Ana SayfaYazarlarİbrahim AslanBedelini biliyoruz: Patlıcan yaşatır, mermi öldürür – İbrahim Aslan

Bedelini biliyoruz: Patlıcan yaşatır, mermi öldürür – İbrahim Aslan


İbrahim Aslan


31 Mart tarihinde yapılacak olan seçimlere bir ay gibi kısa bir süre kaldı. Seçimlere yönelik olarak siyasi partiler hummalı çalışmalarını sürdürüyor.

Son yıllarda yapılan tüm seçimler gibi bu seçimlerde de AKP iktidarının bir beka sorunu yaratması gerekiyor.

Geçmiş seçimlerde Haçlıların saldırısına uğramıştık! Şükür ki memleketin bekasından taviz vermeyen AKP iktidarı, bu saldırıları boşa çıkardı ve bekamız devam ediyor.

Tabi bu Haçlı saldırısının boşa çıkarılmasından AKP’nin ortağı MHP’nin de emeğini küçüksemeyelim. Onlar da ‘Vatan millet Sakarya’ edebiyatıyla memleketi zalim Haçlılara karşı sonuna kadar savundular. MHP savunurken, Ergenekoncular boş mu durdu? Hayır, onlar da AKP-MHP ittifakına sırt verdiler ve sonuna kadar Haçlı saldırılarına direndiler! İşte şimdi yaşıyorsak, Haçlılara esir düşmediysek bu ‘Milli ve Yerli!’ birliktelik sayesindedir.

Saldırıları boşa çıkaran iktidar, 31 Mart tarihi gelince yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Bu kez kim saldırıyor. Domates, biber, soğan ve patlıcanlar saldırıyor memleketimize. Bunu savuşturmak için ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli öncülüğünde yine büyük bir savaş veriyoruz.

Öyle gözüküyor ki, bu savaş ve memleketin beka sorunu 31 Mart 2019 tarihine kadar devam edecek. 1 Nisan 2019’u görürsek bilin ki Erdoğan ve Bahçeli öncülüğünde yürütülen savaştan başarılı çıkmışız!

Bakın Erdoğan ne diyor: “Soğana patatese ümit bağlamışlardı geçen seçimde. Şimdi domatese bibere sarılmış durumdalar. Bunları konuşarak oy toplayacaklarını sanıyorlar. Ben buradan patatesçilere domatesçilere sesleniyorum, o bir tane merminin bedelini biliyor musun sen? Bunlar nereden geldi biliyor musun sen?”

Merminin bedelini bilmeyen soğancılar, domatesçiler, patatesçiler, patlıcancılar ve halkımız; anladınız mı şimdi? Koskoca Cumhurunbaşı konuşuyor, merminin bedelini bilmiyorsan konuşmayacaksın. Senin en temel ihtiyacın olan soğan, domates, patates ve patlıcanı da yemeyeceksin. “Bunların fiyatı niye mermiden daha pahalı” diye de sormayacaksın. Çünkü sorarsan memleketin bekasını seçim sürecinde tehlikeye attığın için tıkarlar seni içeri, bunu bileceksin ve ona göre davranacaksın.

Erdoğan’ın ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ne diyor bu konuda, O’na da kulak verelim:  “Soğan bellidir, patlıcanı yiyen bellidir. İhtiyacı olmadığı halde ‘Bugün patlıcan yemedim’ diye kimse ölmüyor. Yarın yer ama bunu bir seçim döneminde fakir fukaranın edebiyatı haline dönüştürerek farklı bir noktaya gelmelerini doğru bulmuyorum.”

Bahçeli de tespiti koymuş. Aklınızı başınıza alın soğan ve patlıcanı yemediniz mi ölmüyorsunuz. Ama mermiyi yerseniz ölürsünüz. Açlık sorununuz da ortadan kalkar. Bakın zaten sadece son 8 yılda Suriye savaşıyla birlikte yüzbinlerce kişi mermiyi yedi ve açlık sorunları kalmadı. Yani mermi sorun çözüyor! Öldürüyor. Yaşatacak olan patlıcan, biber, domates ve soğandan ise, bahsetmeyin. Çünkü onlar insanı yaşatıyor. İnsanların yaşaması ise, bizim bulunduğumuz coğrafyada zaten sorun.

İktidarlar zaten sorunu yaşatarak değil öldürerek çözüyorlar. Soğana, domatese, bibere, patlıcana ne gerek var. Bize mermi lazım mermi…

Cumhurunbaşı Erdoğan ve ortağı Bahçeli, bunları söylerken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sözlerine de kulak vermek gerekiyor. Soylu, Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde yerel seçimlere ilişkin konuşurken, şu ifadeleri kullanıyor: “Size yalvarıyorum, boynumuzu Kandil’in önünde eğdirmeyin. Bakın büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Hani beka diyoruz ya, gelecek diyoruz, size yalvarıyorum ya bizim boynumuzu Kandil’in önünde eğdirmeyin.”

Tam da Soylu’nun söyledikleri üzerinde ciddi bir sorunumuz var. ‘Çözüm Süreci’nin bitmesinin ardından başlayan savaş ile birlikte yaklaşık 5 yıldır, hemen hemen her bahar ve sonbaharda iktidar sözcülerinin söylemlerine göre, ‘PKK bitiyor.’ Bunu en çok dillendiren ise, İçişleri Bakanı olduktan sonra Süleyman Soylu. Günler verdi, mevsimler verdi, aylar verdi. Yok ‘Kafalarını çıkaramayacaklar’, yok ‘Mart’ta kesin bittiler’, yok ‘Mart olmadı Nisan’da kesin’, yok ‘son 700 kişi kaldı kafalarını çıkaramıyorlar’…vs. vs.

Peki böyle ise, şimdi her türlü bombayı, silahı, uçağı, helikopteri, tankı, topu kullanmamıza rağmen İçişleri Bakanı Soylu neden hala “Size yalvarıyorum boynumuzu Kandil’in önünde eğdirmeyin” diyor. Bu kadar mermi, uçak, tank, top, helikopter sorunu çözemedi mi?

Görülen o ki çözememiş. 40 yıldır çözemediği gibi şimdi de çözememiş. Onun için şunu söylüyorum. Biz domatesin, patlıcanın, biberin, soğanın saldırısı altında değiliz. Biz mermilerin ve bombaların saldırısı altındayız. Hem de memleketin bekası için değil egemenlerin, bizleri sömürenlerin bekası için.

Bizi yaşatacak olan domates, biber, soğan ve patlıcandır. Mermiler ise öldürür. Onun için “O bir tane merminin bedelini biliyor musun sen?” diyen Cumhurunbaşı Erdoğan’a cevabımızı çekinmeden verelim: Evet biliyoruz. O bir merminin bedeli ölümdür. Açık ve net. Domates, biber, soğan ve patlıcanın bedeli ise biz yoksullar için yaşamdır. Bizi onun için domatesin, biberin, soğanın ve patlıcanın bedeli ilgilendiriyor. Diğeri sizin sorununuz.


Yazarın diğer yazıları:

Tecrit ve açlık

HDP’nin eş başkan adayları ve halkı temsil etmek

Gerçekten de ‘dünya bizi kıskanıyor’ mu?

‘Silahlanın’ diyenlerle aynı gemide olmak

‘Adamlara’ karşı ‘kadın’ın insanlık mücadelesi

IŞİD biterken Kobanê’yi hatırlamak