Ana SayfaGüncelSanıksız 10 Ekim Davası’nda mahkeme avukatların taleplerini kabul etti

Sanıksız 10 Ekim Davası’nda mahkeme avukatların taleplerini kabul etti

HABER MERKEZİ – 10 Ekim Katliamı firari sanıklarının yargılanmasında sanık sandalyeleri boş kalırken, avukatlar ve aileler sanıklar olmadığı sürece yargılamanın eksik olacağını vurguladı. Firari sanıkların nasıl firar olduklarına dair araştırılma yapılması gerektiğine dikkat çeken müştekiler, “Türkiye’ye üç kez iade edilen sanık hala firari gözüküyor, neden?” diye sordular. Mahkeme heyeti, firari sanıklar hakkında avukatların tüm taleplerini kabul ederken, aileler, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” dedi. Dava, 18 Nisan 2019 tarihine ertelendi.

10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası’nda firari sanıkların yargılandığı duruşma, Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonu yetersiz kaldığı için 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu’nda görüldü.

Duruşma öncesi Ankara Adliyesi önünde bir araya gelen sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve 10 Ekim Ankara Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin yakınları kısa bir açıklama yaptı.

Açıklamayı kurumlar adına 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği 10 Ekim-Der Eşbaşkanı avukat Mehtap Sakinci Coşgun yaptı.

Coşgun, “Bu katliam davasında firar olan 16 sanık hakkında açılan dava için bugün buradayız. Çok fazla söze gerek yok yaklaşık 2 yılı geçen bir yargılama sürecine şahit olduk  Bu yüzden bu yargılanmanın düzgün yapılması için bundan sonra da, sonraki süreçlerde de Ankara Adalet Sarayı önünde olmaya ve 10 Ekim katliam davasının sürecini izlemeye devam edeceğiz” dedi.

Adalet sağlamak için daha yolun başında olduklarını kaydeden Coşgun, firar olan 16 sanık hakkında açılan dava için adliyede olduklarını belirtti.

Coşgun, “Çok fazla söze gerek yok. Yaklaşık 2 yılı geçen bir yargılama sürecine şahit olduk  Bu yüzden bu yargılanmanın düzgün yapılması için bundan sonra da, sonraki süreçlerde de Ankara Adalet Sarayı önünde olmaya ve 10 Ekim katliam davasının sürecini izlemeye devam edeceğiz” dedi.

Sanık sandalyeleri boş

Mahkeme Başkanı ve davanın savcısı değişmezken, mahkeme heyetinde değişiklik olduğu görüldü.

16 firari sanığın yargılandığı duruşmaya 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin aileleri, sendikalar, meslek örgütleri ve siyasi partiler katıldı.

37 aydır firari olan 16 IŞİD’li sanık ile takip edilmesine rağmen yakalanmamasından sorumlu kamu görevlilerinin olmadığı duruşmada, sanık sandalyeleri boş kaldı.

30 avukatın katıldığı duruşma kimlik tespiti ile başladı.

Mahkeme heyeti sanıklar İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız ve Hasan Hüseyin Uğur hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Adalet Bakanlığı’na yazılan müzekkerelere cevap verilmediğini belirtti.

Avukatlar: Firari sanıklar nasıl firari oldu?

Duruşmada konuşan avukatlar firari sanıklar olmadığı sürece yargılamanın eksik olacağını vurguladı ve firari sanıkların nasıl firar olduklarına dair araştırılma yapılması gerektiğinin ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.

Avukat Eylem Sarıoğlu, “Bu ülkenin istihbarat raporlarında ‘emir’ olarak geçen Nusret Yılmaz bizim dosyada sadece ‘IŞİD üyesi’ olarak geçiyor. Bunlar nasıl kaçtılar ya da geçmeden nasıl bu katliamın örgütleyicisi oldular?” diye sordu.

İstihbarat raporlarına dikkat çeken Sarıoğlu, sanıkların Suriye’ye gittiği bilgisinin altını çizerek, “Suriye’ye gitmelerinin engellenmediği şeklinde yorumluyoruz” dedi.

Antep Valisi Ali Yerlikaya hakkında Suruç, Ankara, Diyarbakır ve Antep katliamlarında sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasını isteyen Sarıoğlu, “Özellikle dinlenme tapelerinde, fiziki takiplerde suç unsurlarının yer olmasına rağmen işlem yapmayan Savcı Cenk Akın Akseken, Terörle Mücadele amirleri Basri Kaya, Günay Acar tarafından katliamda sorumluluğu olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz” diye konuştu.

