Ana SayfaDünyaMeksika’da yerli halklar için verilen mücadelenin öznelerinden: Isela Gonzalez

Meksika’da yerli halklar için verilen mücadelenin öznelerinden: Isela Gonzalez

HABER MERKEZİ – Günümüzde doğanın yanı sıra savunucuları da kâr için talanın hedefinde yer alıyor. Britanya merkezli The Guardian gazetesi “Tehdit Altındaki Doğa Savunucuları” başlıklı yazı dizisinde doğanın yıkımına karşı verilen mücadeleye odaklanıyor, dünyanın dört bir yanındaki dokuz yaşam savunucusunun hikayesini anlatıyor. Gazete Karınca olarak bu hafta, Meksika’da bir araştırma için gittiği yerlilerin topraklarında, onların mücadelesine ortak olan bir yaşam savunucusu, Isela Gonzalez var.


Jonathan Watts

Çeviri-Derleme: Tolga Er


Hemşire ve yaşam savunucusu Isela Gonzalez, ekonomik çıkar hırsının beraberinde getirdiği yıkıma karşı verdiği mücadelesinde sürekli tehdit altında ve korumalarla yaşamak zorunda.

Her yaşam savunucusu, toplumdan uzak ormanlarda ve kıyılarda yaşamıyor. Bazıları mücadelesini kent merkezlerine; mahkeme salonlarına, parlamento binalarına ve şirketlerin genel merkezlerine taşıyor. Ancak buradaki mücadele de diğerlerinden daha az tehlikeli değil. Hatta bazı durumlarda işler daha kötüye gidebilir.

Meksika’nın batısındaki Sierra Madre’deki yerlilerin toprak haklarını korumaya çabalayan Alianza Sierra Madre’nin yöneticisi Isela Gonzalez, hatırlayamadığı kadar çok kez maden, tarım ve uyuşturucudan çıkar sağlamak amacıyla karşısına çıkan üniversite eğitimli ve takım elbiseli kişiler tarafından tehdit edilmiş.

Isela’ya yönelik uyarılar, duruşma kapılarının önünde dile getirilmekle kalınmamış, telefonda ve duyabileceği uzaklıkta cereyan eden konuşmalarda da yapılmış. Ve bu tehditlerin içi boş değil.

Yaşam savunucusu Isela, geçtiğimiz yıllarda onunla beraber mücadele eden onlarca kişinin infaz edildiğini söylüyor.

Öte yandan 7/24 korunması için devlet tarafından gönderilen silahlı korumalar da onunla. Ofisinde ise alarm butonu bulunuyor. Evindeki kilitler de geliştirilmiş, hatta ekibi ve o kriz eğitimi almış.

Ancak dediğine göre düşmanları, yalnızca 100 pesoya veya birkaç şişe biraya suikastçi tutabilir, bu suikastçiler de onu nerede olursa olsun öldürebilir:

“Topluluğun içinde olmadığımda bile bir suikastçı gelebilir ve beni öldürebilir. Bizi koruyacak protokollerimiz var, ancak yüksek risk altındayız ve korumalarımız olmasına rağmen bize bir şey yapmak istediklerinde yapacaklarının bilincindeyiz, bunun tamamıyla farkındayız.”

Meksika’da yaşam savunuculuğu

Meksika, çevre ve toprak savunucuları için dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri olma yolunda hızlı ilerliyor.

Sadece 2017 yılında 15 yaşam savunucusu öldürüldü, bunlardan 13’ü ise yerli.

Öldürülen yerlilerden biri de Isidro Baldenegro López.

Tarahumara lideri López, Sierra Madre’de yaşlı çam ve meşe ağaçlarının bulunduğu ormanları koruyan bir yaşam savunucusuydu. O, geçtiğimiz sene Ocak ayında bir suikastçı tarafından öldürüldü.

Meksika’daki vakalardan genelde uyuşturucu çeteleri sorumlu tutulmasına rağmen devlet çoğu zaman işbirlikçi konumda. Üst düzey politikacılar rüşvet alıyor ve yerli topraklardaki madencilik ve tomrukçuluktan komisyon elde ediyor.

Yerli topluluklar ormanların katline, nehirlerin kirletilmesine ve ekinlerinin yok edilmesine karşı çıktığında ise yanıt şiddet ve infaz oluyor:

“Bu, son zamanlarda hükümetin her şeyin sömürülmesine izin verilmesiyle ilgili. Ve bizim toprak satmak istemeyen topluluklarımız var. Her şeye dair farklı bir vizyona sahipler, her şeyi olduğu gibi tutmak istiyorlar.”

Doğayla kurulan ruhsal bağ

Isela’nın, hayatını tehlikeye atacak somut bir motivasyonu bulunmuyor. Kendisi yerli topluluklardan değil, tehdit altında toprağı da yok. Yalnızca, yaptığının doğru olduğuna inanarak yoluna devam ediyor.

Hemşire eğitimi alan Isela, aynı zamanda bir antropolog.

22 yıl önceki araştırması, onu Sierre Madre’deki çam ve meşe ağaçlarının içindeki yerli köylere getirmiş.

