Ana SayfaKadınABD sömürgeciliğine karşı Porto Rikolu bir devrimci: Lolita Lebrón

ABD sömürgeciliğine karşı Porto Rikolu bir devrimci: Lolita Lebrón

HABER MERKEZİ – Asimilasyon politikasının altında sömürülen bir halk, çalıştırılmak için kısırlaştırılan kadınlar ve tüm bunlara karşı silahını doğrultup mücadele ateşini yakan bir kadın; Lolita. Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta Porto Riko özgürlük mücadelesinde ABD Temsilciler Meclisi’nde yoldaşları ile birlikte unutulmaz bir eyleme imza atıp, yaşamının sonuna dek kavgasını sürdüren bir isim var: Lolita Lebrón.

“Kadınlar zincirler içindeyse, bir ulus hiçbir zaman özgürleşemez”

Lolita Lebrón, 19 Kasım 1919’da Porto Riko’nun Lakes kentinde, puro işçisi bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir.

Lolita’nın dünyaya gelişinden 2 yıl evvel çıkarılan Jones Shafroth yasası ile tüm Porto Rikolular Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vatandaşı yapılmıştır. Anadilleri İspanyolca olan çocuklardan bir anda sınıflarında ABD’ye bağlılık yeminleri etmeleri istenmiş ve İngilizce ders kitapları okutulmaya başlanmıştır. Öyle ki eğer çocuklar tuvalete gitmek için İngilizce izin istemezlerse altlarını ıslatmak zorunda bırakılmıştır.

Lolita ileriki yaşlarında bu durumun ABD terörizminin ortaya çıkışı olduğunu belirtecektir. İşte o tam da böyle bir asimilasyon politikasının ortasında dünyaya gelir. Zihnindeki düşünceler küçük yaşta yaşadığı bu baskılarla erkenden şekillenmeye başlar.

Gençlik çağlarında ise kadınları ‘la operacion’a zorlayan bir kitlesel kısırlaştırma kampanyası başlatılır. Ancak çoğu kadın bunun kalıcı bir doğum kontrol yöntemi olduğunu bile bilmez.

ABD’nin amacı bu hareketle birlikte Porto Riko’da daha az çocuklu kadının olması ve dolayısıyla ABD’nin işlettiği fabrikalarda çalışacak daha çok kadının olmasını sağlamaktır. Bu yıllarda Lolita’nın da bir kız çocuğu olur, çocuğa annesi bakmaya başlar.

Derken Lolita, 1940’larda kendisini New York’ta bulur. Burası iş ve yaşam açısından daha avantajlı görünür dışarıdan, ama sadece dışarıdan…

Lolita kısıtlı İngilizcesiyle iş bulmakta zorlanır. Birkaç fabrikada terzi olarak iş bulur ancak Porto Rikolulara karşı faşist söylemlere tepki gösterdiği için kısa sürede girdiği işlerden kovulur.

Bir yandan da bu süreçte kısa bir evlilik yapar. Bu evlilikten dünyaya gelen oğlunu Porto Riko’ya annesinin yanına gönderir.

New York günleri ve faşizmin çıplak yüzü

Karşılaştığı faşist tepkiler ve bu kentte karşılaştığı “Siyahlara Hayır, Köpeklere Hayır, Porto Rikolulara Hayır’ tabelaları mücadelesini zihninden pratiğe dökmesine yol açar. Lolita artık Porto Riko kurtuluş hareketinin bir neferidir.

1946’da Porto Riko Ulusal Partisi’ne resmen katılır. Partide önemli görevler üstlenir.

Lolita ABD’nin uyguladığı sömürü politikasını şöyle özetler:

“Şu gerçeği bilmelisiniz ki, ABD, doğuştan gelen ulus olma hakkını savunmaya kalkışan kim olursa olsun, onu ezmeye çalışacaktır.”

Cezaevinde olan partinin lideri Dr. Pedro Albizu Campos ile mektuplaşmaya başlar. Campos fiziken hiç tanışamasa da Lolita’ya güven duyar ve onu ABD Temsilciler Meclisi’nde yapılacak eyleme önderlik etmek üzere seçer. Eylemin günü, Jones Shafroth yasasının yıl dönümü olan 1 Mart olarak belirlenir.

Eyleme dair tüm ayrıntıları bilen tek kişi Lolita’dır ve ileride bunu şu sözlerle anlatır: “Bütün sırları ben biliyordum, bütün planları; ben, sadece ben.”