Avukat Sevinç Hocaoğulları da “10 Ekim siyasi bir katliam olduğu için hiçbir kamu görevlisi ve sorumlular yargılanmadı” dedi.

“Gaziantep Valiliği’nin, kolluk güçlerinin sorumluluğu açık ve bunun üzerinden 3 yıl sonra Gaziantep Valisi İstanbul’a atanıyor. “Yargılanması gerekirken terfi ediyor. Oradaki Jandarmanın, dernekleri denetlemesi gereken Valinin sorumluluğu açık. Antep Valisinin sorumluluğu açığa çıkarılmadan terfi edilmesi adalet arayışımızda nerede duruyor?

“Kamu görevlileri yargılanmadı, 10 Ekim’i ananlar, greve gidenler, haberlerini yapan gazeteciler yargılandı. Cenazelerde slogan attıkları gerekçesiyle ailelerimiz yargılandı. Tek bir kamu görevlisi yargılanmadan onlarca, binlerce yurttaş yargılandı. O yüzden bu katliam bir siyasi katliamdır ve mahkemenizin de bunu ortaya çıkarması için mücadele edeceğiz.”

İzmir Baro Başkanı Avukat Özkan Yücel de davaya katılma talebinde bulundu. İzmir Barosu’nun adalet talebinde ailelerin yanında olmak istediklerini belirten Yücel, “Silahı tutan ya da katliamı yapanları yargıladınız. Ama ya silahı tutturan, nasıl örgütlendiklerini ortaya çıkardınız mı?” diye sordu.

“Kamu görevlilerinin hiç mi sorumluluğu yok?” diye devam eden Yücel, katliamların işleniş tarihine dikkat çekerek davanın siyasi ayağının ortaya çıkması gerektiğini vurguladı.

Avukat Murat Gündüz de “30 Haziran 2015 tarihinden Antep Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet’e Yunus Durmaz’dan İlhami Balı’ya kadar IŞİD sanığı birçok kişinin gözaltına alınmasını istemiş. Savcılık tarafından TEM’E verilen yazının akıbeti belli değil. Bu yazıya istinaden Antep Emniyet’inin ne yaptığının sorulmasını istiyoruz” dedi.

Antep’te olduğu sürece firari sanıklardan Yunus Durmaz’ın ‘elini kolunu sallayarak’ Antep’te gezdiğine dikkat çeken Gündüz, taleplerini sıraladı:

“İçişleri Bakanlığı’nın ödül listesi var. İçişleri Bakanlığı’nın listesinde kırmızı, mavi ve yeşil listelerde bu sanıkların isimleri var. Bu bültenin önemi şu, kırmızı listede olan İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi için bir sınıflandırma yapmış. 16 firari sanıktan 12’si bu bültende var. Bakanlıkta bizim dosyamızda olmayan deliller var. İçişleri Bakanlığı’na yazı yazılarak, ödül listesinde yer alan IŞİD sanıkları ile ilgili bütün bilgilerin celp edilmesini istiyoruz. Bakanlıktan aranan IŞİD sanıklarının kimler olduğu ve hakkındaki bilgilerin dosyaya gönderilmesini talep ediyoruz.”

Duruşmadaki beyanlar: “Türkiye’ye 3 kez iade edilen sanık hala firari”

Katliamda yaşamını yitiren Mustafa Budak’ın eşi Hanife Budak:

“2015 tarihinde eşim barış mitingine katılmak üzere yola çıktı ve patlamada yaralandı. Yaralandıktan sonra tedavi gördü. Benim eşim 22 ay içinde 2 ay evine, çocuklarının yanına gelemedi. Eşimin tüm vücudunda yaralar olmuştu ve 22 ay hastane hastane gezdik. Boyundan aşağı felçli kaldı. 3 çocukla kaldım. Benim eşim 58 yaşında yaralandı 60 yaşında vefat etti. Benim eşim gar katliamı patlamasında yaşamını yitirdi. Her tarafım sızı içinde kendimi ifade edemiyorum eşimin hakkının aranmasını istiyorum davaya müdahil olmak istiyoruz.”

