Ana SayfaGüncelŞimdinin ufku olarak umut – Nejat Uğraş

Şimdinin ufku olarak umut – Nejat Uğraş


Nejat Uğraş*


HDP deneyimi ilk günden beri alternatif bir yaşam ve ilişki modelini esas alan yaklaşımı nedeniyle kitlelerin umudu haline geldi. Kitleler halen de büyük bir heyecanla umudu büyütmeye devam ediyor.

HDP’ye ilişkin birçok teorik analiz ya da konjoktürel değerlendirme yapmak mümkün ancak umudun “umut” olarak kalmayı sürdürmesi her şeyden daha önemli. Burada umuttan, gelecekte olabilecek bir beklentiden söz etmiyoruz. Belirtmek istediğimiz daha çok ufuktan gözlerini ayırmayan bir şimdi içinde eylemde bulunmak.

Umut, kolektif olarak, siyasal hedef biçiminde tanımlanabilen bir yanı olsa da esas olarak bireysel bir duygu hali olarak ortaya çıkar ve şimdideki eylemlerimiz oranında da doyurucu bir tatmin sunar insana. Bu yönüyle bakıldığında HDP’nin oy oranı, gelecekteki hedefleri elbette önemlidir. Ancak insanların kendini içinde mutlu, motivasyonu yüksek, heyecan ve haz duyduğu ve kişiliğinde teori-pratik bütünlüğü yaşadığı bir ilişkiler matrisi oluşturmayı başarması işin esasını oluşturuyor.

Farklılıkların biraradalığı

Son zamanlarda farklılığa çok vurgu yapılıyor. Farklılıkların biraradalığı elbette çok önemlidir. Bununla birlikte farklılığın aşırı kutsanması beraberinde ciddi bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Bu durumda tüm farklılıkları çapraz kesen asgari bazı evrenseller üzerine tartışmak ve bu tartışmayı belli merhalelere ulaştırmak temel bir görev olarak önümüzde duruyor. Bu konu üzerinde durmak HDP’yi negatifleyici bir yapıdan çok pozitif bir yapıya dönüştürmek için önem arz ediyor. Yani neye karşı olduğumuzu tanımlamak, elbette önemlidir, ancak tarihsel deneyimin gösterdiği gibi bu tarz ilişkiler hem kısa sürelidir hem de sonrası trajik savrulmalarla doludur. Oysa nasıl bir hayat, nasıl bir ilişki, nasıl bir ekonomi ve siyaset oluşturmak istediğimiz konusunda asgari bir kararlaşma hem hareketi uzun ömürlü kılar hem de onu zamanın dalgaları karşısında sağlam tutar.

Ufuk olarak umuttan bahsederken biraz da bu pozitif ilişki hususuna değinmek gerekiyor. Tam da bu noktada Rojava ve Efrin deneyiminden çıkartılacak en önemli ders, bununla ilişkilidir: “İçinde bulunduğumuz şimdide gelecekle temas noktalarını çoğaltmak.” Bunu yaparken kapasitelerimizdeki bazı yetmezliklerimiz de kendiliğinden ortaya çıkar. Zaten her yeni ufuk tam da o anda açığa çıkmaz mı?  Siyasal eşitlik konusunda başarılarımızı sayarken, ekonomik eşitlik ufukta tüm sorun ve heybetiyle boy gösterir. Bu yönüyle bakıldığında HDP deneyiminde yapmak ve düşünmenin aynı andalığını ifade eden düşü yapmak oldukça önemlidir. Böylesi bir tarzın müthiş bir esneklik sağlayacağı muhakkak.

Teori ve pratik

Aslında reel sosyalizm deneyimi döneminden beri sorun olan hayatı net bir teoriye göre kurgulama HDP’nin karşı karşıya olduğu açmazlardan birisidir. Bu tarz yaklaşım otomatikman teoriye ayrıcalıklı bir konum vermektir. Oysa teori hayatın eylemlerinden sadece birisidir. Şık ve derinlikli olması, olgularla sıkı ilişkiler içinde olması değerlidir ama bazen bir tek jest, bir yığın teorik söz ve yazıdan hem daha etkili hem de sıkı teoriktir. Bu konu HDP gibi farklılıklardan oluşan yapılarda karmaşıklaştırıcı bir unsurdur. Nispeten güçlü olan bileşenler teorik argümanları çoğunlukçu tarzda baskın kılarken, nispeten zayıf unsurlar ise teorik tartışma zeminini yayarak savunmacı refleksler sergiler.

