10 katlı ve bitişik binalar dikmek, çocuklara oyun alanları yapmaktan ve sportif faaliyetleri yerine getirebileceği düzenlemelerden daha cazip geliyor. Yani olan yine çocuklara oluyor aslında. Biz kulübün başında gücümüz yettiği kadar dururuz. Sonra başkası gelir, o gider bu gelir… Ama düzen olmadığı sürece kim gelirse gelsin olan çocuğa oluyor. Ben doğma büyüme buralıyım. Her yer yeşillik sahalardı şimdi ise gökyüzünü görmek dahi oldukça zor.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben bünyenizde çalışan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Basının görevini gerçek anlamıyla yapmaya çalışıyorsunuz. Büyük medyanın sadece gördüğü 3-5 kulüp… Sessiz çoğunluğun sesi olmaya çalışan insanları görmek emin olun bizi daha da güçlendiriyor. Umarım bu röportaj ile birlikte bir takım yerlere sesimiz gider ve mahalle aralarında ki çocukların hayallerini gerçekleştirmeye yardımcı olurlar.