Müşteki Zöhre Tedik:

“Uyurken uyandırmaya kıyamadığımız çocuklarımız öldürülüyor. Biz hep vicdan vicdan dedik. Sizin adaletinize güvendik belki adalet çıkar diye. Bu heyet taş oldu kalem oldu. Onları ne buraya getirdi ne de soruşturmayı genişletti. Bu heyetin vicdanına sığındık, ‘nasıl yatacaksınız’ diye sorduk. Rekor cezalar verildi ama tetiği yöneltenler nerede. Tekrar adalete inanmak istiyorum. Koltuklar kimseye kalmaz. Kanımızın son damlasına kadar gerçek katiller yargılanana kadar burada olacağız. Siz isteseydiniz burada yargılanırlardı. Siz görevden alınmaya rağmen görevinizi keşke yerine getirseydiniz.”

Katliamdan yaralı olarak kurtulan Mustafa Çeker:

“Neden insanlık suçu olarak kabul edilmiyor. Bunu yapmazsak bu ülkede katliamlar devam edecek. Ben küçüklükten beri kitap okuyorum eğer 3 kişiden fazla bir katliamda öldürülüyorsa ya bunun siyasi ayağı vardır ya da devlet vardır. Neden tek bir kamu görevlisi yargılanmadı. Bunlar yapılmıyorsa neden adalet arıyoruz. Burada o zaman tiyatro oynanıyor. Devlet istediğini yakalayıp, getiriyor neden IŞİD sanıklarını getirmiyorlar. Bu şekilde kamu vicdanı rahat etmez. Yunus Emre Alagöz’ün annesi, babasının Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’ne yalvardığını gözümüzle gördük. Bunlar neden sorgulanmıyor? Atılan gaz bombasında iki arkadaşım yanımdaydı, bunlardan biri yaşamını yitirmiş. Neden gaz bombası atılır? Neden polisler orada parçalanan vücutlarla top gibi oynadı? Bunların hiç mi sorumluluğu yok? Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne sormak istiyorum, neden gaz bombası atıldı? Bunlar ortaya çıkmadıkça sizler adaleti sağlamış olmayacaksınız.”

Katliamdan yaralı olarak kurtulan Ayşegül Duman:

“Neden buradayız, siz neden buradasınız? Sizin için sıradan bir gün olabilir. Ama şu sıralardaki salon için sıradan bir gün değil. Bizim gecelerimiz, uykularımız, her şeyimiz yarım. Bir sanık neden firari olur söyler misiniz? Yakalandılar mı bırakıldılar mı yoksa cezaevinden mi kaçtılar bana açıklayın. Bunlarda şimdi İstanbul Valisi olan, ‘kokteyle saldırı’ olduğunu söyleyen dönemin cumhurbaşkanı, ‘oylarımız arttı’ diyen dönemin Başbakan’ı sorumludur. Bu yargılamaların TCK 77’e göre insanlık suçu olarak adlandırılmasını istiyoruz. O gün alanda yerde yatarken ‘süpürün bunları’ diyenler neden yargılanmıyor. Onların yargılanmasını istiyorum. Yarın bunlar tahliye olmaya başladığında siz o zaman bizim öfkemizden korkun. Onlar bırakıldığında bu ülkede kamu güvenliği daha da sorunlu hale gelecek. Vicdan en büyük mahkemedir. Siz bu davayı nereye götürürseniz götürün her zaman orada olacağız. Biliyoruz ki dünya da ve Türkiye’de hiçbir katliamın sahibi yoktur diye size ilk ifade verdiğim sürede söylemiştim. Yanımızda olun gerçek adaleti sağlayın istedik ama vardığımız sonuç ortada.  Lütfen hakim bey arkanızda yazan yazının hakkını verin.”

Katliamda bacağını kaybeden Gökhan Yaralı:

“Bundan sonra önemli olan katliamların nasıl önleneceği. Sınırda yaşanan giriş çıkışların nasıl olduğu sanıklar tarafından duruşma sırasında söylendi. Anladığım kadarıyla sınırda çalışan kamu görevlileri masum ki onlar hakkında işlem yapılmadı. Önünüzde bunlar konuşuldu. Polis amirlerinin bu miting olmalı iddialarını sizle birlikte burada mahkeme salonlarında dinledik. Katliamdan sonra İçişleri Bakanı ‘Kesinlikle gaz bombası kullanılmadı’ dedi. Ama alanlarda bulunanlar var, görüntüler ortada. Ambulansların alana girmediği görüntülerle sabit. Bunları yapanlar suçlu değil mi? Ambulansları alana sokmayanlar suçlu değil mi? Beni hastaneye avukat Alişan götürdü ve birkaç dakika ile kurtuldum. Patlamanın olduğu gün öncesi akşamında neden yol kontrolleri yoktu. Emniyet görevlileri, sınır görevlileri bugün yargılansa belki bu katliamlar bir daha bu kadar kolay yaşanmaz. Ama kamu görevlilerinin hiçbiri burada yok. Benim kopan bacağım geri gelecek mi? Hayır, biz bir daha bu katliamlar olmasın ve acılar yaşanmasın diye buradayız.”

