Ana SayfaYazarlarAbdulmelik Ş. BekirDersim’de dayanışmanın önemi – Abdulmelik Ş. Bekir

Dersim’de dayanışmanın önemi – Abdulmelik Ş. Bekir

Mevcut siyasal ortamda demokratik güçlerin birbirlerini yıpratmasına neden olacak incitici söylem ve dilden uzak durulması, bu durumdan şer çıkarmaya çalışan ve bunu yüz yıllık politikalarına katık etmek isteyenlere izin verilmemesi önemli. Sol, sosyalist, demokratik kesimlerin geleceği birlikte örmesinin yolu dayanışmadan geçer. Bu gerçeklik gözetilerek seçim sürecinin atlatılması herkesin faydasına olacaktır.


Abdulmelik Ş. Bekir


Seçim süreciyle birlikte İstanbul’dan sonra en fazla tartışılan kentlerden biri Dersim. İstanbul’un tartışılmasının nedeni, bu kenti kazanan partinin Türkiye’de iktidarı ele geçirmenin anahtarını da elinde bulunduracağı algısı ile ilgili. Gerek seçmen sayısı gerek kozmopolitik yapısı nedeniyle yanlış bir algı değil. Yani tartışılması ve burada alınacak sonucun merak edilmesi anlaşılır.

Peki, Dersim’in bu kadar tartışılmasının ve orada alınacak sonucun merak edilmesinin alametifarikası nedir? Bu kadar gündem olmasını neye borçludur Dersim?

Dersim’in seçmen sayısı biliniyor. Türkiye’deki seçmen sayısına vurulduğunda herhangi bir istatistiksel değerinin olmadığı açık. Herhangi bir partinin oyların yüzde yüzünü alması dahi iktidar yolunda bir anlam ifade etmez.

O zaman Dersim’i önemli kılan başka bir mesele var. Dersim’i özel kılan has yanları olmalı. Orayı önemli kılan da bu has yanlarının yarattığı özgül ağırlığı zaten. Yani sahip olunmak istenen güncel politik iktidarın ötesinde kentin kendine has yanı.

Bunun cevabı için Dersim’in Türkiye’deki diğer seçim bölgelerinin herhangi birinden farkına bakmak yeterli. Nedir bu fark diye baktığımızda, kesinlikle Dersim’in etnik ve inançsal kimliği ile bunun tezahürü olan tarihsel ve kültürel mirası olduğu aşikar. Başka bir ifade ile Kürt/Kızılbaş kimliği ile bu kimliğin yarattığı direniş mirasıdır.

Dersim’in Kürt/Kızılbaş kimliği

Dersim’i, farklı partilerin belediye başkanlığı için yarıştığı alelade bir seçim süreci olarak ele almak büyük yanılgı olacaktır. Bu, tüm Kürt kentleri için geçerli olduğu gibi Dersim için daha fazla geçerlidir.

Dersim’in sürekli vurulan ve yok edilmek istenen yanı Kürt/Kızılbaş kimliğidir. Yüz yılları bulan sistematik fiziksel ve kültürel kıyım politikalarının hedefi dün de buydu, bugün de. Yapılmak istenen Dersim’in “Tuncelilileştirilmesi”dir. Niyet, seçim ile yerel iktidarı almak değil yüz yıldır dayatılan Türkçülük iktidarını sürdürmektir.

AKP iktidarının her seçimde Dersim’e yönelik özel politikalar uygulaması bundandır. Yoksa AKP de Dersim’de belediyeyi alamayacağını bilir. Buna rağmen az da olsa oy alma ya da oyunu arttırmak istemesinin asıl motivasyon kaynağı Dersim’i “Tunceli” yapma politikasının akamete uğramaması arzusudur. Yoksa AKP, burada alacağı birkaç yüz oyun iktidar yolunda kendisine parti olarak fazlaca bir getirisinin olmadığının bilincinde. Ancak Türkçülük iktidarını Dersim’e yedirme yolunda hayati olduğunu bildiğinden devletin tüm olanaklarını seferber etmede geri kalmıyor. MHP, İyi Parti gibi milliyetçi partiler başta olmak üzere irili ufaklı diğer sistem partilerinin tamamı bu politikanın bilincinde olarak HDP dışında herhangi bir partinin kazanmasını destekler.

CHP zaten Dersim’in “Tuncelilileştirilmesi”ni, Kürt/Kızılbaş kimliğinden arınmasını yüz yıllık Kemalist ideolojinin başarı projesi olarak görmektedir. Projeye halel gelmemesi ve derinleşerek sürmesinin cansiperane savunucudur. Kürt/Kızılbaşlığı’nın kıyımı olan bu projenin salahiyetini devletin bekası saymaktadır. Özcesi diğer partilerin gerisinde değil, çok daha ilerisindedir. Fiziki ve kültürel kıyımların yarattığı alternatifsizlik ve çarpıklığın sonucu olarak buralarda kısmi taban bulması sahih olan gerçeği değiştirmez.

