Ana SayfaGüncel159’uncu gün: Ken Loach’tan açlık grevcilerinin talebine destek, Leyla Halid’den Güven’e ziyaret

159’uncu gün: Ken Loach’tan açlık grevcilerinin talebine destek, Leyla Halid’den Güven’e ziyaret

HABER MERKEZİ – Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 159’uncu gününde; yurt dışı ile cezaevlerindeki tutuklu ve aktivistlerin başlattığı eylemler de sürüyor. Eylemcilerin taleplerine usta yönetmen Ken Loach’tan da destek var. Loach, “Öcalan, Güney Afrika’daki Mandela gibi gelecekteki barış çözümlerinin kilit ismidir” diyerek, uluslararası toplumun tecride karşı sessizliğini eleştiriyor. Filistinli devrimci Leyla Halid de Güven’i ziyaret ederek, “Özgürlüğe ve zafere giden yolda yürümemiz gerekiyor. Birlikte güçlüyüz” dedi.

Leyla Güven’in Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlatıp evinde sürdürdüğü açlık grevi eylemi 159’uncu gününe girdi, yani 5 ayı geçti.

DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Güven’in talebi PKK lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması.

Aynı taleple yurt dışında ve cezaevlerinde başlatılan eylemler de sürüyor.

Devam eden eylemlere dünyanın farklı yerlerinden isimler destek veriyor.

Dün Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Merkez Komitesi üyesi Leyla Halid, “Talepler meşru, Türkiye ve Filistin’de açlık grevi eylemlerinin etrafında kenetlenmek gerekiyor” açıklamasında bulunmuştu.

Bir destek de altı kez Cannes Film Festivali’nde büyük ödül alan ve Britanya’nın en büyük yönetmenlerinden kabul edilen Ken Loach’tan geldi.

Usta yönetmen, Öcalan üzerindeki tecrit ve buna karşı süren açlık grevlerine dair Yeni Yaşam’da yer alan söz konusu mektubunda, “Öcalan, Güney Afrika’daki Mandela gibi gelecekteki barış çözümlerinin kilit ismidir” diyerek, uluslararası toplumun tecride karşı sessizliğini eleştiriyor.

Ken Loach’un İskoç avukat ve aynı zamanda kendi filmlerinin senaristi olan Paul Laverty ile mimar ve aktivist Sarah Glynn tarafından imzalanan mektubunu paylaşıyoruz.

“Bizler, açlık grevi eylemi yapan 7 binden fazla Kürdü ve tutuklu Kürt lider Abdullah Öcalan’ın temel insan hakkı çerçevesinde; ailesi ve avukatları tarafından ziyaret edilmesine izin verilmesi taleplerini desteklediğimizi belirtmek istiyoruz.
“Birçok insanın temel insan hakları için açlık grevine girmesi; ilkeli, cesaretli ve kolektif bir eylemdir. Bu eylem, uluslararası hukuku uygulamayı reddeden ve Öcalan’ın çektiği vahşi zulmü sonlandırmayan bütün ülkeler için bir utanç konusudur.
“Öcalan’ın taşıdığı önem sendikal hareket tarafından bilinmektedir. Durham Madenciler Galası, 2018’deki uluslararası kampanyalarını ‘Öcalan’a Özgürlük’ olarak belirledi. Öcalan’ın halk demokrasisi, çok kültürlülük ve kadın hakları konusundaki fikirleri, Kuzey Suriye’nin ağırlıklı Kürt özerk bölgesinde yapılan toplumsal değişikliklerin temelini oluşturuyor. Türkiye’deki Kürtler için sürekli barışçıl ve onurlu bir çözüm çağrısında bulunan Öcalan, Güney Afrika’daki Mandela gibi gelecekteki barış çözümlerinin kilit ismidir.
“Siyasi düşüncesi ne olursa olsun siyasi bir tutsağın temel insan haklarının yok sayılması asla kabul edilemez. Bir kez daha siyasi kurumlarımız başarısız olmuş ve uluslararası dayanışmada öncülük halka bırakılmıştır.
İmza: Ken Loach, Paul Laverty, Sarah Glynn”

Leyla Halid’den Güven’e ziyaret

Öte yandan geçtiğimiz gün Güven’e destek mesajı yollayan Leyla Halid, Güven’i evinde ziyaret etti.

Sağlık sorunları nedeniyle fazla konuşmayacağını dile getiren Güven, Halid’e ziyaretinden dolayı çok mutlu olduğunu söyledi.

