Ana SayfaEkonomi“Savaşa ayrılan kaynak kriz olarak döndü, emekçiler buna karşı ses çıkarmalı”

“Savaşa ayrılan kaynak kriz olarak döndü, emekçiler buna karşı ses çıkarmalı”

HABER MERKEZİ – Sermaye ve hükümet arasındaki ekonomik ilişkiye dikkat çeken Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut, “Krizi fırsata çevirip bölüşmenin derdindeler, bize de yoksulluk, işsizlik, artan zamlar düşüyor” dedi. Savaşa ayrılan kaynağın bugün kriz olarak emekçiye döndüğünü belirten Karabulut, hükümetin savaş politikasına karşı ses çıkarılması gerektiğini vurguladı. İktisatçı Hayri Kozanoğlu ise iktidarın ‘büyük pasta’yı sermayeye verdiğini belirterek, “Bunun devam etmesi artık iktisadi olarak mümkün değil” ifadesini kullandı.


Haber: Pelin Özkaptan


Şirketler ardı ardına konkordato ilan ederken, büyüme rakamları gerilemeye devam ediyor, işsizlik rakamları yükseliyor ve hükümetin tahminlerine göre enflasyonun yıl sonunda yüzde 20 seviyesinin üzerinde yer alması bekleniyor.

Ekonomideki gidişatın emekçiye faturası ne olacak? İktisatçı Prof Dr. Hayri Kozanoğlu ve DİSK’e bağlı Devrimci Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut değerlendirdi.

“Emeğe karşı sermayeden yanalar”

Döviz kurlarındaki dalgalanmaya ve enflasyona dikkat çekerek Türkiye ekonomisindeki gidişatı değerlendiren iktisatçı Prof Dr. Hayri Kozanoğlu, normalde enflasyon kadar ücret artışı verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ancak durum farklı:

“Ekonomiyi bir pasta olarak düşünelim, bu büyüdü ancak emekçilere verilen dilim büyümedi. Büyüyen dilimler az sayıdaki sermayeye gitti. Bunun artık devam etmesi iktisadi olarak mümkün değil. Ve emeğiyle geçinen herkesin hakkına sahip çıkması gerekir.”

Şirketlerin birer birer konkordato ilan edip, borç yapılandırmaya gitmesini de yorumlayan Kozaoğlu, “AKP 2002’den beri dövizle borçlanmayı teşvik etti. Döviz kurları yükselince şirketler de borçlarını ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar” dedi.

“Emeğe karşı sermayeden yana ve sermayeler arasında da taraf. Yandaş olarak gördüklerini devam ettirme, diğerlerini de ele geçirme yoluna giderse şaşırmamalıyız.

“Konkordato ilan edenlere bakarsak genelde iktidara yakın şirketler olduğunu görüyoruz.

“Bakan Albayrak’ın açıklamalarına baktığımızda da bankacılık sektöründe de ciddi bir sorun olduğu ortada. Kendisi ‘Yardım elimizi uzatırız’ dedi. Bu yardım elini uzatmak yoksula bir kase çorba vermek gibi bir şey değil, çok yüksek rakamlara mal olacak.”

Bunlara karşı mücadelede birleşme vurgusu yapan Kozanoğlu, çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle eylem yapan 3. Havalimanı’ndaki inşaat işçilerinin tahta kurularının oldukları yerde kalmak zorunda kaldıklarını ve buna isyan ettiklerini hatırlatarak, “Siz ayrımcılık yapıyor olabilirsiniz ama tahta kurusu ayrımcılık yapmaz. Türk, Kürt ayırmaz, herkese zarar verir” diye belirtti.

“Krizi fırsata çevirip bölüşmenin derdindeler”

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Devrimci Yapı-İş) Genel Başkanı Özgür Karabulut da ekonomideki kötü gidişatı ve bunun işçilere yansımasına değindi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Yeni Ekonomi Paketi’ni (YEP) tanıttığı toplantıda salondaki sermayedar ve iş insanlarını kast ederek, “Bütün paydaşlarımız burada” ifadelerini kullanmasını ancak salonda emek kesiminden kimse olmamasını yorumlayan Karabulut, şunları söyledi:

“Gerçekten de bütün paydaşları oradaydı çünkü krizi fırsata çevirip, bölüşmenin derdindeler; sermayeye teşvikler, yapılandırmalar… Bize de yoksulluk, işsizlik, artan zamlar düşüyor. Kitlesel işten çıkarmalar başlıyor. Özellikle kış yaklaştıkça bunu daha da ağır hissedeceğiz.”

