Ana SayfaGüncelAnkara’nın ardından İstanbul, yine bir HDP’li: Bir kaçırma vakası daha

Ankara’nın ardından İstanbul, yine bir HDP’li: Bir kaçırma vakası daha

HABER MERKEZİ – Ankara’daki zorla alıkoyma vakasının ardından benzer bir kaçırma olayı da İstanbul’da yaşandı. Üsküdar İskelesi’nde kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce kaçırılırcasına alıkonulduğunu söyleyen Hamza Ağırman, götürüldüğü ormanlık alanda “HDP ilçe binasında neler oluyor bize anlat. O zaman kimse sana karışmaz” diyen kişilerin ajanlık dayatmasına maruz kaldığını, karşı koyunca da darp edildiğini anlattı.

Ankara’da HDP Genel Merkez çalışanı Fahri Yalçın’ın, kendisini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılmaya çalışılmasının ardından benzer bir hadise de İstanbul’da yaşandı.

İstanbul’da ikamet eden Hamza Ağırman isimli genç, 5 Ekim günü Üsküdar İskelesi önünde kendilerini polis olarak tanıtan bazı kişiler tarafından kaçırıldığını ileri sürdü.

Kaçırılması sonrası darp edilip, ajanlık dayatmasına maruz kaldığını söyleyen Ağırman, yaşadıklarını İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısı ile paylaştı.

Düzenlenen toplantıda İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün de yer aldı.

Kaçırıldığını iddia eden Hamza Ağırman yaşadıklarını şöyle anlattı.

“5 Ekim günü saat 17.00 sıralarında Beşiktaş’a gitmek için Üsküdar İskelesi’nde yanıma gelerek kendilerini polis olarak tanıtan bazı kişiler kimliğimi istedi. Ardından beni zorla sivil bir araca bindirdiler.

“Avukatlarımı aramak istediğimi söyledim ama izin vermediler. Telefonumu aldılar. Sonra dar bir yoldan ormanlık alana götürdüler. Orada beni tehdit ettiler. ‘HDP’ye gidersen senin için iyi olmaz’ dediler. Beni darp etmeye kalktılar. Ben de karşı koydum.

“Çevrede kafeler vardı. Ajanlık teklif ettiler. Başka arkadaşlarımı da tehdit ettiklerini söylediler. ‘HDP ilçe binasında neler oluyor bize anlat. O zaman kimse sana karışmaz. Sen seçilmiş birisin. Seçilmiş birisi olduğun için de seni emniyete götürmedik’ şeklinde ifadeler kullandılar. Kabul etmedim. Sonra beni darp ederek, arabadan attılar.

“İki gün sonra beni aradılar. Açtığımda ‘Seni geçen gün götüren Cahit’ dedi. Ben de kapattım telefonu. 9-10 defa daha aradı ama açmadım. Sonrasında mesaj attılar; ‘Telefonu açmaman sana ulaşmamıza engel değil’ dediler.”

Ağırman, bu yaşadıkları üzerine İHD’ye başvuruda bulunmasının ardından polislerin kendisini bir daha aramadığını belirtti.

“Kaçırma ile başlar kaybedilme ile devam eder”

Toplantıda konuşan İHD Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri, son süreçte polisler tarafından kaçırılma olaylarının sıklaştığını dile getirdi.

Özellikle gençlerin kaçırılarak tehdit ve baskıyla ajanlık dayatmasına maruz kaldığını ifade eden Yoleri, geçmişte gözaltında kaybedilmelerin öncesinde kaçırma olaylarının yaşandığını hatırlattı.

Yoleri, “Kaçırma ile başlar kaybedilme ile devam eder bu vakalar. İnsan hakları savunucuları olarak bizler, bu kaçırma vakalarının yaşam hakkını da ihlal edecek şekilde sonlanması ihtimalini düşününce endişelerimiz artıyor” dedi.

Yoleri, bu tür vakalara ilişkin suç duyurularında bulunduklarını ancak savcıların soruşturma açmadığını da belirti.

HDP Milletvekili Züleyha Gülüm ise insanlar üzerine baskı kurularak ajanlaştırma dayatmasında bulunulduğunu ifade etti.

Gülüm, “90’lardaki gibi bir süreç yaşamaya başladık aslında. Bu tarzın hiçbir resmi, hukuki yanı yok. Bu yöntemle bir şekilde insanları ajanlaştırmaya çalışıyorlar. Bu, iktidarın toplumsal muhalefete gözdağı vermesinin bir yöntemi” dedi.

Bu şekilde toplumun susturmaya ve sindirilmeye çalışıldığını belirten Gülüm, “Kimsenin sesinin çıkmadığı, düşüncesini açıklamadığı bir ülke, bir toplum yaratmak istiyorlar. Bunun için de gençliği hedef alıyorlar” diye konuştu.

HDP’li vekil, bu tür durumlarla karşılaşanların İHD ve HDP başta olmak üzere insan hakları kurumlarına başvuru yapması çağrısında bulundu.


HDP Genel Merkez çalışanı ‘polisiz’ diyen kişilerce kaçırılmak istendi

Previous post
Dersim'de sonbahar ve saklı bir 'cennet': Salördek Köyü
Next post
Çıkarılmak istenen ‘af yasası’ nedir ve nelere yol açar? – Leyla Süren