Nitekim bu konular öteden beri sol siyaset alanında pratiği öne çıkaranlar ve teoriyi öne çıkaranlar tarzında biraz da pejoratif olarak “kaba pratikçilik” ve “teorik lafazanlık” şeklinde kodlanmaktadır.

Söylenen “şey” olmak

Konuya ikili hatlar oluşturma metoduyla başlamışken öyle devam edelim. Siyaset dili ve metodu açısından benzeri bir durum söz konusu. HDP’ye seçim sonuçlarını temel hedef belirleyip bunun için çoğu egemenden ödünç alınmış söylem ve tarzı kullanan taklitçi-popülist siyaset tarzının varacağı yer ilk kavşakta egemenlerin daha verimli bir durağına park etmek olacaktır. Nitekim HDP’nin kuruluşundan beri “bu Kürtlere uymaz”  diyenler biraz da belirttiğimiz hayal peşindeler. Bunların amentüsü “kitle benimsiyor ve hoşlanıyorsa doğrudur” tarzında. Bu politika tarzı önemli bir sorunu oluştururken Mao’nun “bazı yoldaşlarımız ayakkabıyı ayağa uyduracaklarına ayağı yontup ayakkabıya uyduruyorlar” sözünde ifade edilen siyaset tarzı da diğer yandaki sorundur. Kafalarında inandıkları bazı ideolojik, teorik, ahlaki kalıplara herkesi uydurmaya çalışanlardan söz ediyoruz. Bu tarz yaklaşım hem hareketin kitleselleşmesini engellemekte hem de yetenek ve kapasitesiyle HDP’ye çok şey katacak insanları bu harekete mesafeli tutmaktadır. Doğrusu halen HDP’nin karşı karşıya bulunduğu en ciddi sorun burada düğümleniyor. Birçok çevre şüpheli bir temkinlilik içinde bu çabanın sonuca gitmeyeceği ön yargısını taşıyor. Bu önyargının kırılması ve mesafenin ortadan kaldırılması için HDP’nin söylediği şey olması gerekiyor.

Bu noktada çizilecek son bir ikili hat, HDP’ye programatik yaklaşım ve mutlaka başarısız olacağına inananlar arasındadır. Esasen mevcut konjonktürde gerekli ve yararlı olacağını ileri sürüp buna uygun bir söylemle geçici bir yol arkadaşlığı olarak görmek şeklinde kendisini gösteriyor. Diğer tarafta ise HDP’nin ölü doğduğuna inanıp her fırsatta “ben demiştim, bunlarla olmaz” diyerek biraz da lümpen eğlence havasındaki bir tutum var. Açıkçası ifade ettiğimiz bu ikili anlayış ve tutum fiili olarak HDP’nin başarısızlığı için çalıştıklarının farkında değiller ne yazık ki!

Sonuçta HDP, tüm olumlulukların temsilcisi değildir ve olamaz da. Hayatın kiri, pası, tozu, yorgunluğu, heyecanı velhasıl her şey HDP’de vardır ve olmalıdır da. Ortadoğu’da yaşananlara, şu DAİŞ ucubeliğine baktıkça HDP’yi bu kan denizindeki hayat filikası olarak görmek romantikçe olmayacaktır. Herkes “çözüm süreci yeniden başlar mı?” diye tartışıyor. “AKP şunu da yapar mı?” diye sorarak çözüm sürecine dair hem de ülkenin geleceğine dair günlük söylem üretenler var. Gür bir sesle şunu haykırmak gerekiyor: Çözüm süreci HDP’dir aslında. HDP’nin örgütlendirilmesi, yaşatılması, sıkı bir mücadele zemini haline getirilmesi ve şimdinin ufku olarak umut kılınmasıdır. Egemenlerin kurgusuna göre“Kürt sorunu” gündemden çıkarsa Kürt sol siyasal tahayyüllü de sona erer; işte tam da buna karşı Türkiye sol siyasal inşasına HDP denir. Nokta!


*Yurttaş