Ana Sayfa1 Film 1 YönetmenYönetmen Hirokazu Koreeda ile “Shoplifters” üzerine

Yönetmen Hirokazu Koreeda ile “Shoplifters” üzerine

HABER MERKEZİ – Yönetmen Hirokazu Koreeda, “Shoplifters” filmiyle toplumsal sorunlardan yola çıkarken, aile bağlarını sorgulatır bizlere. Filmiyle Altın Palmiye Ödülü’nü kazanan yönetmen Hirokazu Koreeda, “sadece suçla birbirine bağlı bir aileyi tasvir etmek nasıl olur?” sorusundan yola çıkarak senaryoyu kaleme almaya başladığını söylüyor.


Çeviri-Derleme: Tolga Er


Yönetmen Hirokazu Koreeda için aile ve ilişki teması filmlerindeki asli unsurlardandır.

“Maborosi”de eşinin gizemli intiharı ardından yas tutan bir kadının duygusal yolculuğunu merkeze alan yönetmen, “After Life” (Yaşamdan Sonra) filminde ölülerden sonsuzluğa dek akıllarında kalacak tek bir anı seçmesini ister.

“Still Walking” (Bitmeyen Yürüyüş) ise yönetmenin annesinin ölümünden etkilenerek çektiği, boş odalarda, sessiz mekanlarda ve dilsiz ortamlarda geçen bir dramadır.

Tüm bu bağların sorgulandığı filmlerin arasında yönetmenin Altın Palmiye’yi kazandığı “Shoplifters”ı (Arakçılar) en çok anımsatan yapımı belki de “Like Father, Like Son” (Benim Babam, Benim Oğlum) isimli filmidir.

Burada, iki ailenin çocuklarının doğumun hemen ardından karıştığı altı yıl sonra ortaya çıkar. Aileler çocukları değişirken, yönetmen bizlere kanın ötesindeki bir bağı sorgulatır.

“Shoplifters” da yönetmenin aile bağlarına odaklandığı filmlerinin bir devamı niteliğindedir.

Anne veya baba olmak ne anlama gelir? Bir ‘aile’yi ne oluşturur? Bu sorunun yanıtı kan mıdır, suç ortaklığı mı, yoksa daha derin, daha önemli bir bağ mı? “Shoplifters”da bizler birbiriyle kan bağı olmayan bir grup arakçıdan oluşan aileyi izlerken, yönetmenin bize yönelttiği sorular işte bunlardır.

Film, Osamu ve oğlunun marketten yiyecek bir şeyler çalıp eve dönerlerken dondurucu bir soğukta dışarıda kalan bir kıza rastlaması ve eve getirmesiyle başlar.

Osamu’nun eşi Nobuya, kızı eve almayı pek istemese de kızın vücudunda darp izlerine rastlamasının ardından kararını değiştir ve ‘suç’ ile birbirine bağlanan bir ailede küçük kız da kendisine yer bulur. Ve bizler böylece toplumsal sorunlarla düğümlenen bir ailenin ortasında buluruz kendimizi.

Aşağıdaki söyleşide ise yönetmen Hirokazu Koreeda, filminin ortaya çıkış hikayesini ve kendisi için başarı kıstasının ne olduğunu anlatıyor.

Yönetmen Hirokazu Koreeda

Bu hikayeyi yazmanız ve yönetmeniz için size ilham veren ne oldu?

“Benim Babam, Benim Oğlum” (Like Father, Like Son) filmim kan bağları ve zaman hakkındaydı. Bir aileyi yapan nedir? O filmi tamamladığımdan beri bu soruyu daha çok düşünür oldum. Kanın ötesinde bir aileye sahip olmak mümkün mü? Sadece suçla birbirine bağlı bir aileyi tasvir etmek nasıl olur? Böylece, suçlu aileleri araştırmaya başladım ve arakçılardan oluşan bir aile hakkındaki bir habere denk geldim. Bu aile, dükkanlardan aşırılan ürünleri satarak geçiniyordu. Çaldıklarını satıyorlardı ki arkadalarında suça dair bir kanıt bırakmasınlar. Fakat polis onların evinde birkaç adet pahalı balık oltası buldu ve bunu kayıtlara geçen bir hırsızlığa gidecek şekilde izini sürebildi. Belki de baba ve oğlun balık sevdiğini, o yüzden oltaları kendilerine sakladıklarını düşündüm. Yazdığım ilk sahne buydu.

