Ana SayfaYazarlarAkın OlgunÇocuk Berivan ve birçok şey – Akın Olgun

Çocuk Berivan ve birçok şey – Akın Olgun


Akın Olgun


1930 ile 1970 yılları arasında binlerce çocuğu, “çocuk göçü” denen bir program dâhilinde gemilerle Avustralya’ya göndermişti İngiltere.

Çocuklara yetim ve kimsesiz oldukları söylenmişti.

Oysa yoksul ailelerin bakıma muhtaç çocuklarıydılar. Birçoğu ya annesini ya da babasını tanımıyordu.

Çocuklara dalından koparıp yiyebilecekleri büyük portakal bahçelerinin olduğu ve güneşi hiç eksik olmayan pırıl pırıl bir ülkeden bahsetmişlerdi.

Portakal bahçelerinde koşturacak, oynayacak ve istedikleri kadar yiyebileceklerdi.

Hem de dalından koparacaklardı portakalları.

Bir çocuk hayalinde ne kadar büyüktü kim bilir o bahçeler ve portakallar.

Kandırılmışlardı.

Anglikan ve Katolik kiliselerinin “çiftlik okulu” denen kamplarına teslim edilmişti çocuklar. Ağır koşullarda çalıştırılmış, cinsel tacize, tecavüze ve şiddete maruz kalmışlardı.

Bir İngiliz Sosyal Hizmet çalışanı olan Margaret Humphreys ortaya çıkarmıştı yaşananları ve ardından büyük bir karalamanın içinde bulmuştu kendini. Kiliseleri ve hayır kurumlarını hedef alan “kötü niyetli kadın” olarak lanse edilmişti ama hakikat kıskıvrak yakalamıştı kötülüğü ve suç ortaklığını. Yakalamış ve olan biteni ortaya sermişti.

Önce Avustralya Başbakanı, ardından İngiltere Başbakanı, yaşananlardan dolayı üzgün (Sorry) olduklarını kamuoyu önünde ifade ettiler.

Her derde deva olarak “Sorry” büyüleyici bir ifadedir Batı’da! Her şey olup bittikten sonra, bir daha olmayacağı duygusunu verir size.

Sonra vicdan kutuları, reklamlar düşer önünüze.

Yokluk, yoksulluk, savaş, açlık, felaketler ve vicdan kutuları…

Yukarıdan bombalar yağıyor, kapı kapı silahlandırılıyor insancıklar, yan komşusuna bileniyor nefret, rengine, ırkına, diline, inancına katil kesiliyor hayatlar ve göçmen bir çocuk “uçaklar geliyor” dendiğinde, kulaklarını kapatıp, korku çığlıkları atıp, saklanacak bir yer arıyor.

Bir şarkı sözü düşüyor dilime.

“Küçük Berfin, küçük Berfin ne yapıyorsun
Hayalimi yazıyorum, hayalimi yazıyorum”

Berivan (Karakeçeli) ne yazmıştı diye düşünüyorum bir an.

Henüz 13 yaşındaydı.

Ailesi ile Antalya’da Portakal bahçelerinde çalışmak için “mevsimlik işçi” olarak yazılmıştı “hayata.”

İşverenin “Taş da yağsa çalışacaksınız” diyen öfkesi ile de ilk defa tanışmıyordu muhtemelen. O portakal bahçelerinin içinde ne düşünüyordu, neyi hayal ediyordu hiç bilmeyeceğiz. Bilmeyeceğiz çünkü çocuk işçi Berivan öldü. Fırtınanın savurduğu alüminyum çatı onun hayatını bıçak gibi kesip aldı aramızdan.

Berivan “Devletin bekası” içinde yer almıyordu.

Değerli değildi bedeninin “bölünmez bütünlüğü”. Hayallerinin, umutlarının “içinden geçtiğimiz şu kötü günlerde” bir kıymeti yoktu elbette.

Bilal Erdoğan “Biz baba görmeden büyüdük” dedi bir yerde. Manşetlere çekildi sözleri.

Belli ki bir sızıdır çocukluğundan kalan. Hangi sızı samimiyetsiz olabilir ki? Lakin bir sızı, babasız, annesiz bırakılanların, çocukları ellerinden alınanların derdi ile hemhal olamıyorsa, kaybetmiştir içsel hükmünü.

“Taş da yağsa çalışacaksınız” diyen patronun sözünde bıçak gibi kesilen Berivan’ın hayatı,

Polislerin, yaşı kadar mermi isabet ettirdikleri 12 yaşındaki çocuk Uğur’un cansız bedeni,

Üzerine havan topu atılan ve param parça edilen Ceylan Önkol’un annesinin eteğinde doldurduğu parçaları,

Kolunu kıyma makinasına kaptıran Suriyeli 11 yaşındaki çocuk işçi Ahmet’in kopan parmakları hiçbir şey anlatmıyorsa, hissettirmiyorsa, bilin ki taşıdığınız o SIZI en büyük yalanınızdır…

Bir başka ülkede, bir başka tarih diliminde binlerce çocuk, dalından portakal koparıp yiyebilecekleri bir hayalle kandırılıp götürüldüler.

İngiltere ve Avustralya “Sorry” diyerek kabul buyurdular. (Her ülke kendi bekasına “büyüleyici” bir söz buluyor elbette.)

Portakal bahçesinde öldü mevsimlik çocuk işçi Berivan.

“İçinden geçtiğimiz şu zor günlerde” diyen sesin arka bahçesine gömülen her yaştan, her cinsten, her dilden, her kimlikten insanların arasına eklendi Berivan.

Devlet büyükleri o bahçeye “devletin bekası” ismini koymuşlar.

Ara sıra değişiyor bahçenin bekçileri ama değişmiyor bahçeye sürüklenip gömülenler.

Previous post
Sedat Peker'den 'Cumhur İttifakı'na destek ve silahlanma çağrısı
Next post
HDP'nin Bingöl ve Ağrı eş başkan adayları belli oldu