Türkiye’nin savaşa önemli oranda bütçe ayırdığını söyleyen Karabulut, “Ülke neredeyse 7 yıldır Ortadoğu’da bir savaşın içinde. Oraya kaynak ve bütçe artırılıyor. Bunları yaparken işçilerin, emekçilerin sosyal haklarından kısıyorlar” dedi.

Karabulut, savaşa ayrılan kaynağın kriz olarak döneceğini yıllardır söylediklerini de hatırlattı. Ekonomideki durum kötüleştikçe hükümetin ilk önce işçilerin ücretini kıstığını kaydeden Karabulut, şöyle devam etti:

“Bankacılık sektörünü rahatlatmak için 3 yıllık bireysel emekliliği zorunlu kılmaya çalışıyorlar. Bu, ücretlerden ciddi anlamda kesilip, oraya aktarılması anlamına geliyor. Ayrıca Kıdem tazminatımıza göz dikmiş durumdalar. Hep bizden bir şeyler koparmanın derdindeler. Emek cephesi yandaşların yanında olduğu, örgütsüz olduğu sürece kaybetmeye mahkum olacak.”

“Onların zenginlikleri bizden çaldıklarıdır”

3. Havalimanı’ndaki inşaat işçilerinin eylemlerini de anlatan Karabulut, “3. Havalimanı direnişi, krizin işçiler cephesinden bir göstergesi ve sermaye tarafından sert bir saldırıyla karşılaştı. Biz yasada zorunlu olan şeyleri istedik ama karşılığında ‘vatan hainliği’ ve ‘teröristlikle’ suçlandık, suçlanmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

‘Çocuğuna pantolon alamadığını’ söyleyerek intihar eden İsmail Devrim’i hatırlatan Karabulut, şöyle devam etti:

“İşsizlikten kendini yakan arkadaşlar da oldu. Bunlar bireysel patlama ve çıkışsızlığın yansımaları. Toplumda ciddi bir daralma ve içine çekilme var.

“‘Bize biat edeceksiniz’ diyorlar ama buna rağmen en örgütsüz kesim olan inşaat işçilerinin gösterdiği direniş işçi sınıfına bir örnek teşkil etti. Şu an Nazi çalışma kampından bir farkı yok, jandarma baskısı ile çalışıyor arkadaşlar. Yine gözaltına alınan arkadaşlarımız oldu.

“Ne yaparlarsa yapsınlar bir tohum ekilmiş durumda. Onların zenginlikleri bizden çaldıklarıdır. O yüzden demokratik taleplerimizi haykırmaya devam edeceğiz.”

‘Krizi biz yaratmadık faturasını biz ödemeyeceğiz’

İşçilerin daha fazla haklarına sahip çıkıp, örgütlenmesi gerektiğine vurgu yapan Karabulut, eylemlilik süreci başlattıklarını anlattı:

“DİSK, KESK, TMMOB, TTB olarak Ekim ayında eylemlilik sürecini başlatıyoruz. Krizi biz yaratmadık faturasını da biz ödemeyeceğiz. Üzerimize serpilen ölü toprağını atacağımızı düşünüyoruz.”

Son olarak yerel seçimler öncesi, Kürt illerindeki DBP ve HDP’li belediyelere getirilen kayyumlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karabulut, şunları dile getirdi:

“İnşaatlarda çalışan arkadaşlarımızın çoğu Kürt illerinden gelenler ve onlar kayyumların gidici olduğunu söylüyor. Oradaki halkın bir iradesi var. Kayyumlar geldikleri gibi gider.

“İktidar yerel seçimler için de daha önce olduğu gibi kutuplaştırıcı dili kullanacaktır. Sanki ülkeyi bu hale getiren kendileri değilmiş gibi muhalefetten daha muhalif olacaklar. Medyada tek ses olduğu için bu algı oluşabilir. Ama bir de şu var: Sandığa girenle çıkan aynı olmuyor, bunu gördük. Tek adam iktidarı kağıt üzerinde belirleyici olabiliyor ama biz kazanmak için mücadelemizi büyütmeliyiz.

“Savaş politikasına ses çıkarmıyorsa eğer emekçiler, işsizlik dönüp kendisini vuruyor bugün olduğu gibi.”