Ana SayfaManşetAmerika Yerlilerine dönük zulme canı pahasına direnen bir isim: Anna Mae Aquash

Amerika Yerlilerine dönük zulme canı pahasına direnen bir isim: Anna Mae Aquash

HABER MERKEZİ – Amerika Yerlilerine dönük katliamı aydınlatmak ve durdurmak için yola çıkan bir isim, bu uğurda yaşamını yitiren bir direnişçi o. Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta, yaşamını yerli halkın mücadelesi için veren, henüz 30’unda başından vurularak öldürülen Anna Mae Aquash var.

Anna Mae Aquash, 27 Mart 1945 tarihinde Kanada’da Nova Scotia’nın Mi’kmaq bölgesinde dünyaya gelir.

Yerli mücadelesinin unutulmaz isimlerinden biri haline gelecek olan Anna, ayrımcılıkla 11 yaşında okulda tanışır. Anna ileriki yıllarda okul döneminde, ırkçı ve aşağılayıcı tavırlarla yıprandığını anlatacaktır.

O dokuzuncu sınıfta okurken annesi evi terk ederek gider. Hayatında erken yaşta sorumluluk almak zorunda kalan Anna da okulu bırakır ve çalışmaya başlar.

Bir süre meyve ve patates hasatlarında çalışan Anna, sonrasında Boston’da bir fabrikada işe girer.

1965 yılında kendisiyle aynı kültürden gelen Jake Maloney ile evlenir. İki kız çocukları olan çift, 1968 yılında ayrılır.

Karşılaştığı ırkçı tavırlar Anna’yı daha çok kültürünü araştırmaya ve tanımaya sevk eder. 1969’da Boston Amerika Yerlileri Konseyi’nin kuruluşuna katılır.

Yerli hareketi tarafından organize edilen 1970 yılının Şükran Günü’nde, Mayflower II. Kutlaması’na denk getirilen protestoya katılır. Bu eylem onun mücadeleye bağlılığını pekiştirir.

Daha sonra kısa bir süre Maine’e taşınan Anna, 1972’de tekrar Boston’a döner. İki kültürlü eğitim projelerine katılır.

Anna, Amerika Yerlileri Hareketi’nin öncülerinden Leonard Peltier ve Dennis Banks gibi isimlerle birlikte çeşitli eylemlerin örgütleyiciliğini üstlenir.

Anna mücadelede kadın algısını yıkıyor

1972’de Trail of Broken Treaties yürüyüşünde ve “Kızılderili İşleri Bürosu” binasının işgalinde görev almak üzere Washington’a gider Anna. Genellikle erkeklere verilen görevleri üstlenir; işgal sırasında güvenliği sağlamak için devriye atar, sığınak kazar.

Kadınları mücadeleye katma noktasında da çabalayan Anna, AIM’in yetmiş bir gün süren Wounded Knee silahlı işgaline katılır.

Bu işgal sırasında Anna, 12 Nisan 1973’te birlikte mücadele ettiği yoldaşı Nogeeshik Aquash ile geleneksel bir Lakota töreniyle evlenir. Evlilikleri bir yıl sonra sona erer.

Anna 1974’te AIM’in Minnesota’daki ulusal ofisinde çalışmaya başlar. Hareket içinde giderek daha çok aktifleşen Anna, FBI’ın da dikkatini çekmeye başlar.

Sorguda ölüm tehdidi

26 Haziran 1975’te Pine Ridge bölgesinde bir AIM destekçisinin ve iki FBI ajanının öldüğü bir çatışma yaşanır. Bu çatışmalarla Anna arasında bağlantı olduğunu düşünen FBI, onu iki kez gözaltına alıp sorgular.

Anna, serbest bırakıldıktan sonra arkadaşlarına sorgu sırasında bir FBI ajanının kendisine, “işbirliği yapmadığı takdirde bir yıl içinde öleceğini” söylediğini anlatır. Bunun üzerine Anna yeraltına çekilir.

Son mesajını, çocuklarını emanet ettiği kız kardeşine gönderir. Kardeşinden, kızlarının onu tanıyabilmesi için mektuplarını kurtarmasını ister.

24 Şubat 1976’da Anna’nın cansız bedeni Güney Dakota’daki Wanblee’deki uçurumun dibinde bulunur.

FBI görevlilerinin de hazır bulunduğu otopsisinde ‘donarak öldüğü’ rapor edilir. Elleri kesilerek parmak izi için FBI’a gönderilir. Cenazesi ailesinden ve yakınlarından hiçbir izin alınmadan kimsesizler mezarlığında belirsiz bir yere defnedilir.

FBI’ın, cenazenin Anna’ya ait olduğunu duyurmasının ardından ailesi bir otopsi daha yapılmasını ister. Bu kez bağımsız bir otopsi yapılır ve gerçekler ortaya çıkar: Anna 32 kalibrelik bir mermi ile başının arkasından vurulmuştur!

Anna’nın ölümünden sorumlu tutulan FBI, cinayeti reddeder ve Anna’nın muhbirlikle suçlandığı için AIM tarafından öldürüldüğü iddiasını ortaya atar.

“Kaba saba seyyahlarla” değişen düzen

Bir muhbir değil yaşamının sonuna dek yerli halk için mücadele veren Anna, öldürüldüğünde 30 yaşında idi.

Ardında kısa yaşamına sığdırdığı koca bir mücadele bırakan Anna’dan bir de şu sözler kaldı:

“Bu beyaz insanlar, bu ülkenin kendilerine ait olduğunu düşünüyorlar. Fakat sadece bizlere göre sayıca daha fazla oldukları için iktidarı ellerinde tuttuklarını fark edemiyorlar. Bütün ülke, 1500’lerde buraya gelen bir avuç kaba saba seyyah ile değişti. Bir avuç kaba saba yerli de aynı şeyi yapabilir ve ben bunlardan biri olmayı amaçlıyorum.”


Bu portrede, Queen Of The Neighborhood Kolektifi’nin hazırladığı ve Zeynep Bursa’nın Türkçeleştirdiği “Devrimci Kadınlar” kitabından ve annamaeaquash.weebly adresinden yararlanılmıştır.
Previous post
Sarı Yelekliler yeni yılda da sokaklarda
Next post
"Ayasofya'da bale" fotoğrafına inceleme