“Biz, haklı olan Filistin ve Kürt halkıyız. Bir gün mutlaka kazanacağız. 21’inci yüzyılda Filistin ve Kürt halkı, hakları için açlık grevindeler. Dünya sesimizi duymuyor. Sayın Öcalan 20 yıldır tek başına tecrittedir. İnsan hakları savunucuları nerededir ve neden seslerini çıkarmıyor? Çağrımız onlaradır.”

“Bugün sen geldin ve senden de farklı bir güç aldım. Çok mutlu oldum ve mutlaka kazanacağız. Dünya savaşını biz çıkarmadık, ama biz kadınlar bu savaşı durduracağız. Kürt kadınları, Leyla Halid ve Leyla Kasım gibi birçok kadını tanıdı. Bugün de direniyoruz, şimdi sen de geldin her iki Leyla birbirimize el vererek kazanacağız. Kimse bize ve Filistinlilere açlık grevlerini bırakmamızı istemesin, egemen güçlere bu baskı ve zulümlerinden vazgeçmesini söylesinler. Kürtler de Filistinliler de dünya halkları bir yaşam sürdürsünler. Ben bu yolda ölsem de benim için bir şereftir. Bu halkı için bir şey yapmam benim için mutluluktur. Çok çok teşekkür ediyorum.”

Leyla Halid ise Güven’e birlikte daha güçlü olacaklarını belirterek şunları ifade etti:

“Genel Sekreterimiz sevgilerini ve saygılarını gönderdi. Şimdi o da cezaevinde. 13 yıldır cezaevinde. Yoldaşlarımız diyor ki; güçlü olsun biz de onunlayız. Yüzlercesi, binlercesi şu an açlık grevinde. Tabi siz de şu an açlık grevindesiniz. Seninle görüşmek benim bir görevimdir. Çünkü hepimiz direnişteki kadınlarız, mücadeledeki kadınlarız. Biz elimizdeki her şeyi kullanıyoruz, yüzleşmek için. Ama aynı zamanda biz geleceğimiz, çocuklarımız için yaşamak zorundayız, bunu zorlamak zorundayız. Hala seçtiğimiz yolda bizim yürümemiz gerekiyor. Özgürlüğe ve zafere giden yolda yürümemiz gerekiyor. Halkımızın özgürlüğüne ve zaferine giden yolda. Aynı zamanda sesimiz birçok yere de yayıldı, birçok barışçıl yere de yayıldı. Filistin ve Kürtlerin de açlık grevlerinde destek aldılar.”

Açlık grevleri

Leyla Güven, Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı açlık grevi eylemini evinde sürdürüyor. Güven’le beraber birçok yerde eylemler devam ediyor.

1 Mart tarihinden itibaren tüm cezaevlerine yayılan açlık grevleri de sürüyor. cezaevlerinde bugüne dek yedi siyasi tutuklu yaşamına son verdi.

17 Mart’ta Zülküf Gezen Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde, 23 Mart’ta Ayten Beçet Gebze Cezaevi’nde, 24 Mart’ta Zehra Sağlam Oltu T Tipi Kapalı Cezaevin’de, 25 Mart’ta Medya Çınar Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 1 Nisan’da Yonca Akici Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, 2 Nisan’da Siraç Yüksek Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, son olarak 5 Nisan’da Mahsum Pamay da Elazığ T Tipi Cezaevi’nde yaşamını sonlandırdı.

Yaşamını yitirenlerin cenazeleri alıkonularak polis ve jandarma ablukasında defnedilirken, kitlesel ziyaretler her defasında engellendi.

Güven, cezaevlerindeki tutuklular ve dünyanın farklı yerlerindeki eylemciler Öcalan’a dönük tecridin kaldırılmasını talep ediyor.

27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları, 11 Eylül 2016’dan beri de ailesiyle ne yüz yüze ne de telefon yoluyla görüştürülen Öcalan’ı, 12 Ocak’ta kardeşi Mehmet Öcalan’ın ziyaret ettiği bildirilmişti.

Görüşme açlık grevleri sürerken gerçekleşmişti. Ancak tahliye edilen Güven ve diğer tutuklular “tecrit kaldırılsın” talebi ile başlattıkları eylemi “tecrit durumunun sürdüğü” gerekçesiyle devam ettiriyor.

Açlık grevcileri Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile düzenli görüşmesini talep ediyor.