Lolita eylemi üç yoldaşı Rafael Miranda, Irving Flores Rodriguez ve Andres Figueroa Cordero ile birlikte düzenlemek üzere hazırlıklara başlar. Eylemciler Washington’a tek yön gidiş bileti alırlar. Çünkü bu eylemin ardından hayatta kalabileceklerine ihtimal vermezler. Ulaştıkları Washington’da kendileri ve pek çok ulus hakkında, hakkı olmadan kararlar alan ABD’nin resmi binasına adım adım yaklaşırlar. Ve Temsilciler Meclisi salonunun ziyaretçi balkonunda Lolita birden ayağa kalkarak Porto Riko bayrağı açıp, haykırır: “Yaşasın Özgür Porto Riko”

Ve bir kaç saniye içinde Lolita ve yoldaşları silahları ile etrafa ateş açar. Silahlı eylemde beş milletvekili yaralanır.

‘Özgürlüğe ihtiyaç duyduğum için özür dilemiyorum’

Olay sonrası gözaltına alınan dört devrimci tutuklanır. Kimsenin ölmediği eylemin ardından Lolita bağırarak şunları söyler: “Ben kimseyi öldürmek için gelmedim, ben Porto Riko için ölmeye geldim.”

Lolita ayrıca tarihe şu notu da düşer:

“Amerika Birleşik Devletleri insanlığın kutsal prensiplerine ihanet etti.Üzgün ​​değilim! Ülkem için herhangi bir yerde özgürlüğe ihtiyaç duyduğum için özür dilemiyorum. ”

Tutuklanan dört kişi de önce ölüm cezasına çarptırılır ancak cezaları daha sonra ömür boyu hapse çevrilir.

Bu sırada eylem ABD ve Porto Riko’da büyük yankı uyandırır. ABD medyasında ‘terörist lider’ olarak gösterilen Lolita, Porto Riko halkı ve hak savunucuları tarafından kahraman olarak benimsenir.

Lolita cezavindeyken hem annesi hem de iki çocuğunun ölüm haberini alır. Cezaevi sürecinin en zor anının bu haberleri alışı olduğunu söyler. 25 yıllık tutukluluktan sonra hak savunucularının mücadelesinin yarattığı baskının da etkisiyle ABD Başkanı Jimmy Carter’ın ‘affıyla’ serbest bırakılır.

Özgürlük hakkına adanan bir ömür

Yıllarını hapiste geçiren Lolita mücadelesine duyduğu derin inançtan zerre bir şey kaybetmez. Özgürlüğe adımını atar atmaz şunları söyler:

“Pişman olduğumuz hiçbir şey yapmadık. Herkesin, Tanrı’nın onlara verdiği özgürlük hakkını savunma hakkı vardır.”

Tahliyesinin ardından New York ve Şikago’da onuruna geniş katılımlı mitingler düzenlenir, Porta Riko’da bir kahraman gibi karşılanır.

2001 yılında bir Porto Riko adası olan ancak daha sonra ABD Deniz Kuvvetleri tarafından işgal edilen Vieques’ün belirlenmiş sınırlarının ötesine geçmek suçundan altmış gün hapis cezasına çarptırılır. Protestolar zaferle sonuçlanır ve 2003’te ABD Deniz Kuvvetleri adadan çekilir.

Lolita yine meydanlardadır. 2005 yılında kurtuluş mücadelesinin öncülerinden Filiberto Ojeda Rios’a yönelik FBI tarafından gerçekleştirilen suikaste karşı sokağa çıkan milyonların arasında yine Lolita vardır.

Lolita mücadelesiyle olduğu kadar sözleriyle de hiç yorulmadan insanlara mücadelenin önemini ve haklılığını anlatıp durur. 2008 yılının 8 Mart’ında bir araya gelen yüzlerce kadına şöyle seslenir:

“Herkesin şunu bilmesini isteriz ki, Porto Rikolu kadınlar, Porto Riko’nun bağımsızlığını destekliyorlar, talep ediyorlar ve onun için mücadele ediyorlar.”

Lolita Porto Riko’da 1 Ağustos 2010’da kalp ve akciğer yetmezliğinden yaşamını yitirdi.

Yaşamını mücadeleye nakşeden Lolita bilhassa kadınlar için öncü oldu.

Ardıllarına cesaret verdi binlerce kadın ondan aldığı güçle sarıldı kavgaya.

Adı ve rüzgarı özgürlük için savaşan kadınların inadında yaşıyor.


Kaynak: Devrimci Kadınlar – Queen Of The Neighborhood Kolektifi (Çeviri:Zeynep Bursa)
Latinas in the United States – A Historical Encyclopedia