Ana SayfaEkonomi“Ekonomideki tablonun adı ‘üretim krizi'”

“Ekonomideki tablonun adı ‘üretim krizi'”

HABER MERKEZİ – Türkiye’nin yatırım mallarının toplam ithalattaki payı, 2001 krizinin yaşandığı dönemin bile gerisinde. İktisatçılar Gaye Yılmaz ve Erinç Yeldan, Türkiye’nin üretim krizinde olduğunu ve durgunluğun artarak devam edeceği görüşünde.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2018 yılı geçici dış ticaret rakamlarına göre liradaki son bir yıldaki yüzde 30’luk değer kaybına rağmen ihracattaki artış yalnızca yüzde 7 oldu. İthalat ise yine bir yıl içerisinde yüzde 4,6 geriledi.

Açıklanan rakamlar ihracatın ithalata bağımlı olduğunu gösterirken, verilerde dikkat çeken bir diğer husus ise yatırım malı ithalatındaki düşüş oldu.

Üretimin gerçekleşmesi için ya ara mal ya da ham madde ithal etme zorunluluğu olan Türkiye’nin 2018 ithalatında yatırım mallarının payı yalnızca yüzde 13 olarak gerçekleşti.

Yatırım malı toplam ithalat içinde yüzde 13’lük pay alırken, bu oran 2001 ve 2008 krizlerinin bile gerisinde yer aldı.

Almanya Kassel Üniversitesi ICDD Enstitüsü’nden iktisatçı Gaye Yılmaz ile Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan, yatırım mallarının toplam ithalattaki payında yaşanan düşüşün ne anlama geldiğini değerlendirdi.

‘Ekonomi daralacak’

İktisatçı Gaye Yılmaz’a göre, yatırım malı ithalatındaki düşüş, durgunluğa işaret.

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Yılmaz, “Bu veriler Türkiye’de daha ileriye doğru bir üretimin olmayacağının göstergesi. Yatırım malı üreten bir ülke olmadığımız için üretim azalacak. Eğer biz yatırım malı üreten bir ülke olmuş olsaydık, o zaman buna sevinilebilirdi. Ancak yatırım mallarının toplam ithalattaki payında yaşanan bu düşüş, üretimin azalacağı ve ekonominin önümüzdeki yıl daha da daralacağı anlamına geliyor” dedi.

Yılmaz, üretim sektörü maliyetlerinin enflasyonda asıl belirleyici olmadığını kaydederken, yüksek faizler olduğu sürece üretim yavaşlasa dahi enflasyonun düşmeyeceğini söyledi.

“Üretememe krizi”

Prof. Erinç Yeldan ise, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu krizi “üretememe krizi” olarak tanımladı.

Rakamları “durgunluk ve gerilemeye işaret” olarak gören Yeldan, bu durumu şöyle açıkladı:

“Türkiye 30 yıldır kayıt dışı özelleştirmeye dayanan, borçlanmaya dayanan, sağlıksız bir şekilde finanse edilen ithalatta bağımlı hale getirildi. Şimdi bu finansman kaynakları kuruduğu için Türkiye bir üretim, yani arz yönlü bir kriz içine girdi. İthalattaki daralma da bunun bir yansıması. İthalat içinde yatırım mallarının payının düşüyor olması, Türkiye ekonomisinin bir gerileme içinde olduğunu gösteriyor. Bir diğer gösterge ise, yüksek enflasyon. Bu da ücretlerde gerileme, artan yoksulluk ve gelir eşitsizliği olarak tezahür ediyor.”

Yeldan, son olarak “Arz yönlü üretimin daralmasından kaynaklanan bu krizin sonuçları elbette düşük ücretler, düşük alım gücü, yüksek enflasyon ve işsizlik olur” diye belirtti.