Ana SayfaGüncel“Tek silahım kalemim” dedi: Gazeteci Ziya Ataman’a yine tahliye yok

“Tek silahım kalemim” dedi: Gazeteci Ziya Ataman’a yine tahliye yok

HABER MERKEZİ – Gazeteci Ziya Ataman’ın da aralarında bulunduğu dokuzu tutuklu toplam 19 kişinin yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında da tahliye çıkmadı. Ataman savunmasında, “Bir gazeteci olarak tek silahım kalem. Başka da silahım yok” dedi.

11 Nisan 2016’dan bu yana tutuklu bulunan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Ziya Ataman’ın da aralarında bulunduğu dokuzu tutuklu toplam 19 kişinin yargılandığı davanın üçüncü duruşması görüldü.

Şırnak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilen duruşmaya tutuksuz yargılananlar katılmazken, gazeteci Ataman ve diğer tutuklular Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile tutuklu bulundukları cezaevlerinden duruşmaya katıldı.

Tutuklu yakınları ve avukatların yanı sıra, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) avukatlarından Zelal Pelin Doğan da duruşma salonunda hazır bulundu.

Tutuklular: “Yaşanan olayların mağduruyuz”

Kimlik tespitlerinin ardından başlayan duruşmada, daha önceki duruşmada istenilen belgelerin mahkemeye ulaşmadığı görüldü.

Bunun üzerine eksiklerin tamamlanması için ara karar verileceğini belirten mahkeme başkanı, tutuklulara önceki savunmalarına ek olarak söyleyecekleri olup olmadığını sordu.

Üzerlerine atılı suçlamaları ret eden tutuklular, dosyada somut delil olmadığı gibi yaşanan olayların da mağduru olduklarını kaydetti.

Dosyaya delil olarak sunulan ifadenin işkence altında alındığının daha önce kanıtlandığını belirten tutuklulardan Engin Ataman, yargılanmaların hukuksuz olduğunu söyledi.

Tutuklu yargılananlar tahliye taleplerinde bulundu.

“Dosya komplovari şekilde hazırlanmış”

Tutuklu bulunduğu Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinden savunma yapan gazeteci Ziya Ataman ise daha önce yaptığı savunmaları tekrar ettiğini belirtti.

Dosyanın “kopyala-yapıştır” şekilde hazırlandığını dile getiren Ataman, “İfademiz alınmadan böyle bir iddianamenin hazırlanması başlı başına bir sorundur. Dosyanın içeriğine baktığımızda atılı suçlamaların somut olmayan ve komplovari bir şekilde hazırlanmış olduğu ortadadır. Akla mantığa uygun olmayan bir iddianame ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Gazete dağıtımı yaptığı yıllarda da birçok tehdit ve şantaja maruz kaldığını hatırlatan Ataman, ölüm tehdidi aldığını ve bir süre sonra muhabirlik yapmaya başladığını aktardı.

Ataman, ‘özgür basın mensuplarına dönük tutumun yıllardır değişmediğine’ işaret etti.

“Tek silahım kalemim”

İddianamede yer alan olayın yaşandığı tarihte ve iddianamenin hazırlandığı tarihte cezaevinde olduğunu kaydeden Ataman, “Bir gazeteci olarak tek silahımın kalem olduğunu ve başka da bir silahım olmadığını bilmenizi istiyorum. Bu silah yani kalemin, insanı en çok geliştirecek nesne olduğunu unutmamak gerekiyor. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum” sözleri ile savunmasını tamamladı.

Savcılık, işkence iddialarını soruşturmamış

Daha sonra savunma yapan bazı avukatlar ise, dosyadaki tanıklardan Kadir Ataman’ın yoğun işkence altında ifadesinin alındığını ve daha önceden hazırlanan ifadelerin zorla kendisine imzalatıldığını ifade etti.

Hastane kayıtları ile de bu durumu ortaya koyduklarını söyleyen avukatlar, Beytüşşebap’taki emniyet ve askeriye içinde sahte dosyalar oluşturan şebekeler oluştuğunu dile getirdi.

Avukatlardan Yusuf Arslan da, işkence iddialarına dair savcılığın bir soruşturma başlatılıp başlatmadığını sordu.

Daha sonra söz alan savcı ise, işkence iddialarına dair başlatılan bir soruşturmanın olmadığını söyleyerek, avukatların tüm taleplerinin reddini ve tutukluların mevcut hallerinin devamını talep etti.

Savunmaların ardından duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, avukatların tüm taleplerini ret ederek, tutukluların tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Duruşma 26 Ekim 2018’e ertelendi.


Kaynak: Mezopotamya Haber Ajansı

27 aydır tutuklu bir gazeteciden mektup: “İftiralarla buradayım”