Ana SayfaGüncelDemirtaş’ın beyanı: Leyla Güven’in talebi talebimdir

Demirtaş’ın beyanı: Leyla Güven’in talebi talebimdir

HABER MERKEZİ – HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı davanın duruşması başladı. 3 gün sürecek duruşmada savunmasına başlayan Demirtaş, “Leyla Güven’i ve 35. gününe giren açlık grevi eylemini selamlıyorum” diye konuştu. Demirtaş ayrıca mahkeme heyetine seslenerek, “Tahliyeme kararı siz veremezsiniz” dedi ve heyetin dosyadan çekilmesi ya da reddi hakimin kabulü talebinde bulundu. Mahkeme heyeti ise Demirtaş ve avukatlarının “reddi hakim” talebini reddetti.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı dava, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülmeye başlandı.

“Örgüt kurma ve yönetme”, “Örgüt propagandası” ve “Suç ve suçluyu övme” iddialarıyla hakkında 142 yıla varan hapis cezası istemiyle yargılanan Demirtaş’ın bizzat katıldığı duruşma 3 gün sürecek.

Duruşmanın ilk gününü HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Fatma Kurtulan, Filiz Kerestecioğlu, Hüseyin Kaçmaz, Meral Danış Beştaş, Oya Ersoy ve Tuma Çelik takip etti.

Leyla Güven’i selamladı

Kimlik tespitleri ardından Demirtaş savunmasına anadilinin önemine dikkat çekmek için Kürtçe başladı.

Demirtaş, PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması amacıyla açlık grevine başlayan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’i selamladı.

“Leyla Güven’i ve 35. gününe giren açlık grevi eylemini selamlıyorum. Eylemi haklıdır. Siyasi taleplerinin arkasındayım. Aynısını ben de talep ediyorum.”

Mahkeme heyetine de seslenen Demirtaş, “Mahkeme heyetinden iki talebim olacak, mahkeme heyeti olarak tarafsız ve bağımsız yürütemeyeceğiniz gerekçesiyle öncelikle heyet olarak çekilmelisiniz, aksi halde reddi hakim talebinde bulunacağız” dedi ve şöyle devam etti:

“Beni sahte bir Twitter hesabından atılan tweetlere dayanarak tutukladınız. Üstelik bu deliller bugün cemaat üyesi olmakla suçlanan kişiler tarafından hazırlandı ve siz bunlara dayanarak beni tutukladınız.”

AİHM kararına ilişkin beyanlar

Demirtaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) hakkında verdiği ve uygulanmayan “serbest bırakılmalı” kararını değerlendirerek, şu beyanlarda bulundu:

“Bunu çok iyi hatırlıyorum avukatım şöyle olacak demişti: ‘AİHM tahliye kararı verecek, İstanbul’daki dosya, Bölge Adliye Mahkemesi’nde onaylanacak ve siz de buna dayanarak Demirtaş’ı tahliye etmeyeceksiniz’. Ve geldik bugüne. O dosyayı dışarıda bıraktınız. Bakın, Yargıtay kararları var. Hem de bir tane de değil. Bu konuda verilmiş istinaf kararı, Yargıtay 5. uyuşmazlık mahkemesinin, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin. Deniliyor ki, ‘Bir sanığın aynı dönem içerisinde temadi kesilmeden işlediği iddia edilen benzer suçlar hatta soruşturmalar varsa bunun diyor birleştirme hususu değerlendirilmeden esas hakkında karar verilmesi yasaya aykırıdır.’ Bozma nedenidir. Biz bunları istinafa da sunduk.

