Ana SayfaÇalışma YaşamıAşırı sağın yükseldiği Endülüs’te komünal yaşama dayalı bir köy: Marinaleda

Aşırı sağın yükseldiği Endülüs’te komünal yaşama dayalı bir köy: Marinaleda

HABER MERKEZİ – İspanya’da kapitalizmin yıkımına karşı komünal üretim tarzını benimseyen bir köy, Marinaleda. Sağın giderek güçlendiği Endülüs’te sosyalizmi, komünizmi ve hümanizmi tek potada eriten köyün belediye başkanı Sánchez Gordillo, günümüz kapitalist sistemini ‘faşizmin yeni bir türü’ olarak nitelendiriyor ve “Burada toprak herkesin” diyor. Britanya’dan buraya taşınan köy sakini Burke de, “Topluluğa farklı bir gözden bakan bir şeyin parçası olmak harika” diye konuşuyor.


Çeviri-Derleme: Tolga Er


Duvarda devrimci Ernesto Che Guevara’nın portresi asılı, ahşap bir masanın üzerindeyse mermerden yapılmış bir çift yumruk bulunuyor. Masanın arkasında da renkli tişörtlü, 70 yaşındaki Juan Manuel Sánchez Gordillo oturuyor.

Burası Endülüs bölgesinin başkenti Sevilla yakınlarındaki Marinaleda köyü, masanın arkasındaki de İspanya’da kapitalizmi karşısına alan köyün belediye başkanı.

“Kapitalizm Kral Midas gibidir” diyor Sánchez Gordillo, “dokunduğu her şey altına, metaya, ticarete ve ölüme dönüşür. Bence kapitalist sistem nekrofilidir.”

‘Toprak herkesin’

İşşizliğin yüzde 23’e dayandığı Endülüs’e bağlı bu köyde, üç bine yakın yurttaş yaşıyor ve bu kişilerden yalnızca yüzde 4’ü işsiz. Bu da çoğunlukla kendi tercihlerinden ötürü.

Marinaleda’da herkese bir iş, aynı seviyede bir maaş, aylık 15 Euro tutarında konut kredisi öneriliyor.

Burada 352 hektar zeytinliğin yanı sıra brokoli, enginar, kuru bakla ve biber üretimi yapılıyor ve hasadın ardından eldeki ürünler ülke geneline dağıtılıyor.

Sánchez Gordillo, “Daha fazla sebze ürettikçe, daha çok iş yaratıyoruz” diyor ve elde edilen gelirin topluluğun yaşam koşullarını iyileştirmek için kullanıldığını söylüyor: “Hiçbir zaman birinin kişisel çıkarı için değil. Toprak, isteyen herkesin.”

‘Yaşam rahatlatıcı, iş adil’

Köyde yaşayan altı Britanyalı’dan biri olan Christopher Burke de Sánchez Gordillo’nun sözlerini doğruluyor.

Sekiz yıl önce Britanya’dan Marinaleda’ya yaptıkları ziyaretleri sonrası eşiyle beraber buraya taşınan Burke, “Burası kalbinizi ele geçiriyor, insanlar çok nazik ve burada konu para değil” diyor.

Burke, “Topluluğa farklı bir gözden bakan bir şeyin parçası olmak ve bu sistemin gerçekten ulaşılır olup olmadığını görmek harika” diye ekliyor.

Köyün diğer sakinleri de durumlarından memnun. Yerlilerden Alba Martin, ‘dışarıdaki dünya’yı deneyimledikten sonra burayı terk etmekten vazgeçtiğini söylüyor:

“İspanya’daki diğer yerlere kıyasla burada iş daha adil. Yaşam burada rahatlatıcı, iyi yaşıyorsunuz, her şeyden öte paranız ödeniyor ve burası ucuz. Burada işçilere bakılıyor.”

Ülkenin çeşitli bölgelerinde çalışmış olan 42 yaşındaki Antonio Casares de, altı yıl önce döndüğü Marinaleda için şöyle diyor:

“Her şeyin pahalı hale geldiği ekonomik krizin başlangıcının ardından geri dönmek zorunda kaldım. Burada çalışma saatleri daha kısa ve hayat daha iyi. Kendinizi korunaklı hissediyorsunuz.”

İdeolojilerin sentezi

Sánchez Gordillo, komünal yaşama dayalı Marinaleda’nın medyada ‘komünist köy’ olarak yer bulmasına rağmen bu tanımın doğru olmadığını söylüyor.

O, burayı sosyalizm, komünizm ve hümanizmin tek potada eritildiği bir yer olarak tasvir ediyor:

“Ana hedef toprak, barınma ve enerji gibi kamusal mülkiyetin korunması olmalı. Üretici ve tüketici arasında özel bir işletme olmadan doğrudan değiş tokuş olması gerekiyor. Küresel pazarın parası, bencilliği ve suçlarıyla yönetilmeye devam edersek 3. Dünya Savaşı’na gidiyor oluruz. Bugünkü küresel sistem sadece yeni bir faşizm türü.”

Peki, ‘ütopya’ hayaliyle şekillenen Marinaleda’da bugünlere nasıl gelindi, köyü şimdi ne bekliyor?

Franco rejiminden bugüne

Marinaleda’nın bugünkü noktaya taşınan öyküsü Francisco Franco’nun 1975 yılında devrilmesine kadar uzanıyor.

Franco rejiminin 1975 yılında devrilmesinden sonra kurulan ‘Tarım İşçileri Birliği’ sosyalist belediyenin ilk nüvesini oluşturuyor.

Demokrasiye geçişin ardından yapılan ilk yerel seçimlerde, 11 sandalyeli belediye meclisinin dokuzunu İşçiler Birliği Kolektifi (Colectivo de Unidad de los Trabajadores) kazanıyor. Ardından açlık grevleri, eylemler, işgaller yoluyla, yıllarca sürdürülen mücadeleler sayesinde “El Humoso” adlı 1200 hektarlık çiftlik 1991 yılında kamulaştırılıyor.

Ancak yıllardır süren bu komünal yaşamın var olduğu Endülüs’te, Franco rejiminden bu yana ilk kez aşırı sağ bir parti hükümetin kurulmasında kilit rol oynadı.

Aşırı sağcı ve göçmen karşıtı Vox partisi, ülkenin en kalabalık bölgesi olan Endülüs’te, muhafazakar Halk Partisi ile merkez sağda yer alan Ciudadanos (Vatandaşlar) Partisi’nin kurduğu koalisyon hükümetine dışarıdan destek verecek.

Yine de Sánchez Gordillo’ya göre köyde on yıllardır süregelen komünal yaşamın sona ermesi için Vox partisinin Meclis’te kazandığı 12 sandalyeden fazlası gerekiyor.


Kaynak: Independent

İspanya’da Franco sonrası ilk kez: Aşırı sağcılar Endülüs’te ‘kilit parti’ oldu

Previous post
İzmir Metro'da anlaşma sağlandı: Yüzde 25 zam
Next post
4 ilde okullara kar tatili