Ana SayfaÇeviri‘Sistem umudu ellerinden almış’: Moria Kampı’nda kötü koşullar ve risk altındaki çocuklar

‘Sistem umudu ellerinden almış’: Moria Kampı’nda kötü koşullar ve risk altındaki çocuklar

HABER MERKEZİ – AB’nin “engelleme” politikası beraberinde mültecilerin geri gönderilmesini hedefleyen AB-Türkiye anlaşması devam ederken Yunanistan’ın Lesvos adasındaki Moria kampında mültecilerin maruz kaldığı kötü koşullar sürüyor; sağlık sorunları ve şiddet kampta yaşamak zorunda olanları ve özellikle çocukları tehdit ediyor. Yunanistan hükümeti Moria basın temsilcisi George Matthaiou ise koşulların korkunç olduğunu kabul ederken, “Avrupa Birliği’nin sınırları kapattığını” vurguluyor.


Çeviri: Evrim Şaşmaz


Catrin Nye tarafından, Leo Sands’in ek röportajlarıyla BBC’nin Victoria Derbyshire programı kapsamında yapılan habere göre Yunanistan’ın Lesvos (Midilli) adasındaki Moria kampında ölümcül şiddet, aşırı kalabalık, korkunç sağlık koşulları mevcut.

Bir yardım örgütü olan Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) Moria ekibinin aktardığına göre ise 10 yaşından küçük çocuklar intihar girişiminde bulunuyorlar.

Haberde yer alan röportajlardan birinde aslen Afganistan’dan olan Sara Khan, “Her an kaçmaya hazırız, yedi gün yirmi dört saat çocuklarımızı hazır tutuyoruz. Şiddet demek, küçüklerimiz uyumuyor demek” diye belirtiyor ve ailesinin tüm gün kampta yemek sırasında beklediğini geceleriyse sürekli meydana gelen kavgaların korkusuyla kaçmaya hazır durduklarını açıklıyor.

Yardım kuruluşları kampı terk etmiş

Bir süre önce koşulların korkunçluğunun eriştiği düzey sebebiyle yardım kuruluşları protesto ederek kampı terk etmiş.

MSF’in bildirdiğine göre kamp arıtılmamış atık su kokuyor ve bir tuvalete 70 kişi düşüyor. İnsanların bir kısmı mobil kabinlerde yaşıyorlar fakat bunların arasına herhangi bir resmi yaşam alanı edinemeyenlerin ‘ev’leri olan çadırlar ve muşamba tenteler sıkıştırılmış.

Kamp şimdilerde çevredeki kırsal alana doğru da genişliyor. Bir çadırda 17 kişi, bir tentenin altında dört aile barınıyor. Yaklaşık 2 bin kişiyi barındırması planlanan Moria Kampı’nda şu an 8 bin insan sıkışmış durumda.

Bir anne, 12 günlük bebeği ile birlikte yaşadığı barınağın zemininde dışkılar olduğunu anlatıyor.

“Suriye’deki savaş gibi, hatta daha çirkini”

Kampta şiddet düzeyi de çok yüksek. Geçtiğimiz Mayıs ayında Arap ve Kürt erkekler arasındaki büyük kavganın sonucunda Kürt halkından yüzlerce insan kaçmak zorunda kaldı.

Artık kamptan ayrılmış olan Ali, ailesiyle birlikte Moria’ya vardığında “Gerek Sünnilerle Şiiler arasında gerekse Kürtler, Araplar ve Afganlar arasında olsun mezhepçilik ve ırkçılığın zaten var olduğunu” ifade ediyor. Ali, Suriye’deki muhalif gruplar arasındaki çatışmanın mülteci kampının içine yerleştiğini belirtirken, “Suriye’deki savaş gibi, hatta daha çirkini. Burada tecavüz ve cinsel istismar vakaları duyduk” diyor.

Yine haber ekibinin aktardığına göre Moria’da video kaydı aldıkları bir gün öğle yemeği sırasında yine bir kavga çıkıyor ve iki kişi bıçaklanırken buna tanık olan diğerleri de panik atak yaşıyorlar.

“10 yaşında olan çocuklar bile intihar girişiminde bulunuyor”

MSF bünyesinde yakınlarda tıbbi ekip bulunduruluyor.

Yardım örgütü başta koşulları protesto ederek adadan ayrılmış fakat yakın zamanda devasa ihtiyaç karşısında kamp kapılarının hemen dışında bir klinik açmış. Tedavi ettikleri çocukların içerideki kötü hijyen koşullarının neden olduğu deri rahatsızlıkları ve polis tarafından kamptaki kavgaları dağıtmak için sıkılan göz yaşartıcı gazlardan kaynaklı solunum hastalıkları bulunuyor.

Ruh sağlığı sorunlarıysa çok yaygın.

Tıbbi ekipte yer alanlar 10 yaşında olan çocukların bile intihar girişimleriyle ilgilenmek durumunda kaldıklarını belirtiyorlar. MSF’in Lesvos koordinatörü Luca Fontana bu koşulları Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne ve Yunanistan’ın sağlık bakanlığına bildirdiklerini belirtiyor.

Luca Fontana, çocuk intihar girişimlerini sürekli gözlemlediklerini aktarırken, “Bu çocukları mümkün olan en kısa sürede Atina’ya taşımak için uğraşmamıza rağmen bu gerçekleşmiyor. Bu çocuklar hala burada” diye açıklıyor.

‘Sistem umudu ellerinden almış’

2015 yılında açılan kamp başlangıçta insanların birkaç gün kalmasına olanak sağlayacak bir geçiş bölgesi olarak tasarlanmıştı ancak getirilenlerden bazıları yıllardır burada.

Yunanistan hükümeti tarafından kontrol edilen kamp aşırı kalabalık çünkü Yunanistan Avrupa Birliği’nin “engelleme” politikasını uygulayarak insanları anakaraya aktarmak yerine adada tutuyor. Bu engel politikası, binlerce mültecinin Türkiye’ye dönüşünü hedefleyen AB-Türkiye anlaşmasının bir parçası ve Mart 2016’dan beri yürürlükte.

Catrin Nye’ın programında aktardığına göre AB rakamları esasında, o tarihten Temmuz 2018’e kadar Yunanistan’a deniz yoluyla 71 bin 645 yeni mülteci geldi ve sadece 2 bin 224 mülteci Türkiye’ye döndü.

Yunanistan hükümeti Moria basın temsilcisi George Matthaiou koşulların korkunç olduğunu kabul ediyor ancak Yunanistan’dan ziyade AB’yi suçluyor ve “Paramız yok. Yunanistan’ın ekonomik durumunu biliyorsunuz. Yardım etmek istiyorum ama hiçbir şey yapamıyorum çünkü AB sınırları kapattı” diyor.

Dünyanın her yerindeki çatışma bölgelerinde çalışmış olan Luca Fontana ise MSF çadırında kampın hayatında gördüğü en kötü yer olduğunu belirtirken, “Batı Afrika’daki Ebola salgınları sırasında çalıştım ama her gün burada şahit olduğumuz acı düzeyini hiç görmedim. Ebola’dan etkilenenler hala hayatta kalma umuduna ya da ailelerinin, topluluklarının, köylerinin ve akrabalarının desteğine sahipler. Buradaysa sistem umudu ellerinden almış” diyerek durumu anlatıyor.


BBC’deki Victoria Derbyshire programının ilgili bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.