“Beni ilk tutuklatan savcı neden Elazığ ve İstanbul dosyalarını birleştirmedi biliyor musunuz? ‘Bunlar çok uyduruk, bundan bir şey çıkmaz, bunları birleştirmeyelim onlar orada kendi halinde yürüsün gitsin’ diye birleştirmediler. Çünkü hani ‘propaganda’ demek için kör, sağır, vicdansız, ahlaksız olmak lazım, o mahkeme öyle yaptı. Barış konuşmamıza ben ve Sırrı Süreyya beye en ağır cezayı öngörerek ve fiili tahliyemi engelleyecek süreci öngörerek ve ilginçtir 4 yıl 8 ay neye tekabül ediyor biliyor musunuz, siyasi yasak açısından? 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de kurtarıyor. Hayır, benim niyetim yok ama 2023 için fakat öyle hesap yapılmış ince bir mühendislik hesabı. Ola ki Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi buna uymak zorunda kalırsa, bu dosyada tahliye kararı verirse, Demirtaş tahliye olmasın ve siyasi yasağı da 2023’ü aşsın. Matematik, mühendislik hesabı bu. Ve İstanbul İstinaf Mahkemesi, bütün dünyanın gözü önünde aleni bir şekilde hiç sıkılmadan, üyelerinden biri de 8, 10 yıl önce AKP’li bir avukat. Benim kararımı onaylayan avukatlardan biri hakimliğe geçmiş, jet hızıyla da istinaf üyesi olmuş, bir HDP’linin dosyası önüne gelince de belli ki siyasetteki atmosfer, yaratılan algı oradaki hakimlere ne yapması konusunda açık bir direktif anlamına gelmiş. Kendilerinin yıllardır önünde bekleyen yasaları bir tarafa itip, usule yasaya, her şeye aykırı olan bu dosyayı gerekçesiz bir şekilde onayladılar.

“İstinaf Mahkemesi benim kararımı onadığı esnada Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Recep Tayyip Erdoğan’la fotoğraf veriyordu. Bunların hiçbiri tesadüf değil. Yine diyorum krala yaslanan düşer. Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmamış, Erdoğan’a mı kalacak?

“Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar veriyorsunuz. Diyorsunuz ki; ‘Kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasına’ ama bir önceki cümle diyorsunuz ki; ‘kesinleşmediği için tahliyesinin reddine’, ikinci cümlede, ‘kesinleşip kesinleşmediğinin Adalet Bakanlığı’na sorulmasına.’ Adalet Bakanlığı kim? AİHM’deki karşı taraf. Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı açtığım davanın karşı tarafına yazıyorsunuz.

“O kadar hukuk bilginiz vardır herhalde. AİHM kararı kesinleşmiş mi, kesinleşmemiş mi, kesinleşmeden mi uygulanır, nasıl uygulanır? Bunu neden Adalet Bakanlığı’na soruyorsunuz. Mehmet Uçum’a niye sormadınız? Keşke ona yazsaydınız. O karar veriyor, Saray adına kendisi yürütüyor bu işleri. Dolayısıyla aleni bir şekilde taraf tuttunuz. Kararların kimler tarafından verildiğine gerekçeniz de atıf yaptınız. Yani resmen şunu demek istediniz, bana ve kamuoyuna: ‘Kararı biz veremiyoruz, Adalet Bakanlığı’na yazdık, onlar ne derse öyle yapacağız.’

“Adalet Bakanlığı’nın ne işi var sizin ara kararınızla ilgili yorum veya görüş belirtmeye? Haddine midir? Siyasi bir taraftır, mahkemede de karşı taraftır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Hükümeti’ni, Adalet Bakanlığı temsil etmiştir AİHM’de. ‘Demirtaş Türkiye kararı’dır AİHM kararı. Adalet Bakanlğı’nın avukatları ve hukuki temsilcileri orada Hükümet adına savunma yapmıştır. Ama siz ona soruyorsunuz, ‘Demirtaş kararını uygulayalım mı, kesinleşti mi?’ diye. Dolayısıyla tarafsızlığınızı aleni bir şekilde yitirmiş oldunuz.”

‘Tahliyeme kararı siz veremezsiniz, sizden tahliye talep etmiyorum’

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin AİHM kararı sonrası, tahliye talebini reddettiği kararında Demirtaş’ın savunmadan kaçtığı ve savunma yapmadığına dair iddialara da yanıt veren Demirtaş, şunları söyledi:

“Ara kararınızdaki gerekçelerden biri de savunmadan kaçtığım ve savunma yapmadığımdır. O yüzden yargılamanın uzadığını söylüyorsunuz. ‘Yargılamanın uzaması mahkemenizden değil; sanıktan kaynaklıdır’ diyorsunuz. Açık, aleni bir çarpıtma yapıyorsunuz. AİHM uzun yargılamadan söz etmiyor ki. AİHM uzun yargılamadan ihlal vermiş değil. Uzun tutukluluktan ihlal vermiş. Ama siz burada, ‘Demirtaş’ın veya sanığın bilinçli uzatması nedeniyle bu noktaya geldi’ diyorsunuz. Ortada uzun yargılama tartışması yok. Ne bizim böyle bir itirazımız var Ne AİHM’in böyle bir kararı var. Ama siz çarpıtıyorsunuz. Diyorsunuz ki, ‘uzun tutukluluk bizden değil sanıktan kaynaklandı.’ Burada da çarpıtıyorsunuz, benden kaynaklandığını iddia ederek, 25 aydır beni yargılıyorsunuz ama 15 ay hakim karşısına çıkmadım. Sadece 10 aydır yargılanıyorum. 10 aydır sadece hakim karşısındayım. 10 ayda Türkiye’de 32 fezlekenin birleştiği 80 klasörlük dosyayı nasıl bitirebilirsiniz? Ama siz bitirmemiş olmayı da bana suçlama olarak kararınızda yöneltiyorsunuz.

“Görünen o ki seçim meydanlarında ‘Bu Demirtaş niye ceza almadı’ diye bağırır, çağırırken siz kendi üstünüze alınmışsınız. Bence alınmayın. 80 klasörlük, bizim sunduğumuzla birlikte 130 klasörlük belki bir şeye dönüşecek. Mesele uzun yargılama değil uzun tutukluluktur bu aşamada.

“Ben savunmadan da kaçmadım. Her aşamada savunmamı yaptım. Bir duruşmada avukatlarım ısrarla ‘adli tatil sırasında duruşma vermeyin’ dediler. ‘Burada değiliz’ dediler haklı olarak. Ben de SEGBİS’e çıktım, avukatlarım yoktur diye savunma yapmadım. Onun dışında ben hangi savunmadan kaçtım. Ne suçlama var ki ben savunmadan kaçacağım. Çarpıttınız, tarafsızlığınızı açık, aleni bir şekilde yitirdiniz.

“Kararınızda diyorsunuz ki, ‘sanığın duruşmalarda adli kontrol şartına uyacağına dair herhangi bir beyanda bulunmadığı.’ Bunu tartışmaya bile gerek yok ama CMK’de böyle bir şey var mı ya hu? ‘Biz seni serbest bırakacağız ama söz veriyor musun, yurt dışına kaçmayacaksın?’ Böyle mi olur adli kontrol? Ben duymadım. Ben hiç daha önce adli kontrol almadım ama avukatlarım aldı. Böyle bir uygulama yok. Sanık çıkıp, ‘ben adli kontrol kurallarına uyacağıma namusum, şerefim üzerine söz veriyorum’ mu diyecek, ne diyecek? Türkiye’de hiçbir mahkeme kararında böyle bir şey yok. Ya denir ki, ‘sanığın adli kontrol şartına uymayacağı anlaşıldığından’ ya da ‘uyacağı anlaşıldığından.’ Sanığın, benim beyanıma bağlı kalarak mı siz tahliye kararı verecektiniz. ‘Ev hapsi verseniz evden çıkmayacağım, kelepçe verseniz kaçmayacağım.’ Bunu mu demem gerekiyordu? Ben şunu dedim, ‘Sizden tahliye talep etmiyorum. Siz beni tutuklamadınız. Tahliyeme kararı siz veremezsiniz. Veremezsiniz.’ Ben sizden bugün de tahliye talep etmiyorum.

“Yaşım gelse 90’a, ağzımda diş kalmasa, burada hala tutukluysam o halimle ‘Sizden tahliye talep etmiyorum’ diyeceğim. Siz beni tutuklamadınız. Ben bir siyasi rehineyim. O yüzden sizden tahliye talep etmedim. Adli kontrol şartına uymayacağım falan filan… Ben kaçmayacağımı adli kontrolle ilgili değil beni kovsanız kaçmayacağımı belirttiğim için belirttim. Yoksa sizden ne adli kontrol istedim ne de tahliye talep ettim. ‘Siyasi rehine niye tahliye talep etsin ki’ dedim.”

Demirtaş mahkeme heyetinden tahliyesine ilişkin şerh düşen ve de AİHM kararının uygulanmasına karşı kararda imzası bulunan heyet üyesi hariç mahkeme başkanı ve diğer üyenin dosyadan çekilmesi ya da reddi hakimin kabulü talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti ise talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.

Demirtaş’ı yargılayan mahkeme başkanı: Ben tarafım

Duruşma Demirtaş’ın reddi hakim talebine ilişkin avukatların savunmasıyla devam etti.

