Ana SayfaManşetÖlümü göze alarak katliam belgelerini yayınlayan bir antropolog: Myrna Mack

Ölümü göze alarak katliam belgelerini yayınlayan bir antropolog: Myrna Mack

HABER MERKEZİ – Devlet ve ordunun işkencelerini belgelediği için katledilen bir isim Myrna. Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta Guatemala’da ordunun yerli halk ve sosyalistler üzerinde yaptığı katliamı belgelemek için tüm riskleri göze alan ve ‘yayınlamanın’ ölüm getireceğini bile bile geri adım atmayan bir antropolog var: Myrna Mack Chang.

Myrna Mack Chang, 24 Ekim 1949’da Guatemala’da Çinli bir anne ve Maya yerlisi olan bir babadan dünyaya gelir.

Beş kardeşi olan Myrna, Retalhuleu kasabasında büyüdükten sonra eğitim görmek için Britanya’ya gider.

Arkadaşları tarafından kahkahasıyla anılan Myrna, asıl mesleği olan antropoloji eğitimine başlamadan evvel öğretmenlik yapar.

Bu dönemde işkence ve cinayetlerle dünya tarihinde iz bırakacak olan ülkesinin dağlık bölgelerine de yolu düşer.

Guatemala’da 1954 yılında gerçekleştirilen askeri darbe sonrası oluşan diktatörlük, çeşitli etkin gruplar ve sol, sosyalist çevreler için baskının had safhaya ulaştığı günleri getirir. Ezilenler giderek artan bu baskıya gerilla mücadelesi ile yanıt verir. Devletin ordusu ve gerilla arasında süren çatışmalarda çok sayıda kişi yaşamını yitirir, ordu yerli halk üzerinde katliam yapar.

Maya köylülerinin çoğu bu dönemde katliamlardan kaçmak için dağlara ve ücra köşelere gider. Ve bu insanlar bir süre sonra, CPR (Direnen Halklar) adı altında örgütlenir. Direnişçi bir genç o günleri şöyle anlatır: “Her şey halkın geniş çapta örgütlendiğinde başladı ve buna karşılık ordu, katliamlar başlattı.”

Myrna 1970’lerde Britanya’dayken ülkesindeki iç savaş patlak verir.

O da, lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra yerli halkın katlediplip yerinden etmeye yönelik bu savaşın en yoğun olduğu dönem olan 1982’de ülkesine geri döner.

Katliam ve baskı altında bir basın

Geri döndüğünde karşılaştığı tablo işkence, katliam, baskı altına alınmak için her türlü zorbalığa maruz bırakılan bir halktan ibarettir. Ve elbette tüm bu yaşananları duyurmaması için sesi kısılmaya çalışılan bir basın vardır. Öldürülen, sürgün edilen gazeteciler coğrafyasına dönmüştür ülkesi artık.

Myrna işte böylesi bir ortamda haber ajansı Inforpress’de gazeteci olarak çalışmaya başlar. Bir süre sonra ise Clara Arenas ile birlikte AVANSCO araştırma enstitüsünü kurar.

Sivillere yönelik şiddet vakalarını incelemeye karar veren Myrna, 1987’de Ixcan bölgesinde ordunun hedefinde olan bir bölgeye gider.

Myrna ve AVANSCO, ülkede yerlilere açıktan destek verme cesaretini gösteren nadir kurumlardan olan Katolik Kilisesi tarafından saygıyla karşılanır. Ve Myrna’nın yerlilerle diyaloğa geçmesi noktasında yardımcı olur. O zamanlar El Quiche’nin Piskoposu olan Monsenor Julio Cabrera bu günleri, “Myrna’nın hayatını tehlikeye attığını gördüm” cümlesiyle anlatır.