Dersim için ‘Güç Birliği’

Öte yandan HDP ve geldiği gelenek ile Türkiye’nin sol, sosyalist, demokratik kesimlerinin Dersim’e yüklediği anlam diğer partilerden farklıdır ve hatta tam tersidir. Daha önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de HDP çatısı altında Devrimci Güç Birliği adıyla en geniş güç birliğini sağlayarak seçime girdiler.

Güç Birliği’nin öncelikli olarak kayyım rejimine son vermeyi amaçlaması Dersim’e yönelik yüz yıllık kıyım politikasının farkındalığının işaretidir. Kayyım rejiminin ana hedefi Kürt’ün kendini yönetmesinin reddidir. Kürt’ün siyasal olarak varlık göstermesinin inkarıdır. Kayyım rejimi devletin Dersim başta olmak üzere Kürtlere yönelik resmi ideolojisinin son uygulanmasıdır aynı zamanda. Seyit Rızaların, Alişerlerin, Beselerin, Zarifelerin katline sebep kıyım politikası ile bugün Dersim’e yönelik kayyım politikası arasındaki fark, aradan geçen zamandan ibarettir.

Dolayısıyla Dersim’in yurtsever, sol, sosyalist, demokratik çevrelerinin Devrimci Güç Birliği’nde buluşmasının tarihsel anlamı vardır. Öncelikli olarak Dersim’in vurulan yanına sahip çıkılmıştır. Yerel yönetimleri almanın çok ötesinde anlamı olan kentin kimliği, tarihsel, kültürel direniş mirası sahiplenilmiştir. Yerel yönetim hizmetlerinin verilmesi muhakkak önemlidir. Güç Birliği’nin öncelikli olarak kentin Kürt/Kızılbaş kimliğini savunması, bunun inkarı anlamına gelen kayyım rejimine karşı mücadeleyi seçmesiyle kente en iyi hizmeti sunacağının da kanıtıdır.

Bir kente en iyi hizmeti vermek, her şeyden önce o kentin kimliğine, inancına, tarihsel, kültürel kimliğine saygı duymak ve sahip çıkmakla başlar. Kentin değerlerine sahip çıkmayanların ya da bu değerleri yok etmeye çalışanların hizmet iddiası gülünç olmaktan öteye gitmez. Bu, bir kente, kentin kimliğine sahip çıkmakla mümkün. Bunun dışındaki hizmet söylemleri, “Karnını doyurmak dışında bir moral değerin yoktur” anlamına gelen ve insanının moral değerlerini yok sayan sömürgeci oryantalizmden başka bir şey değildir. Bu patolojik söyleme karşı Devrimci Güç Birliği’nin, Dersim’in saldırı altında ve yaralı yanını sağaltmayı seçmesi, Dersim’in tarihsel ve kültürel direniş mirasının devamına tekabül etmektedir.

Kimliğe sahip çıkmak

Bir önceki seçimde Ovacık Belediye başkanlığını yapan Mehmet Maçoğlu da bu seçimde TKP’den Dersim belediye başkanlığı için yarışa dahil oldu. Maçoğlu’nun bağlı olduğu MSF önceki seçimlerde HDP ile ortaklaşabilmişti. Genel beklenti bu ortaklığın sürdürülmesinden yanaydı. Özellikle bu seçimde demokratik güçlerin ortak hareket etmesi önceki seçimlere göre öneminden bir şey yitirmediği açıktı. Zira yukarıda ifade edilmeye çalışılan kayyım ve kıyım politikasına karşı toplumda siyasal güçlerin daha fazla ortaklaşması toplumda yüksekti.

Kayyım rejimine karşı olma gerekliliği sadece bir belediyeye el konulmasının doğru olmadığıyla ilgili değildir. Bunu sadece “HDP’ye bir haksızlık yapıldı, destek verilmesi gerekliydi” şeklinde ele almak da oldukça yetersiz bir değerlendirme ve yaklaşım olacaktır. Kayyım rejimine karşı olmak yüz yılı aşkındır Dersim’in saldırı altındaki kimliğine sahip çıkmaktır.

Elbette Dersim’in hizmete ihtiyacı var, ancak Dersim’in başına gelenler kimliğindendir, bu kimlikten feragat etmemesi ve bu uğurda direnmesindendir. Onun için her şeyden önce kimliğin, inancın, tarihin, kültürün ve toplumsallığın korunmasına ihtiyaç var.

Maçoğlu ve mensup olduğu siyasal akımın ziyadesiyle bu gerçekliğin farkında olduğu tartışmasız. Bunun için HDP’nin Dersim’de kazanmasının sembolik önemini daha fazla gözetebilirlerdi. Buna rağmen mevcut siyasal ortamda demokratik güçlerin birbirlerini yıpratmasına neden olacak incitici söylem ve dilden uzak durulması, bu durumdan şer çıkarmaya çalışan ve bunu yüz yıllık politikalarına katık etmek isteyenlere izin verilmemesi önemlidir.

Sol, sosyalist, demokratik kesimlerin geleceği birlikte örmesinin yolu dayanışmadan geçer. Bu gerçeklik gözetilerek seçim sürecinin atlatılması herkesin faydasına olacaktır.