Avukatlar reddi hakim talebinin gerekçelerini açıklamak üzere söz aldı.

Avukat Aydın Erdoğan, “AHİM kararının uygulanması hiçbir izne ve onaya muhtaç değildir. Yargı kararının mahiyeti ve vasfı kesindir, yargı organları verdikleri kararlarla hatırlanır” ifadesinde bulundu.

Diyarbakır Barosu Başkanı avukat Cihan Aydın da yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesinin olmadığı yerde doğru ve adil bir karardan söz edilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Aydın, “Biz sizin bu ret kararını vermenizin güç olduğunu biliyoruz, ancak buna bir son verilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Avukat Benan Molu ise reddi hakim gerekçelerine dair şunları söyledi: “AHİM kararı, resmi sitesinde yayınlanmasından itibaren bağlayıcıdır. Derhal Tahliye kararı uygulanmamış, usulsüzce tutukluluğa devam kararı verilerek ihlale devam edilmiştir.”

Daha sonra avukatlar, mahkemenin taraflı davrandığı yönünde eleştirilerini sürdürdü.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Ben tarafım” dedi ve salonda gerginlik yaşandı.

Mahkeme başkanına tepki gösterenler arasında yer alan HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın “mahkemenin düzenini bozduğu” iddiasıyla duruşmaya 10 dakika ara verildi.

Mahkeme, Demirtaş’ın ‘reddi hakim’ talebini reddetti

Aranın ardından söz alan Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir, şunları söyledi:

“AHİM’in 18. Maddeden ihlâl kararı siz yargıçlar ve Türkiye tarihi için kara bir lekedir. Verilen karar bu mahkemenin bu davaya bakamayacağını gösterir. Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda tutuklanan ve tutukluluğu devam Demirtaş, sizin aracılığınızla iktidar tarafından siyasi rehine olarak alınmıştır. Siz, bağımsız bir mahkeme değilsiniz, kararı veren de siz değilsiniz, bir kişidir. Yargı tarihine 18. Maddeden ihlal kararı aldırarak bu kara lekeyi süren sizsiniz, bunu düzeltmek için en azından çekilmeniz gerekir. Bunu yapmayacağınız için, gönül rahatlığıyla mahkemenin reddini talep ediyoruz.”

Avukat savunmaları ardından Demirtaş’ın ve avukatların reddi hakim talebini değerlendiren mahkeme heyeti, bu talebi redderek, itiraz yolunun açık olduğunu belirtti.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere saat 10.00’a kadar ara verildi.

Duruşma öncesi engel

Yurt dışından gelen heyet ise duruşmaya alınmadı.

Polis duruşma salonuna yalnızca 45 kişi alınacağını belirterek, salona giden koridoru kapattı.

Yurt dışından gelen heyet içeresinde bulunan isimler şöyle: Miren Gorrotxategui Edurne, AKPM Sol Grup milletvekili / Podemos Thomas Philips, Liverpool Üniversitesi – Akademisyen Eva-Lena Jansson, İsveç Sosyal Demokrat Parti temsilcisi Yılmaz Kerimo, İsveç Sosyal Demokrat Parti temsilcisi Hakan Taş, Almanya Sol Parti Berlin Eyalet milletvekili Anne-Marie Mineur, Hollanda Sosyalist Partisi – Avrupa Parlamenteri Sara Murawski, Anne-Marie Mineur’un danışmanı Eva Flyvholm, Danimarka Kızıl-Yeşil Parti Dış İlişkiler Sözcüsü İngiltere Barosu’ndan avukatlar.

AİHM’in ‘serbest bırakılmalı’ kararı 

Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu ile ilgili kararını 20 Kasım’da açıklayan AİHM, Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğine ve ‘siyasi nedenlerden ötürü, muhalefetin sesini kısmak için tutuklandığına’ hükmetmişti.

Karara tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “AİHM’in verdiği kararlar bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” demişti.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi de AİHM’in kararına rağmen Demirtaş’ın tutukluluğunun devamına karar vermişti.

4 Aralık’ta da Demirtaş’a 4 yıl 8 ay ve HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e 3 yıl 6 ay verilen hapis cezaları onanmıştı.

Demirtaş’ın, 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığı ve İstinaf Mahkemesi’ne gönderilen dosyasının AİHM’in 20 Kasım’da verdiği ihlal kararından bir gün önce incelemeye alındığı ortaya çıkmıştı.