Myrna’nın araştırma ve gerçekleştirdiği görüşmeler sonucu ortaya koyduğu veriler, yerlilere yapılan sistematik zulmü ortaya koyan önemli noktalar içerir. Ordu insanları evlerinden ettikten sonra hayatta kalanları havadan vuruyor ya da bombalıyor, ardından da hala sağ kalan varsa onlar için de karadan birlikler gönderiyordu. Bu stratejik bir yok etme projesiydi.

İmhaya karşı halkların dayanışması

Ixcan’daki savaşın yıkımlarına tanık olan Myrna, devletin imha politikasını belgeler.

Askeri hükümet 1985’te sivil sivil yönetime geçişi başlattığında Myrna, hükümete yerinden edilen insanları ordudan korumaları için çağrıda bulunur.

Myrna’nın ortaya koyduğu belgeler, Mayalar ve Ladinolar ya da Maya olmayanlar arasında önemli bir dayanışma ağı kurulmasına vesile olur.

Ölüm fermanını imzalayan devlet başkanı

Myrna’nın araştırmalarının yer aldığı metin İngilizce olarak yayımlandıktan iki gün sonra tarih 11 Eylül 1990’ı gösterdiğinde Myrna bıçaklanarak öldürülür.

Onun ölüm emri bizzat ülkenin devlet başkanı tarafından verilmişti. Ve Myrna, Cumhurbaşkanlığı’nın Güvenlik İdaresi’ne bağlı bir istihbarat ajanı olan Noel de Jesus Beteta Alvarez tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

Beteta cinayetin ardından devlet tarafından korunması için ABD’ye gönderildi. Cinayeti aydınlatmaya çalışan pek çok kişi ya öldürüldü ya da ülke dışına çıkmaya zorlandı.

1991 yılında, Myrna’nın kardeşi Helen Mack’ın yoğun uğraşları sonucu Guatemala’da soruşturma başlatıldı. Dava, Washington’daki Amerika İnsan Hakları Komisyonu ve daha sonra Kosta Rika’daki Amerika Kıtası Mahkemesi’nde görüldü.

Ve devlet tarafından işlenen cinayetlerin seyrini değiştiren bir adım atılarak, Myrna’nın ölümünden sorumlu bulunan 3 askeri yetkili yargılandı.

Beteta 1993 yılında 25 yıl hapse mahkum oldu ve ülkesine iade edildi.

Ancak Helen, Beteta’nın tek suçlu olmadığını biliyordu ve 2002’de cinayet emrini veren yüksek rütbelilerin bulunması ve cezalarını çekmeleri için yeniden dava açtı. 2004’te, yargılanan üç askerden yalnızca biri hüküm giydi. Lakin yine de bu dava, Guatemala yargısı için örnek bir karar olarak hatırlandı.

Myrna ise ‘faili devlet’ olan binlerce insanın simgeleşmiş ismi olarak bugüne taşındı. 1960 ile 1996 arasında, askerin en üst kademelerinden gelen emirler üzerine Myrna gibi yaklaşık 200.000 sivil katledildi.

“Yayınlarsan ölürsün”

Myrna bildiklerini söylemekten çekinmedi -ki her şeyin farkında bir kadın olarak yaptı bunu, ülkesinde gerçekleri söylemenin bedelinin yaşamından olmak olabileceğini bile bile.

Yazar Eduardo Galeano, “Kadınlar” kitabında Myrna’nın bu riskin nasıl da farkında olduğunu şöyle anlatıyor:

1989’daki bir toplumsal bilimler kongresinde, Birleşik Devletler’den bir antropolog sürekli bir şeyler üretmeleri konusunda üniversitelerin yaptığı baskıdan şikâyet ediyordu:

“Benim ülkemde,” demişti, “eğer yayınlamazsan ölürsün.”

Myrna’nın buna yanıtı şöyle oldu: “Benim ülkemde, eğer yayınlarsan ölürsün.”

Myrna yayınladı.

Onu bıçak darbeleriyle öldürdüler.


Kaynaklar: 
Guatemala İnsan Hakları Komisyonu 
The National Academies of 
Eduardo Galeano – Kadınlar (Sel Yayıncılık)