Ana SayfaEkonomi“Hükümetin ekonomi programı durgun bir tablonun kabulü”

“Hükümetin ekonomi programı durgun bir tablonun kabulü”

HABER MERKEZİ – Hükümetin dün açıkladığı ekonomideki üç yıllık yol haritasına ve yıllık öngörülerine dair webiz‘de değerlendirmelerde bulunan gazeteci Gülşah Karadağ’a göre öncelikle sorulması gereken soru şöyle: “2019 yılı için doların 5-6 TL olarak baz alındığı bir yol haritası ne kadar gerçekçi?” ABD’deki büyüme ve işsizlik oranlarına bakıldığında FED’in faiz artırmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirten Karadağ, hedefler arasındaki tutarsızlıklara işaret ediyor, ‘Türkiye’nin önünde durgun bir tablo var ve hükümetin ekonomi programı da bu durumun kabülü’ diyor.

Hazine ve Maliye Bakan Berat Albayrak, Türkiye’nin 2019-2021 yıllarını kapsayacak ekonomideki yol haritasını dün açıkladı.

“Yeni Ekonomi Programı” (YEP) adı verilen programda Türkiye ekonomisinde atılacak adımların sinyali verilirken, enflasyondan büyümeye ekonominin birçok alanındaki 2021 hedefleri belirlenmiş oldu.

Peki, iktidarın açıkladığı bu program, iktisatçıların kriz alametlerinde bulunduğu ekonomik tabloya çözüm olabilir mi? İşsizliği, enflasyonu ve dolar kurunu neler bekliyor? Belki de en önemlisi; program bize ne kadar çözüm sunuyor ve bizi ne kadar tatmin edebilir?

Ekonomideki yeni yol haritasını webiz’de, “Her Şeyin Ekonomisi” adlı programda değerlendiren gazeteci Gülşah Karadağ’a göre bu sorulara yanıt verebilmek için önce programın gerçekçiliğini sorgulamak gerekiyor.

Karadağ, ekonomideki yol haritasının üzerinde temellendiği dolar/Türk Lirası (TL) kuruna yönelik öngörüler ile enflasyon ve büyüme tahminleri arasındaki ilişkide koşutluk kurulmadığına dikkat çekiyor:

“Yüzde 18’lik enflasyonun olduğu, enflasyonun yüzde 20’ye çıkacağı Türkiye ekonomisinde, bu enflasyona rağmen bir yıl boyunca dolar kurunda düşüş bekleniyor. Daha da ötesi piyasa sıkışıklığının olduğu bir ortamda ABD Merkez Bankası’ndan toplamda bir puanlık faiz artışı beklenmekte. ABD’de ekonomik büyüme ve istihdam verileri nedeniyle FED’in faiz artırma olanağı artarken, hükümetimiz 2019’da dolar kurunun 5-6 TL arasında bir yerlerde dolanacağını hesaplıyor.”

Büyüme pompası duracak mı?

Öte yandan Karadağ’ın aktarımına göre Türkiye’nin önünde durgun bir tablo var ve hükümetin ekonomi programı da bu durumun kabülü.

Öyle ki Karadağ’ın belirttiğine göre geçtiğimiz iki senedeki yüksek büyüme oranlarına rağmen işsizlik son dört aydır yeniden çift hanelerde. Ekonomik büyüme de üretim ve yeni yatırımlar kazandırma yoluyla elde edilmedi. Daha çok enflasyon uğruna, kamu harcamaları ve krediler aracılığıyla tüketimin pompalanarak ekonomik büyüme sağlanabildi.

Karadağ’ın aktardığına göre büyümenin motoru haline gelen tüketicilerin karamsarlığı da dikkat çekici.

TÜİK’in verilerine göre tüketici güveninin son iki ayda dramatik bir düşüş yaşadığını kaydeden Karadağ, tüketicilerin yanı sıra reel sektörün güven endeksine bakıldığında da benzer bir tablo göründüğünün altını çiziyor.

Karadağ, çeşitli verilere bir arada bakıldığında Türkiye’nin geldiği noktayı şöyle özetliyor:

“Kredilerin daraldığı, tüketicinin harcama eğliminin düştüğü, sanayi üretiminin gerilediği, perakendede fiyatların sıkıştığı, yüzde 18 enflasyonun yüzde 20’ye gittiği, bugüne kadar fiyatlara zam yapmayan üreticilerin de artık zamla karşı karşıya olacağı bir gelecek, böyle bir Türkiye beklentisi var önümüzde. Bugüne kadar seçim öncesi ve seçim sonrasında kamu harcamalarının artırılmasıyla piyasalarda, pazarda, Türkiye ekonmisinde yaklaşık 30 milyar TL gibi bir para vardı. Artık o paranın çekildiğini, harcandığını ve bittiğini görüyoruz. Dolayısıyla bunun sonrasında kamu harcamasıyla açılamayacak tarzda bir ekonomi var karşımızda.”

“Maaşlar eridi”

Son yıllardaki politikalarla istihdam yaratılmadığını belirten Karadağ, Merkez Bankası’nın verilerine göre işgücü ödemelerinin milli gelire oranının son 6 yılda günden güne zayıfladığını, maaşların eridiğini aktarıyor.

Karadağ, son olarak bu durumu gelir uçurumunu ölçen Gini katsayısıyla şöyle özetliyor:

“Türkiye’de Gini katsayısı son iki yıl içerisinde bozulmuş durumda. 2001-2011 yılları arasında Türkiye’de gini katsayısı yaklaşık aynı seviyelerde kalmıştı, bir miktar iyileşmişti. Ancak son altı yıla bakıldığındaki kötüleşme son iki yılda daha bariz hale geldi. Diğer bir yanı da gelir uçurumundaki artışı, işgücündeki ödemelerin milli gelirdeki payına bakarak hissedebiliriz ve aslında durumumuz bundan ibaret.”


webiz’deki programın tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:


webiz Twitter

webiz Facebook