Burada üç toplulukla, yabancılar tarafından Tarahumara adı verilen Rarámuri, Ódami ve Tepehuán yerlileri ile birlikte.

Onların sosyal yapısı, bitkisel ilaçları ve toprakla kurduğu ilişkiler onu hayrete düşürmüş:

“Ruhsal seviyede özel bir bağa sahip oldukları çok açık. Sadece ihtiyaçları olanı alıyorlar, bundan fazlasını almıyorlar. Gerçekten çevreyi ve ormanla etkileşime girme yöntemlerini önemsiyorlar. Bu, gülen bir kültür, nasıl gülümseyebileceğini bilen bir kültür. Diğer canlıları; hayvanları ve ağaçları, suyu ve bitkileri, bizden farklı olarak görmememiz gerektiğini, bir bütün olarak görmemiz gerektiğini öğrendim.” 

Davalar, protestolar ve işgaller

Isela’nın ekibi Alianza Sierra Madre, ilk başta biyolojik çeşitlilik alanında bir sivil toplum kuruluşu olarak işe başlamış. Fakat doğayı savunmada cephe hattının, yerli topraklar olduğunun farkına varmalarıyla strateji değiştirmişler.

Anayasa ve yasalar, burada, Meksika’nın 127 milyonluk nüfusunun altıda birini oluşturan yerli toplulukların yanında. Toprakları kullanılmadan önce izinlerinin alınması gerekiyor. Ancak bu yalnızca ‘yazılı kurallar’ dahilinde böyle.

Yüz yıllardır mülkiyete dair ellerinde bir belge olmadan yaşadıkları için toprakları ihtilaflı meseleler arasında. Ancak ellerinde belge olmasına rağmen yetkililer tarımcılık, madencilik ve tomrukçuluk için izin vermekten geri durmuyor. Bu da, “ekonomik gelişme” adı altında meşrulaştırılıyor. Fakat aslında temel nedeni rüşvet ve kişisel çıkarlar.

Tarahumara’nın haklarını savunmak için Isela ve ekibi birçok ke protesto düzenlemiş, hükümet ofislerini işgal etmiş, ulusal hükümete davalar açmış ve hatta durumu uluslararası arenaya, Birleşmiş Milletler’e taşımış:

“Bunu yapmaya devam ediyorum çünkü bu insanlardan bazı erkekler ve bazı kadınlar artık bizimle değil. Ben sadece hikaye anlatıyorum; bu hikaye onların hikayesi.”

Bir aktivistin gözünden mücadele

Isela, kendisine yönelik tehditlerin artmasından dolayı yerlileri artık oturdukları yerde nadiren ziyaret edebiliyor.

Ancak bu, onu, mücadelesinde yoldaş olarak gördüğü 3 bin kadar insanla mücadele etmekten alıkoyamıyor:

“Artık gidemediğimden dolayı bende bir şey yapma, günümüzü aktivitelerle geçirme, aynı hedef doğrultusunda çalışma ve topluluklara yardım etme dürtüsü var. Çünkü orada olmayı dilerdim.”

63 yaşındaki Isela, pes etmeye niyeti olmadığını söylüyor:

“Kendimi yaşça büyük olarak görüyorum. Bence evimde kalıp aileme yemek yapabilir, arkadaşlarımla dışarı çıkabilirim. Fakat bu kültürün var olduğunu bilirken nasıl böyle bir şey yapabilirim? Ben bu mücadeleye inanıyorum, ülke olarak değişmemiz gerektiğine inanıyorum ve dünyanın da değişmesi gerektiğine inanıyorum. Bu, benim Alianza ile veya onlar olmadan yapmaya devam edeceğim bir şey. Benim ailem bunu biliyor ve bu düzelene veya ben ölene dek durmayacağıma inanıyorum.”

Isela’nın, onun yanında mücadele etmek isteyenlere önerdiği yöntem ise şöyle: İmha üzerine kurulu ekonomik çıkarlara karşı koymanın yolu yurttaş aktivizminden ve siyasi değişimden geçiyor. Ona göre eğer insanlar dünya için mücadeleyi uzak, yabancı ve kazanılamaz görürse umutlarını kaybedebilir. Ve böyle olması durumunda, bu, toprakları ele geçirmek isteyenlerin lehine olacaktır:

“Cehaleti ve ilgisizliği kendi lehlerine kullanıyorlar. Bizim sahip olduğumuz mücadele budur. Topluluğumuz, bunu kendi mücadelesi haline getirmeli.”

Isela’nın aktarımına göre Meksika, gittikçe, çok sayıda silahın, uyuşturucunun ve bir tarafında devletle çıkar peşinde koşan dev şirketlerin, diğer tarafında yerlilerin ve diğer insanların topraklarını korumak için çabalayan militanların yer aldığı Kolombiya benzeri bir duruma sürükleniyor.

Isela, bu büyüyen sorunun, ancak siyasi eylem, daha iyi yasalar ve çevre ile toprak adına yapılan mücadelenin ne anlama geldiğinin farkına varılmasıyla çözülebileceğini vurguluyor:

“Biz ülke olarak savaş halindeyiz ve bunu dikkate almalıyız.”


Tehdit Altındaki Doğa Savunucuları