Ana SayfaManşetTemelli: Bir seçenek yarattık

Temelli: Bir seçenek yarattık

HABER MERKEZİ – HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli partisinin çok tartışılan seçim stratejisine ilişkin konuştu. “Türkiye’de çok önemli bir seçmen kitlesi bezgindi, kararsızdı, yılmıştı, sandığa gitmeyi düşünmüyordu ama biz bir seçenek yarattık” diyen Temelli’ye göre bu hamleleri Türkiye’nin tıkanmış olan barış ve demokrasi kanallarını hızla açacak.


Söyleşi: Bekir Avcı


HDP yerel seçimlerde birçok yerde aday çıkarmayarak ‘güç birliğine’ gidiyor. “Amaç AKP-MHP bloğunu geriletmek” diyor parti.

Peki, bu “geriletmek”ten ne anlamalı, HDP’nin seçim stratejisi nasıl anlaşılmalı? İYİ Parti’nin HDP’ye muhalefeti ve CHP’nin çekingen tavrı partinin seçim stratejisini nasıl etkiliyor, seçmenin bu ‘güç birliği’ karşısındaki tutumu ne?

Bu soruları ve daha fazlasını partinin eş genel başkanı Sezai Temelli’ye sorduk.

16 Nisan Referandumu ile 24 Haziran seçimlerinin meşruiyet sorgulamasına muhtaç olduğunu söyleyen Temelli, AKP-MHP bloğunun bugün yerel seçimler üzerinden bir meşruiyet arayışında olduğuna dikkat çekti.

İktidarın otoriter yönetim anlayışına karşı Türkiye’nin demokratikleşmeye ihtiyacı olduğunu, laik ve çoğulcu cumhuriyet anlayışının esas alınması gerektiğini belirten Temelli, “Bunu yapmanın yolu da özellikle bu yerel seçimlerde demokrasi zeminini genişletmek, demokrasi güçlerinin ortak adım atabileceği, iradesini ortaya koyabileceği zeminleri yaratmaktan geçiyor” dedi.

Bu nedenle bazı yerlerde aday çıkarmadıklarını belirten Temelli, “Türkiye’de demokrasiden yana olan, tekçi anlayışa karşı çıkan herkesin yan yana gelebileceği zeminler yaratmak, inisiyatif almalarını sağlamak istedik” diye ekledi.

“Batı’da HDP temsiliyeti artacak”

HDP İstanbul, İzmir, Adana, Mersin gibi kimi büyükşehirlerde aday çıkarmadı. HDP Sözcüsü Saruhan Oluç, Batı’da seçimlerden çekilmelerinin söz konusu olmadığını söyleyip, yapılanın ‘barış ve demokrasi adına bir hamle’ olduğunu vurgulamıştı.

Oluç, büyükşehir belediyelerinde temsil edilmeyi hedeflediklerini belirterek, “Batı’da ilk kez belki de uzun yıllar sonra yerellerde yurttaşlarımız kendi partileri ile temsil edilecekler” demişti.

Türkiye’nin batısında birçok il ve büyükşehirde Meclis Üyelikleri adaylarını çıkardıklarını söyleyen Temelli de bu temsiliyetin önemine vurgu yaptı.

“Orada denge denetleme mekanizmasını çalıştıracaklar. Yerinden yönetim, yerel yönetim belediyecilik anlayışımızı anlatma, uygulama çabamız olacak. Ciddi bir sıçrayış olacak bu.

“Batı’daki belediyelerde HDP temsiliyeti dramatik artışlar gerçekleştirecek. Bu belki de başkanlık seçimlerinden daha önemli olacak. Çünkü meclislerde olmamız belediyecilik anlayışımızın tüm Türkiye’ye yayılmasıdır.”

“Bir seçenek yarattık, hamlemiz AKP-MHP bloğunu durduracak”

Temelli, partisinin bu kararının AKP-MHP bloğunu durduracağı görüşünde. Ona göre bu hamleleri Türkiye’nin tıkanmış olan barış ve demokrasi kanallarını hızla açacak.

“Çoklu kriz anlamında Cumhuriyet tarihinde siyasi, iktisadi ve toplumsal krizin bu denli derinleştiğini hatırlamıyorum. Türkiye bir an önce kendi dinamiklerine, kendi kültürüne ve tarihine, halkların bir arada yaşama iradesine uygun adım atmalı. Yerel demokrasi kilidi açacak önemli bir eşik.”

