Ana SayfaGüncelErdoğan-Bahçeli restleşmesi: Seçim hamlesi mi, keskin bir dönemeç mi?

Erdoğan-Bahçeli restleşmesi: Seçim hamlesi mi, keskin bir dönemeç mi?

HABER MERKEZİ – “Af” ve “öğrenci andı” tartışmalarıyla gerilen ‘Cumhur İttifakı’ndaki kriz ne anlama geliyor? Gerçekten ‘ittifak’ sona mı erdi, yoksa bu seçime dönük bir hamle mi? Gazeteciler Erdem Gül ve Kemal Can ile araştırmacı yazar Foti Benlisoy değerlendirdi.


Gül: Seçim öncesinde iki ayrı partiymiş gibi davranıyorlar

Yol TV’ye konuşan Erdem Gül’e göre “AKP de MHP de Mart 2019’daki yerel seçim öncesinde iki ayrı varlığı olan partiymiş gibi davranıyor, böylece hem Türk hem de Kürt seçmenden oy almaya çalışıyor.”

Gül, MHP’nin öğrenci andı üzerinden milliyetçi kesimin oylarına oynadığını, AKP’nin ise Kürt seçmene mesaj verdiğini söylüyor.

“Ama ben, büyük olasılıkla ayrılmayacakları, yerel seçimin hemen öncesinde Ocak ayına kadar farklı farklı partilermiş gibi gidecekleri ama Ocak ayından itibaren ittifaklarını daha da net hale getirecekleri, ittifak ruhlarını bozmayacakları kanısındayım.”

Can: Oluşan yeni durum yerel seçimle sınırlı değil

Kemal Can ise Duvar’daki “İttifaksız yeni dönem” başlıklı yazısında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışının ‘bir mizansen olarak yorumlanmasının’ doğru olmadığı kanısında.

Can’a göre ‘ittifak’ konusu muğlak bırakılıyor: “Ortaya konulan restleşme, Cumhur İttifakı’nı kimin temsil ettiği ve aslında kimin ayrıldığı tartışmasını bilinçli olarak açıkta bırakıyor. Her iki taraf da, ‘devam ediyor’ dese de devam edenin ne olduğu veya olacağı tartışmaya açık.”

“İttifakın ana karakteri ve devam etmesini sağlayan asıl motivasyon ideolojik ortak paydadan çok, siyasi ihtiyaçlar oldu” diyen Can’a göre son gelişmeler AKP’nin aleyhine.

“Örneğin İstanbul’da çok zayıf bir aday çıkarmayan MHP’nin, İyi Parti ve Saadet Partisi’nin 24 Haziran’da hareketlendiremediği memnuniyetsiz AKP seçmeni üzerinde nasıl bir etki yaratacağı önemli soru. Blok içinde kalarak parti değiştirme eğiliminin, AKP’nin oyunu kaybettiği ittifak desteğinden daha fazla etkilemesi ihtimali büyük. Bu, bazı merkezlerde hayli düşmüş olan muhalefet motivasyonunu da tetikleyebilir.

“Bu yeni siyasi dengenin ölçüleceği ilk platform olarak yerel seçimler şimdi çok daha önemli hale geldi.

“Seçime kadar yeni bir ittifak alternatifi oluşturması zor görünen AKP’nin ekonomik kriz konjonktüründe tek başına tartıya çıkması, çok ihtiyaç duyduğu, hatta mahkum olduğu siyasi destek açısından önemli. Çünkü, iç ve dış güç merkezleri nezdinde Erdoğan iktidarını koruyan asıl kalkan sağlayabildiği oy desteği. Kendi seçmeninin önemli bir kısmını oluşturan zoraki desteğin devamı için de, yeni dengenin sayısal sonuçları şimdi daha önemli hale geldi.

“Bu açıdan bakıldığında, oluşan yeni durumun yerel seçimle sınırlı olmayan etkiler yaratacağı söylenebilir.”

Benlisoy: Taraflar bir güç testine girdi

Foti Benlisoy ise ‘her iki tarafın da oynak ve kırılgan ittifakta dengeyi kendi lehine çevirme hesabı’na dikkat çekiyor.

