Ana SayfaEkonomi“Krizin sebebi merkezileşen ekonomide halkın dışlanmasıdır”

“Krizin sebebi merkezileşen ekonomide halkın dışlanmasıdır”

HABER MERKEZİ – HDP Milletvekili Katırcıoğlu, webiz’e yaptığı değerlendirmede, Meclis’e sunulan 2019 yılı bütçesinin dayandığı verilerin gerçekçi olmadığını söyledi. Ekonomideki gidişata da değinen Katırcıoğlu, Türkiye’de halkın ekonomiye katılımının neredeyse sıfıra indirildiğini vurgulayarak, “Merkezileşme bugün yaşanan ekonomik krizin altında yatan olgudur” diye konuştu.

Türkiye ekonomisinde gelen son veriler ışığında enflasyondaki yüksek seviyelerin devam etmesi ve iktisadi büyümede yavaşlama öngörülürken, başkanlık sistemi çerçevesinde hazırlanan ilk bütçe teklifi Meclis’e sunuldu.

Peki, bütçe ne kadar gerçekçi ve ekonomideki kötüye gidişatın altında yatan sebepler ne?

Bu soruları Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili ve Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Erol Katırcıoğlu webiz’de yanıtladı.

Gülşah Karadağ’ın “Her Şeyin Ekonomisi” programının konuğu olan Katırcıoğlu, hazırlanan bütçenin, dayandığı veriler nedeniyle gerçekçi olmadığını vurguladı.

Katırcıoğlu, bu argümanını şöyle gerekçelendirdi: “Enflasyon yüzde 16 olarak veri alınırken, şu an yüzde 25’te. Büyüme için ise varsayım yüzde 2.3; bu yüksek bir veri olabilir.”

AKP’nin 16 yılında merkezileşen ekonomi

Ekonomideki gidişata da değinen Katırcıoğlu, “Merkezileşme bugün yaşanan ekonomik krizin altında yatan olgudur” dedi.

Katırcıoğlu, “Adım adım siyasette olduğu gibi bir ekonomide kararlar merkezi alınıyor ve yerelin katılımı neredeyse sıfırsa o ekonomide yanlış yapma ihtimali çok fazladır” diye konuştu.

2009’dan bu yana izlenen politikalarla kamu harcamalarının halkın talebini dikkate alınmadan tek seferlik altyapı projelerine aktarıldığını belirten Katırcıoğlu, “Biz bunu ülke ekonomisinin temel sorunlarına göre adımlar atmak üzere farklı kullanabilirdik ama yapmadık” sözlerini kaydetti.

Katırcıoğlu son olarak AKP’nin 16 yıllık iktidarında ekonomiyi bugünkü kötü tabloya sürükleyen süreci şöyle anlattı:

“Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ekonomik başarısı diye bir başarısından söz edeceksek sanırım bunun nedeni 2002-2007 arasında uyguladığı politikalardır. O politikaların da önemli özelliği bütçelerde mali disiplin sözünün tutulmuş olmasıydı. Bu büyük ölçüde Kemal Derviş’in IMF programıyla da bağlantılıydı. Ama onun dışında da o döneme bakarsak demokratik reformların yapıldığı, AB ile ilişkilerin iyileştiği, demokratik hakların verilmeye başlandığı bir süreçti. Dolayısıyla bu dönemde benim gördüğüm kadarıyla mali disiplinde atlama olmadı ve bu o dönemde makro değerlerin beklendiği gibi çıkmasının arkasındaki neden buydu. O döneme bakarsak ortalama yüzde 7 civarında büyüme sağlandığını görürüz. 

Şimdiyse 2009’dan sonraki politikalarda bir yıl iyi, iki yıl kötü performans var. Yani makroekonomi yönetiminde bir problem var. Peki nedir bu problem? Bir iktisatçı olarak şöyle diyebilirim: Siyasi karar mekanizmalarındaki krizden dolayı ekonomik krizler ve bir ileri iki geri gidişler yaşıyoruz. Mesela 2010-2011 yıllarında Erdoğan bağımsız tüm kurumları bakanlıklara bağladı. O da kendisinin elinde.”


Programın tamamını aşağıdaki bağlantı üzerinden izleyebilirsiniz.


Twitter

Facebook

Youtube