Abdülmelik Ş. Bekir, Gazete Karınca’daki “HDP’nin hem kazananı hem kaybedeni belirleme stratejisinin güçlükleri” başlıklı makalesinde “Yerel seçimlerde HDP kazanabileceklerinden feragat etmiyor, kimin kazanacağını belirleme gibi muazzam bir fırsatı elinde tutuyor” demişti.

Bekir’in yazısını hatırlattığımız Temelli’den HDP’nin “kaybettirme ve kazananı belirleme” stratejisini anlatmasını istediğimizde, yanıtı, partisinin kazanabileceği her yerde çok güçlü bir irade ortaya koyarak kazanacağı, sadece kayyumları geri almakla kalmayıp, birçok belediyede iktidara gelecekleri yönünde oldu.

Kimi yerlerde aday çıkarmayarak “bir seçenek ortaya koyduklarını” vurgulayan HDP Eş Genel Başkanı, bu seçeneği ortaya koymanın kendisinin bir siyasi müdahale olduğunu hatırlattı.

“‘Böyle gelmiş böyle gider’e karşı, ‘Hayır, böyle gitmez’ diyoruz ve bir seçenek ortaya koyuyoruz. Bu seçeneği ortaya koymak bir siyasi müdahaledir. Biz Türkiye seçmenlerinin beklentisine yanıt verecek şekilde siyasete müdahale ettik, aday çıkararak ya da çıkarmayarak. Demokrasi güçlerini bir araya getirerek, birlikte mücadeleyi örgütleyerek bir seçenek yarattık. O seçenek de demokrasidir. Diyoruz ki; ‘Ya faşizm ya demokrasi’. Demokrasi seçeneğini HDP tüm gücüyle yaratmıştır.”

“Sadece iktidar bloğuna karşı değil, tüm partilere rağmen bunu yaptık” diyen Temelli, seçenek yaratma konusunda CHP için de diğer partiler için de adım attıklarını belirtti: “Çünkü Türkiye’de çok önemli bir seçmen kitlesi bezgindi, kararsızdı, yılmıştı, sandığa gitmeyi düşünmüyordu ama biz seçenek yarattıktan sonra bir umudu var ettik.”

“HDP’ye tehditler siyasetsizliği gösteriyor”

HDP bu “seçim stratejisi” sonrası iktidar bloğunun direkt hedefi haline gelmiş durumda. Özellikle MHP lideri Devlet Bahçeli, AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hemen her gün parti temsilcilerini tehdit ediyor, hakarette bulunuyor.


İçişleri Bakanı Soylu’dan HDP’ye: Sizi yürüten adam değildir

Erdoğan HDP’yi hedef aldı: Bedelini ödeyecekler


Bu tehditlerle beraber ortaya çıkan manzara ise parlamenterlerin onlarca polis tarafından sıkıştırılması ya da polis çelmesiyle yere düşürülmesi oluyor.

“Bu tehditler, hakaretler, suçlamalar, saldırılar Türkiye siyasetine bir katkı sağlamıyor” diyen Temelli partileri üzerinden siyaset yapıldığına dikkat çekerek, “Aslında bu, bugün HDP’nin karşısında olan partilerin içine sürüklendiği hali, onların siyasetsizliklerini, toplumun taleplerini karşılayamama hallerini bize gösteriyor” diyor.

HDP’nin Bakırköy mitinginden bir kare / Fotoğraf: Hasan Özhan Ünal

İYİ Parti HDP’ye karşı muhalefet pozisyonunda, öyle ki Iğdır’da HDP kazanamasın diye rakibi olduğu MHP ya da AKP’nin kazanması için aday çıkarmayacaklar. Öte yandan CHP de çekimser bir tutum sergiliyor.

Peki, iktidar bloğunun tehditlerinin yanında muhalefetin bu tutumu HDP’nin seçim stratejisini nasıl etkiliyor?

“Iğdır’da hepsi bir araya gelse de diğer başka yerlerde gelseler de sonucu çok etkilemeyecektir, halkımızın, demokrasi güçlerinin iradesi çok net” diyor Temelli ve eleştirilerini şu sözlerle sürdürüyor.

“İYİ Parti’nin farklı farklı stratejiler geliştirerek ayakta kalmaya çalışmasını anlayabilirim, bir parti bunu yapabilir ama bizim İYİ Parti’ye dönük eleştirimiz şudur; bir muhalefet partisinin iktidarın bu siyasetsizliği içine sürüklenmemesi lazım. İktidar yönetememe halini bu siyasetsizlikle, şiddetle, baskıyla aşmaya çalışıyor.