Müşteki Evrim Pınar Mak:

“Bir ülkede adalet neden olur, neden olması gerekir? Bize okul yılları boyunca neden ezberletildi? Adaleti kim sağlar siz sağlayamadığınıza göre bize bir yer söyleyin biz oraya gidelim Sayın Başkan? Susuyorsak korktuğumuz için değil hala adalet umuduna olan inancımızdan kaynaklı susuyoruz. Sizin çocuklarınız için buradayız. İlkel toplumlardaki gibi gidip suçluları biz mi vuralım bunu mu istiyorsunuz başkan? Kamu görevlilerinin hiçbir suçu olmadığına dair mahkemeden kanıt istedi. Görevinizi yapamıyorsanız bırakın. Siz buraya maaş için geldiniz ben ise adalet için geldim.”

Katliamda yaşamını kaybeden avukat Uygar Coşgun’un annesi Nuray Coşgun:

“İki yıldır buraya geliyoruz. Ama biz yaşamıyoruz hâkim bey. Benim oğlum alandan bir resim yollamıştı o coşku o neşe o kadar büyüktü ki çocuklarımızın geleceği için umut olma yolunda ilerlediğini düşünüyorduk ama 10 Ekim tarihinde bu inancımız bitti. Ben oğluma savcı, hakim olması için sınavlara girmesini daha önceden istiyordum ama bugün anladım ki benim oğlum gerçekten vicdanlı olduğu için sizin koltuklarınızda oturmak istemedi. Gerçekten artık gerçekler yargılansın, bizler insanız oğlumdan yadigâr torunumun gözlerine bakamıyorum. Bunu yaşatanlara nasıl ceza verilmez. Onlar dışarıda gezerken bizlerin vicdanı nasıl rahat olacak.”

Müşteki Kemal Kılek:

“Devlet ne için vardır? Yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlar. Bizim çocuklarımız barış için buraya geldiler. Adalet var, devlet var diye geldik ama gördük ki yanılmışız. Türkiye’ye 3 kere iade edilen sanık hala burada firari olarak görünüyor. Siz adaleti sağlamak istiyorsanız sorumlu kamu görevlilerini ortaya çıkarmalısınız. Siz bugün adaleti tecelli ettirmezseniz yarın daha büyük katliamlar gerçekleşecek.”

Mahkeme avukatların taleplerini kabul etti

Verilen aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti şunlara karar verdi:

  • İzmir Baro Başkanı’nın davaya katılma talebinin kabulüne
  • Haklarında yakalama ve tutuklama kararı verilen sanıkların infazının beklenmesi ve kolluk birimlerine yazı yazılmasına
  • Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan akıbetinin sorulması, X, Y, Z’lerin bulunması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına
  • Antep Emniyet Müdürlüğü’ne IŞİD sanıklarına dair albümler için müzakere yazılmasına
  • İstanbul Ağır Ceza, Hatay Ağır Ceza Mahkemesi’nden sanıklar hakkında açılan davaya ilişkin dosyaların istenmesine
  • Emniyet Genel Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak sanık Yunus Durmaz hakkında tüm kayıtların istenmesine
  • İçişleri Bakanlığı’nı listesinde ödülle aranan IŞİD sanıkları hakkında bilgi istenmesine
  • Edremit Türe için SGK’ya müzekkere, Şengül Büyükçelebi ve Hülya Balı’nın tanık olarak dinlenmesi için müzekkere, Savaş Yıldız hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına

Ne olmuştu?

10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası’nda yargılanan 35 sanıklı duruşmanın 3 Ağustos 2018 tarihinde görülen dava duruşmasında 19 sanığa ceza verilerek, 16 firari sanığın dava dosyası ayrılmıştı.

Mahkeme heyeti 9 sanığa “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermişti.

Ayrıca sanıklara 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 10 bin 557’şer yıl hapis cezası verilmişti.

Dosyası ayrılan 16 firari sanığın isimleri şöyle: İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız ve Hasan Hüseyin Uğur.