Ona göre tarafların ittifakın devam ettiği, ancak sadece yerel seçimler için paranteze alındığı kabilinden açıklamaları bunun göstergesi.

“Taraflar sanki bir güç testine girerek yerel seçim sonrasında kimin belirleyici olacağını, ittifakın mührünün kimde bulunacağını tayin etmeye çalışmaktadır” diyen Benlisoy’un Başlangıç Dergi‘deki yorumu şöyle:

“MHP, AKP’nin yerel seçimde kendisi olmaksızın alabileceği olumsuz sonuçlarla muhtemelen Erdoğan’ı kendine iyice mahkûm etmeyi planlamaktadır. 24 Haziran seçimlerinde AKP cenahındaki kayıplar MHP aracılığıyla telafi edilmiş olsa da Erdoğan devlet aygıtını elinde tutan ‘mutlak hakem’ konumundadır ve bu durum MHP’yi ister istemez ikinci sınıf ortaklığa mahkûm etmektedir. Bahçeli’nin resti, bu ‘bağımlı’ konuma son vermeye dönük bir girişim gibi görünmektedir.

“24 Haziran seçimi, AKP tabanından MHP’ye belli bir kayma olduğunu zaten göstermiştir. MHP kurmayları bu ağır çekim erozyonun hele hele kriz koşullarında hızlanacağı ve ana akım muhalefetin de dağınıklığı göz önünde bulundurulduğunda AKP’nin olası bir gerileyişinden büyük ölçüde kendilerinin yararlanacağı hesabını yapmaktadırlar.

“AKP cenahı ise MHP’ye bağımlılığın orta vadede (hele hele kriz koşullarında) MHP’nin elini güçlendirmekten başka işe yaramayacağı sonucuna varmış olabilirler. AKP tabanından MHP’ye olası kayışlara karşı set çekilmesi için onunla (krizin ekonomik ve sosyal sonuçları henüz tam olarak açığa çıkmamışken) bir ‘güç testine’ girişmek bu nedenle gerekli görülmüş olabilir.”

Benlisoy’a göre bu son hadise, “devlet içi ‘yatay sınıf savaşlarında’ taşları yerinden oynatacak keskin bir dönemeçte olduğumuz” anlamına geliyor.

Kısaca ittifaktaki polemik

MHP’nin uzun süredir gündemde tuttuğu ‘af’ konusu üzerinden partiye yüklenen Erdoğan, “50 bini aşkın uyuşturucu suçlusunun cezaevlerinde olduğu günlerde, biz uyuşturucuyu affeden bir iktidar olarak mı anılacağız? Af, ne affı?” demişti.

Bahçeli, “Elbette kast edilen Milliyetçi Hareket Partisi’dir” diyerek, Erdoğan’ın açıklamalarının ‘fuzuli bir demagoji’ olduğunu söylemiş ve partisinin ‘hakir görüldüğüne’ dikkat çekmişti.

Bunun ‘siyasi ahlak ve basirete asla sığmayacağını’ söyleyen Bahçeli, “Yerel seçimde ittifak yok” çıkışında bulunmuştu.

Buna yanıt ise önce AKP’li Ömer Çelik’ten gelmişti. Çelik, Erdoğan’ın konuşmasında Bahçeli’yi kastetmediğini belirtilerek, “Cumhurbaşkanımızın hedef alınmasını reddediyoruz, kabul edilebilir bulmuyoruz. Cumhur İttifakı’nın gerektirdiği siyasi nezakete uyulmamıştır” demişti.

Erdoğan’ın Bahçeli’ye yanıtı ise “Seçimde herkes kendi yoluna” olmuştu.

Ancak Erdoğan, görüş farklılıklarına rağmen Cumhur İttifakı’na ‘gölge düşürülmemesi’ gerektiğini söylemiş, Bahçeli de “‘Cumhur İttifakı’ duruyor, yerel seçimde ittifak yok” düzeltmesinde bulunmuştu.