“Muhalefet partileri yönetime talip olmalıdır. Bu yönetememe haline seçenek üretmelidir. Yoksa iktidarla aynı kulvarda yer alıyorsanız size muhalefet partisi denilmez. MHP’nin düştüğü yere sürüklendiğinizde siz de o bloğun bir parçası olursunuz. O zaman Türkiye’de beklentilere, Türkiye halklarının barış ve demokrasi beklentilerine nasıl yanıt vereceksiniz?”

“Tabanımız hangi adaya oy vereceğine kendisi karar verecek”

Peki, bu olan biten karşısında HDP tabanında durum ne; “güç birliğine” karşı seçmenin nabzı tutuldu mu? Partinin kitlesi örneğin aday çıkarılmayan İstanbul’da CHP’nin adayına mı oy verecek? İstanbul’daki HDP’liler buna ikna mı?

Şu ana kadarki izlenimlerini aktarmasını istediğimiz Temelli, “Şu partinin adayına gidip oy verin” gibi bir şeyin söz konusu olmadığını söyleyerek başlıyor söze.

“Tabanımız aday çıkarmadığımız yerde hangi adaya oy vereceğine tabi ki kendisi karar verecek” diyor.

“Bir seçenek yarattık” sözünü yineleyen HDP Eş Genel Başkanı, “Şimdi o seçeneği değerlendirmek o adayların sorumluluğundadır. Bu hangi partiden olursa olsun” diyerek muhalefet adaylarına mesaj veriyor.

“Tabi ki bu iktidar bloğunun karşısında kazanma olasılığı yüksek olan CHP adayları olduğu için direkt CHP adayları üzerinden konuşuluyor. Biz de diyoruz ki; bu aday, orada kazanma olasılığı yüksek aday -24 Haziran’ın ikinci turu gibi düşünün- ortaya koyabileceği nitelikleri, sözü ve tavırlarıyla bu seçeneği iyi değerlendiriyor mu değerlendirmiyor mu?

“İyi değerlendiriyorsa demokrasiden yana olan herkes zaten oyunu verir. Değerlendirememişse, savrulmuşsa, iktidarın diliyle konuşuyorsa, toplumu ayrıştırıyorsa, hele hele Kürt düşmanlığını besleyecek bir yerden tavır alıyorsa -kimse de kusura bakmasın- işin seçim aritmetiğine bakarak kimse oy vermez ona.

“Burada aslolan kazanma olasılığı yüksek adayın bu demokrasi mücadelesine, bu toplumun ortak geleceğine sahip çıkma vasfıdır.”

Tecrit ve açlık grevleri

Türkiye’de seçimlerin sadece sandalyelerin belirleneceği, aritmetiğin gereğinin yerine getirileceği bir mesele olmadığını söyleyen Temelli, geçmişi hatırlatarak, “Türkiye’de seçimler her şeyden önce demokrasi mücadelesi veren güçlerle demokrasiyi katletme peşinde olan otoriter rejim sevdalıları arasında geçmiştir. Bugün de bu yerel seçim yine buna tekabül ediyor” diyor.

Temelli devamla da HDP Milletvekili Leyla Güven’in 100 günü aşkın zamandır PKK lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması talebi ile sürdürdüğü açlık grevi eylemine değiniyor.

“Seçimleri ele alırken Türkiye’deki tüm demokrasi mücadelesini birlikte değerlendirmek zorundayız. Türkiye’deki demokrasi mücadelesi bugün demokrasinin kanallarını, barış kanallarını tıkayan mücadelelerle birlikte ele alınmalıdır. Bunlardan biri tecrittir, diğeri de savaş politikalarıdır.

“Türkiye’de tecridin kırılması toplumsal barış açısından kritiktir. Türkiye toplumsal barışına kavuşamadan önündeki sorunları aşma şansı yoktur, tarih bize bunu göstermiştir. Tecridin kırılması bu anlamıyla kritiktir.

“Tüm siyasetçilerin üzerine düşen sorumluluk budur. Leyla Güven bu anlamıyla en büyük sorumluluğu üzerine almış, sırtlamış ve 100 günü aşkındır bu sesi herkese duyurmaya çalışıyor.

“Leyla Güven’le birlikte 300’den fazla insan bugün Türkiye’de ve dünyada açlık grevindeler. Açlık grevleriyle aslında bir hukuksuzluğa bir yasa tanımazlığa son verilmesini istiyorlar. Ama bunun ötesinde de Türkiye demokrasisine, Türkiye barışına en güçlü katkıyı koyuyorlar. Ben herkesin bu sese kulak vermesini, duyarlı olmasını istiyorum.”