Ana SayfaEkolojiEksikliklere rağmen: BM İklim Konferansı uzlaşıyla sonuçlandı

Eksikliklere rağmen: BM İklim Konferansı uzlaşıyla sonuçlandı

HABER MERKEZİ – Birleşmiş Milletler tarafından Polonya’da düzenlenen COP24 konferansında küresel ısınmayla mücadele konusunda alınacak önlemler konusunda uzlaşıya varıldı. Üye ülkelerin yeni iklim hedefleri koymamaları konferansın eksik noktası olarak görülürken, İklim Anlaşması’ndan kopmayı zorlaştıracak kimi kurallar ise konferansın olumlu yanlarından.

Polonya’nın Katoviçe kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 24. İklim Konferansı sona erdi.

Polonya’daki konferansın normal şartlarda Cuma günü sonlandırılması hedefleniyordu. Ancak iklimsel değişikliklerin küresel ısınmadan kaynaklandığı tezini reddeden ABD yönetiminin yanı sıra Jair Bolsonaro’nun devlet başkanlığına seçildiği Brezilya ile birçok petrol üreticisi ülke müzakereleri uzattı.

Ancak buna rağmen gerçekleştirilen toplantıların ardından yapılan yazılı açıklamada konferansın başarıyla sonuçlandığı duyuruldu.

Taraflar Konferansı’nda (COP24) 196 ülke ve Avrupa Birliği (AB), 2015’de imzalanan Paris İklim Anlaşması’nın ana unsurlarının hayata geçirilmesi hususunda anlaştı.

Yapılan açıklamada söz konusu çalışmalar doğrultusunda zor ve karmaşık bir belgenin ortaya çıktığı, söz konusu belgenin finansman, şeffaflık ve uyum gibi yönlerinin olduğu belirtildi.

Açıklamada, “Katoviçe kuralları, iklimin korunmasının güçlendirilmesi için alınacak önlemlere ilişkin farklı paydaşlara takip edeceği bir yol sunuyor” değerlendirmesinde bulunuldu.

  1. İklim Konferansı Başkanı ve Polonya Çevre Bakan Yardımcısı Michal Kurtyka, insanlık ve yerkürenin geleceğine ilişkin sorumluluk bilincinde hareket edilmesinin önemine işaret ederek, “Mutabakatın dünya üzerindeki etkisi olumlu olacaktır. Bu sayede, Paris Anlaşması’nda belirlenen hedefleri başarmak için büyük bir adım attık” dedi.

Kurallar neler?

Küresel ısınmanın 19’uncu yüzyıl seviyesine oranla en fazla 1,5 ile 2 dereceyle sınırlandırılmasını öngören İklim Anlaşması’nın maddelerinin uygulanabilmesini amaçlayan bu kuralların başlıcaları şöyle:

  • 2020 yılından itibaren üye ülkeler her iki yılda bir sera etkili gaz salınımlarının ne düzeyde düşürüldüğüne dair raporlar sunacaklar.
  • Anlaşmaya taraf ülkeler, sera etkili gaz salınımlarına dair ölçümlerini bilimsel olarak tanınmış metotlarla yapmak zorundalar.
  • 2023’ten itibaren her 5 yılda bir değerlendirme yapılacak ve taraf ülkelerin sera etkili gaz salınımlarını azaltmaya dair aldıkları önlemlerin yeterliliği ölçülecek.
  • Sanayileşmiş ülkelerin, ‘istemeleri durumunda’, gelişmekte olan ülkelere yapacakları iklim yardımlarının ne denli küresel ısınmayı önlemeye yönelik olduğu belgelenmek zorunda. Mali yardımların özellikle doğal afetlere karşı önlemler ile yenilenebilir enerjilerin payının arttırılmasına yönelik projelere verilmesi gerekecek.
  • BM tarafından oluşturulacak bir komite, ülkelerin bizzat koydukları sera etkili gaz emisyonlarını azaltma hedeflerini tutturmak için ne tür çabalar sarfettiklerini kontrol edecek.
  • İklim konusundaki hedeflerini yerine getirmeyen ülkeler, uluslararası ticarette geçerli olacak ‘CO2 Sertifikası’ uygulamasından yararlanamayacak. Ayrıca bu ülkeler uluslararası toplum önünde iklim konusundaki tavırları nedeniyle teşhir edilecek.

Olumlu yönleri neler?

İklim Anlaşması’nın bugüne kadarki en zayıf noktası olarak taraf ülkelere hiçbir caydırıcılık getirmiyor olması gösteriliyordu. Bu ise, ülkelerin iklimsel değişikliklere yol açacak küresel ısınmayı ekonomik gerekçeleri öne sürerek ötelemesine yol açacak.

Ancak iklimsel politikaların belirli aralıklarla denetlenecek olması ve olumsuz politikaların teşhiri, bazı ülkeler hariç büyük çoğunluğun artık ortak tutumu haline gelen İklim Anlaşması’ndan kopmayı zorlaştıracak.

Paris Anlaşması

2015’teki İklim Anlaşması, küresel ısınmanın 2100 yılına kadar en fazla 1,5 ile 2 dereceyle sınırlandırılmasını öngörüyor. 19’uncu yüzyıl öncesi sıcaklık oranının baz alındığı bu hedefin tutturulması önem taşıyor.

Yapılan araştırmalar, 2 derecelik bir sıcaklık artışının dahi birçok iklimsel felaketi beraberinde getireceğini gösteriyor.