Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNEBir âşığın peşinde: Saklı bir tarihe ışık tutma arayışındaki bir yazar

Bir âşığın peşinde: Saklı bir tarihe ışık tutma arayışındaki bir yazar

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta yazar Chris Bohçalıyan var. Hikayesi Kayseri’den ABD’ye uzanan Bohçalıyan, Ermenilerin 1915 ile kaybolan saklı tarihininin önemine atıfta bulunuyor, eserleriyle o dönemi yakalamaya çalışıyor. 20 yıl önce âşık olduğunu öğrendiği büyük büyükbabası Nazaret’in izinden giden yazar, edebiyatıyla geçmişe ışık tutmaya çabalıyor.


Çeviri-Derleme: Tolga Er


Dünya genelinde milyonlarca romanı satılan Ermeni bir yazar, Chris Bohçalıyan. Kitapları, gerçek anlatılardan ve tarihi hakikatlerden yola çıkarak insanın bakış açısını ve ahlaki ikilemleri bir araya getirerek karmaşık ve duygusal hikayeleri konu ediniyor.

“Kumdan Kalenin Kızları” isimli kitabıyla Ermeni Soykırımı’na geri dönüp, böylesine korkunç olayların nasıl yaşanabildiğini sorguluyor ve hayatta kalanların dünyanın dört bir köşesine giderek nasıl kendilerine yeni bir hayat kurabildiklerine yanıt arıyor.

“Kumdan Kalenin Kızları”

Üretken bir yazar

Bohçalıyan’ın toplamda 18 kitabı bulunuyor. ŞuEserleri 30’dan fazla dile çevrildi, üç eseri filmde uyarlandı.

“Ebeler” adlı romanı, New York Times’ın en çok satanları arasında bir numaraya kadar yükseldi.

Ocak 2016’da çıkan “Konuk Odası” isimli romanıysa Erivan ve Gümrü’den eleştirel sahneler sunuyor.

Yazar, “Kum Tepesinin Kızları” adlı romanı çıkardığından beri Ermeni Soykırımı hakkında eğitimler yapıyor, makaleler kaleme alıyor.

Bu çalışmalarıyla ANCA Özgürlük Ödülü’nü alan Chris, fotoğrafçı eşi Victoria Blewer ile birlikte Vermont’ta yaşıyor. Çiftin tek çocuğu Grace Experience, oyuncu olarak sanatını icra ediyor.

1915 öncesi: Soykırım ve Abdulhamit

Ermeni Soykırımı denildiğinde çoğu kişinin aklına 24 Nisan 1915’te Ermeni aydınların İstanbul’da alıkonularak, tren ve teknelerle Ayaş ve Çankırı’daki toplama kamplarına götürülmeleri geliyor. Ancak Ermenilere yönelik tehdit ve katliamlar daha geçmişe uzanıyor.

Sultan II. Abdülhamit döneminde, verilen talimatla 1894 ile 1896 yılları arasında 300 bin Ermeni’nin katliamlar sonucu hayatını kaybettiği belirtiliyor.

İki aile, bir at ahırı ve halk ozanı bir terzi

Bohçalıyan ailesinin geçmişi Kayseri’ye uzanıyor.

Yazar Chris’in ataları başarılı tüccarlar olmasına rağmen edebiyata ilgilidirler de. Eğer edebiyatın genlerde yatan bir yetenek olduğunu düşünüyorsanız, Chris’in bu yeteneğinin büyük büyükbabası Nazaret’e kadar uzandığını söylemek mümkün.

Chris’in büyük büyükbabası Nazaret

Chris, Ermeni Soykırımı’nda kaybedilenlerin insanlarla kısıtlı kalmadığını, nesilden nesile aktarılan hikayelerin, aile tanıklıklarının ve diğer anlatıların da kaybedildiğini vurguluyor.

Chris’in büyük büyükbabası Nazaret de terzi olmasına rağmen edebiyata merak salan bir isim.

Olay, Chris’in akrabalarından Rose Mary’nin Kayserili Ermeniler üzerine yazılmış bir ansiklopedi cildini vermesiyle ortaya çıkıyor. Chris, yazılanları çevirmesi için Khachig Muradyan’dan yardım istiyor.

Kayserili Ermeniler üzerine olan ansiklopediden

Yazıların çevrilmesiyle Nazaret’in arada sırada şiirler kaleme alan bir terziden daha fazlası olduğu anlaşılıyor.

Nazaret, hem başarılı bir ozan hem de ABD’li Walt Whitman’ınkilere benzer şiirleri söyleyen bir âşık.

Daha 14’ündeyken Kudüs’e sanatını icra etmeye götürülen Nazaret, 20’li yaşlarında İstanbul’da devam eder sanatına ve ardından Kayseri’ye yerleşerek aile kurar.

Yazmaya burada devam eder Nazaret. Ancak 1895 yılı itibarıyla sanatında bir kayış başlar. Abdulhamit’in Osmanlı İmparatorluğu’nda başlattığı katliamlar, Kayseri’ye uzanır.

Yetmiş kıtalı şiirinde şu dizelere yer verir:

“Gâvurları baltalar, hançerlerle öldürdüler; kim olduklarını sormadılar, ister tüccar ister amele olsun. Bebekleri annelerinin rahimlerinden aldılar ve buna tanıklık edenler aklını yitirdi.”

Bohçalıyan ailesinin en eski fotoğrafı: Nazaret (sağdan ikinci) ve ailesi. Nazaret’in kucağındaki Cris’in büyükbabası

Chris’in büyükannesinin babası ve Şirinyanlar ailesi ise Ankara’dan. Burada at yetiştiren aile, 1915’te Osmanlıların saldırısına uğrar; büyükannesinin babasını vurarak öldürürler, at çiftliğini ve aile evini gasp ederler.

Geçmişe özlem

Chris, Ermenilerin kaybolan hikayelerindeki tarihe işaret ediyor ve bunların önemine vurgu yapıyor.

“Gerçek şu ki; dünyadaki en güzel müzik, yemek ve sanatlardan bazılarına sahibiz. Ve orta yaşlarda bunun hakkında çok düşünüyorum; büyükannem Haigouhi ve halam Rose Mary’nin harika yemeklerini anımsıyorum. Sadece halam Rose Mary’nin peynirli böreklerini yiyerek yaşayabilirim. Ayrıca yeniden büyükbabam ile büyükannemlerin oturma odasına geri dönmek ve büyükbabamın sevdiği udunu çalmasını dinlemeyi çok isterim.”

Chris’in babası ve büyükbabası, ABD

Chris, bugün atası olan Âşık Nazaret’in izini sürmeye devam ediyor ve edebiyatı araçsallaştırarak geçmişe ışık tutmaya çabalıyor, kalemiyle orijinal hikayeler üretiyor.


Kaynak: Aurora Prize