Ana SayfaYazarlarBahadır AltanHalka yasaklanan sokaklar – Bahadır Altan

Halka yasaklanan sokaklar – Bahadır Altan


Bahadır Altan


Kadıköy-Beşiktaş şehir hatlarının yanaştığı iskeleden karaya çıkınca eskiden tam karşıdaki “Hayrettin İskelesi” sokaktan 100 metre kadar yürüyerek Beşiktaş çarşıya veya otobüs duraklarına ulaşılırdı. Şimdi bu sokağın iki ucunda da sizi bir polis bekliyor ve “yassah hemşerim” diyor! Neden diye sormaya artık gerek duymuyorsunuz! Bu, boğaza bakan, Dolmabahçe Sarayı’na bitişik tarihi binalarda önceleri Cumhurbaşkanı konaklamaya geldiğinde, onun güvenliği için kapatılır, sokakta TOMA’lar, akrepler, polisler olurdu sadece. Eğer insafa gelirlerse de geçiş için bir patika genişliği yol bırakırlardı yayalara! Şimdi ise sokak tümüyle halka yasak!

Doğal olarak bir tabela ile “şu nedenle sokak geçişlere kapalıdır, verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz” deme gereği de duymuyorlar! Polis memuru orada 24 saat bekleyip her geçmek isteyene tek tek sorarak, otele gidiyorsanız izin verip, diğerlerine “yasak” diyor! Ters yönde, çarşıdan geliyor ve vapuru yakalamak için acele ediyorsanız “vapuru kaçıracağım” türünden yakınmaların faydası yok. Yine deniz müzesini ve Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi’ni tavaf edip Cezayir Caddesi’ne girmek gerek. Kaptanı Derya’nın meşhur heykelinin yanından geçerken, artık acele etmenize gerek yok vapur kaçmıştır. Bari heykelin kaidesine yapıştırılan Yahya Kemal Beyatlı’nın aşağıdaki dizelerini okuyun…

“…Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor…”

Kaidenin arka tarafına yapıştırılmış dizeleri okurken, yüzünü denize değil, doğuya dönmüş Barboros Hayrettin’in sol elinin neden anlamsızca böyle uzandığını merak ederseniz eğer Neyzen Tevfik’e kulak vereceksiniz! Neyzen’in sürekli didiştiği ve hiç sevmediği Yahya Kemal’e gönderdiği dörtlük Beyatlı’yı solluyor:

“Edebi bilgini Hayrettin Kaptan

Beş asır önceden biliyor gibi

Ikına ıkına yazdığın şi’re

Barbaros kıçını siliyor gibi”

Bu zoraki yol uzatmaya, sokak kapatmalara içinizden söylenerek bir sonraki vapura doğru yürüyebilirsiniz artık. Kim bilir belki Neyzen’i aratır sizin söylenmeleriniz!

Memlekette artık sıra vatandaşın sokaklarına geldi. Saray gerek duyduğu sokağa el koyup geçişi yasakladığı gibi, “artık burada sokak yok!” diyerek gökdelen de dikebilir. Kim engel olabilir ki? Umarım en azından bu Beşiktaş vapurunu sık sık kullanan ve fazladan 500 metre yürümek zorunda kalan insanlar belediye seçimlerinde bunu hatırlar…

Kartal Merkez mezarlığında yatan Neyzen’in cenazesi, 28 Ocak 1953 tarihinde soğuk bir kış günü Beşiktaş Sinan Paşa Camisi’nden kaldırılırken Barbaros Bulvarı’na taşan kalabalık içinde çok sayıda sokaklarda yaşayan insanın yer aldığı bilinir. Bunun nedenini hep diktatörlüğe meydan okumasında, dalkavuklardan hiç hoşlanmamasında, ezilenden yana olmasında aramak gerek kuşkusuz. Neyzen Tevfik’in “Azab-ı Mukaddes” kitabı için şöyle denmiş: “Sanma kalmayacak bu kubbede hoş sesin. Yeter Seni anmaya ‘Azab-ı Mukaddes’in!”

Bu kitaptan günümüze uzanan satırlar var…

1941 şöyle yazmış…

Dilediği şahsı azapla ezer,
Onun emri altında hükm ü kader.
Yer gök secde eyler, esnaf baş eğer
Hangi kâra etse meyil…!

Eşeklikte şu kırdığın rekordur,
Fi’lin yakar seni ateştir, kordur,
Bu tuttuğun yolun sonu çukurdur;
Gelecek var başına bil…!

1945’te Hitler de nasibini almış…

Bay Hitler yaralandı, dediler.
Menhus yıldız çabuk doğar dulunur;
Sen köpeğe kuduz de de geçiver,
Nasıl olsa bir öldüren bulunur.
(Menhus: Uğursuz; Dulunmak: Matlaşmak, parlaklığını yitirmek)

1915… (sanki dün!)

Kimse ta’yip edemez biz kafa göz yarsak da,
Döğüşe, kavgaya var milletin elbet hakkı.
Yatalı beş senedir sade mısır ekmeğine
Kalmadı halkımızın Hind horozundan farkı!
(Ta’yip etmek: Ayıplamak, kınamak)

Neyzeni saygıyla anıyor sokaklarımıza el konulmasını kınıyoruz…