Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNEÖdüllü Ermeni şair Peter Balakyan’ın Diyarbakır’dan ABD’ye uzanan hikayesi

Ödüllü Ermeni şair Peter Balakyan’ın Diyarbakır’dan ABD’ye uzanan hikayesi

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta ailesinin hikayesi Diyarbakır’dan önce Suriye’ye, ardından ABD’ye uzanan Peter Balakyan var. Ödüllü şair ve yazar Balakyan, büyükannesinden kendisine miras kalan halk masallarının, hayallerin ve sembollerin yaşamının merkezinde olduğunu kaydediyor.


Mülakatı yapan: Christopher Atamyan

Çeviri-Derleme: Tolga Er


Şair, akademisyen ve anı yazarı Peter Balakyan’ın kaleme aldıkları arasında yedi ciltlik bir şiir kitabı ile beraber beş kitap ve birçok çeviri bulunuyor. 1997 yılında en çok satanlar arasında yer alan “Kaderin Kara Köpeği” isimli kitabıyla Pen Martha Albrand Ödülü’nün sahibi olan Peter, yeni ABD’li Ermeni neslinin köklerine doğru yol alabilmelerine yardımcı olan isimlerden biri olarak kabul görüyor. 

Peter, “Yanan Dicle: Ermeni Soykırımı ve Amerika’nın Tepkisi” isimli kitabıyla 2005 yılında Raphael Lemkin Ödülü’nü kazanmış ve hatta Piskopos Krikor Balakyan’ın 1915 yılını Golgotha metaforu ile anlattığı “Ermenilerin Golgothası” isimli kitabı çevirmiştir.

Doktorasını Brown Üniversitesi’nde Amerikan medeniyeti alanında tamamlayan Peter, 1980’den bu yana Colgate Üniversitesi’nde ders vermektedir. Kendisi aynı zamanda Colgate’in Etik ve Dünya Toplumları Merkezi’nin ilk direktörüdür.

Tehcir

Peter’ın anneannesi Nafina Şekerlemeciyan Çilingiryan (sonradan Aruzyan), Diyarbakır’daki zengin bir ailedendir. 1915 yılındaki tehcirden kurtulmasına rağmen eşi ve iki küçük çocuğu dışında tüm aile üyeleri 1915 yılının Ağustos ayında öldürülür.

Nafina, kurtulmayı başaran diğer Ermenilerle beraber yüzlerce kilometre boyunca yürümeye zorlanır. Deyr ez Zor’a ulaşırlar, ancak Nafina’nın eşi hayatını kaybetmiştir ve hala tehlike altındalardır.

Deyr ez Zor’da 400 binden fazla kişi açlıktan, hastalıktan veya cinayetten dolayı hayatını kaybeder.

Yine de Suriye’deki Ermeni rahipler, Amerikalı ve Avrupalı diplomatlar ve misyonerler sayesinde bazı Ermeniler kurtarılır.

Söz konusu kişilerin yetimhaneler yönettiği Halep, antik dönemlerden bu yana diasporadaki Ermenilere ev sahipliği yapmıştır.

Halep

Nafina, kızı Gladys ve Alice ile beraber Halep’e vardığında 25 yaşındadır.

Dönemin Suriye’deki en büyük kentine ulaşan Ermeni mültecilerin sayısı 100 binin üzerindedir, ancak çoğu açlıktan, hummadan ve sıtmadan dolayı ölümün kıyısındadır.

Nafina da hastalananlardan biridir, ancak iyileşmeyi başarır ve terzilik yaparak kızlarını büyütür.

Nafina Şekerlemeciyan Çilingiryan, kızları Gladys ve Alice ile birlikte

Kızlarını ruhbanlar tarafından yönetilen Kırk Şehit Kilisesi’ndeki Ermeni okuluna kayıt ettirir. Peter buranın önemini şöyle anlatıyor:

“Bu Ermeni rahipleri, hayatta kalan çocuklar için yetimhaneler kurmakta kahramanca davrandı. Bir nesil Ermeni’yi kurtarmaya yardımcı olmakta bir nevi kilit öneme sahip olduklarını söyleyebiliriz.”