Filmleriniz kapsam ve bakış açısı bakımından genişlediğinden kamera diliniz yeniden zenginleşiyor gibi. Önceki filmlerinizde keşfettiğiniz bazı biçimleri yeniden deneyimliyor musunuz?

Evimin derinliklerine inmek yerine bu noktadan ayrılarak topluma dahil oldum ve böylece bakış açımı ve odak alanımı yeniden kurguladım. Ama yine de, 20 yıldan beri filmler yönetiyorum, o yüzden br film anlatımının yönetilip çekilme şeklinin olağan olarak yıllar içerisinde değiştiğini düşünüyorum. Yani, ilk olarak belgesel film ile başladım. “Kimse Bilmiyor” (Nobody Knows) bir belgesel değil ama yine de o duyguyu veriyor. Benim için belgeselin bu ilkelerini bu filmi yaratırken ve yönetirken uygulamak önemliydi.

Şimdi bu değişti. Bu, “Arakçılar” için doğru değil artık. Çocukları nasıl yönettiğimde, çocukların kendilerini nasıl ifade ettiği ve içlerinden gelerek filmde nasıl öne çıktıkları çok önemli. “Kimse Bilmiyor”da çocuklarla geliştirdiğim teknik “Arakçılar” için neredeyse aynı, fakat önceden hikayenin bir belgesel biçimde özgürce ilerlemesini beklerken, “Arakçılar”daki hikayenin gidişatı önceden fazlasıyla belirlenmişti. Yani yönetme biçimim daha yönetmen gibi, daha az “bakalım şimdi ne olacak” gibiydi.

Filmlerinizin başarısını nasıl ölçüyorsunuz? Altın Palmiye gibi bir ödül kazandığınızda bu ölçüt nasıl değişiyor?

Bir filmi tamamladığımda hissettiğim içsel tatmin ve başarı ile dışsal tepkinin çoğu zaman aynı olmadığını görüyorum. Benim başarılı bulduğum, dünyanın başarılı bulmadığı olabiliyor. İdeal olarak her ikisinin de aynı olmasını istersiniz. Fakat, ilginç bir şekilde, başarının içsel ve dışsal ölçütü zamanla dengelenmeye başlıyor. İlkin aynı yerde olmuyorlar, ama yeterince beklerseniz olabilirler. Tabii ki daha sonra ödül alacaklarını söylemiyorum, fakat içsel olarak hissettiğim takdir nihayetinde yankı buluyor. Örneğin, bu odadaki “Arakçılar” posterine baktığımda görüyorum ki filmin adı yazıyor ve ardından “Still Walking”, “Like Father Like Son” ve “Nobody Knows” yazıyor. “Still Walking” benim için çok önemli, kendime çok yakın hissettiğim bir filmdi ve onunla inanılmaz derecede tatmin hissettim. Fakat film o kadar takdir görmedi. İşte bu içsel başarının dışsal olarak yansımadığının bir örneği. Böyle bir şey olduğunda bundan etkilenmemenin önemli olduğunu düşünüyorum. Başarıya dair içgüdünüze sadık kalmalısınız. İnsanların iyi olduğunu söylemesine güvenemezsiniz. Eğer içsel ölçütünüze güvenirseniz zihniniz açık bir şekilde sıradaki filme geçebilirsiniz.



Shoplifters (2018)

Yönetmen: Hirokazu Koreeda

Oyuncular: Lily Franky, Sakura Andô, Kirin Kiki

Tür: Dram, Suç

Puanlamalar: IMDB: 8.1, Metascore: 93, Rotten Tomatoes: 99


Kambole Campbell, Aaron Hunt ve Kate Chang’in yönetmen Hirokazu Koreeda ile yaptığı röportajların bir kısmı Türkçeleştirilmiştir.