Nafina’nın Ortadoğu’da bir ailesi yoktur ve Suriye’deki şartlar kötüleşmektedir. Kafasını çevirdiği her yerde tek görebildiği ölüm ve yıkımdır; aileler ve aynı soydan gelen öldürülür, tarihi kasaba ve köyler haritadan silinir. Bir yandan da sıtma ve humma nedeniyle çok kişi ölür.

Nafina bir gün ABD Konsolosu Jesse B. Jackson adında birini duyar; kendisi Ermenilere yaptığı yardımlarla tanınmaktadır. Balakyan, “Kaderin Kara Köpeği” isimli kitabında Jackson’ın şu sözlerini alıntılar:

“Kasaba dışındakileri hayatta tutmaya çalışıyorum. Aynı zamanda bu berbat bir görev; dağıtılan yardım fonunu aldığı için ölümüne dayak yiyen ve asılan veya vurulan çok kişi var.”

Jackson’ın yardım ettiği kişilerden biri de Nafina olur.

11 Eylül 1916’da Nafina’nın eski eşinin Boston’daki kardeşi Frank Basmacıyan’a şu mektubu gönderir:

“Bayım:

Kız kardeşiniz Nafina Şekerlemeciyan Halep’tedir ve muhtaç durumda olduğundan dolayı size yazmamı ve ona para göndermenizi talep etmektedir. Bu en iyi şekilde Konstantinopolis’teki Amerikan Konsolosluğu ve konsolosu tarafından, telgraf yoluyla yapılabilir.

Saygılarımla

(İmza) J.B. Jackson, Konsolos”

ABD’ye yolculuk

Jackson’ın araya girmesi sayesinde Nafina, merhum eşinin ABD’deki ailesi Basmacıyanlar ile iletişime geçer. Kısa bir süre içerisinde de New Jersey’deki Thomas Şekerlemeciyan parayı gönderir ve bu sayede Nafina Ortadoğu’daki zor şartlarda hayatta kalmayı başarır.

O dönem pasaport almak güç olmasına rağmen Nafina’nın hedefinde ABD’ye gitmek vardır. Thomas’a bir mektup yazan Nafina şöyle der:

“Görevim çok zor; gece geç saatlere kadar pasaportumu almak için etrafta dolaşıyorum. Nereye gidersen git para istiyorlar. Önceden pasaport almak çok kolaydı, fakat şimdi olağanca zorluktan geçiyorum ve şu ana dek ayağa kalkıp gidip gidemeyeceğimi bilmiyorum, çünkü sınırların kapanmasının ardından her iki tarafta da korku var. Yalnızca Beyrut’a giden yol açık ve bu bile şüpheli.”

Pasaport
Pasaport

Verdiği uğraşı ve iradesi sayesinde Nafina ABD’ye geçmeyi başarır. Balakyan son olarak şöyle anlatıyor:

“Benim için büyükannemin hediyesi paha biçilemez. İlk olarak, bütün engellere rağmen bizi buraya getirdi. Dahası, bir yazar olarak bana aktardıkları merkezinde yer edindi; bana kendi travma sonrası zihin ve deneyimden kurulu karmaşık bir bağ taşıdı. Halk masalları, hayaller ve şifrelenmiş sembollerle bana hayatta kalma deneyimine dair bir vizyon aktardı; koşulsuz sevgisi de yaşamımın temeli oldu. Fakat yardım almadan ve biraz şans olmadan bunları yapamazdı.

“ABD Konsolosu Jesse B. Jackson’ın insanlığı büyükannemin hayatta kalmasında önemli bir role sahipti. O, büyükannemin Batıya, Amerika’ya giden yoluydu. Bu olay bizlere görgü tanıklarının fark yaratabildiğini, etik güdüler tarafından harekete geçen bireylerin hayat kurtardığını gösteriyor.”


Kaynak: Aurora Prize