Ana SayfaCezaevleriAçlık grevleri: “Durum böyle devam ederse ölüm orucuna sürüklenecekler”

Açlık grevleri: “Durum böyle devam ederse ölüm orucuna sürüklenecekler”

HABER MERKEZİ – Amasya Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan üç tutuklu, refakatçileri olmadan eylemlerini sürdürüyor. Sadece tuz ve su verilen tutukluların yakınları, “Durum böyle devam ederse sıvı tüketemedikleri için ölüm orucuna başlamış olacaklar” diyor ve hak örgütlerine çağrı yapıyor.


Haber: Hülya Emeç


HDP Hakkari Milletvekili ve DTK Eş Başkanı Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi eylemi 155’inci gününde devam ederken, 7 bin tutuklu cezaevlerinde, onlarca siyasetçi ve aktivist de yurt dışında açlık grevinde.

Açlık grevcilerinin durumu ağırlaşırken, cezaevlerinden tutuklulara yönelik baskı haberleri de gelmeye devam ediyor.

1 Mart’tan bu yana süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan ve Amasya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 27 yıllık tutuklu Fethi Yaşa da bu isimlerden biri.

53 yaşındaki Fethi Yaşa’yı, Kadir Kaplan ve Turgay Üstüntaş ile birlikte açlık grevine başladıkları hafta tek kişilik hücrelere koyan cezaevi yönetimi, 2 hafta boyunca tutukların hiçbir ihtiyacını karşılamadı.

Bir süre sonra açlık grevindeki üç tutukluyu aynı koğuşa alan cezaevi yönetimi, bu kez refakatçi bulundurulmasına izin vermedi. Kantinden meyve suyu ve benzeri ihtiyaçları da gerekçesiz olarak verilmeyen tutuklular adeta ölüm orucuna zorlanıyor.

Sağlık sorunları baş göstermeye başlayan tutukluların, kişisel ihtiyaçlarını gideremeyecek düzeye geldiği de bildiriliyor.

“İhtiyaçlarını karşılayamıyorlar”

Fethi Yaşa’nın yeğeni Semra Yaşa Gül, dayısının yaşadığı sorunları gazetemize anlattı.

Gül, geçen hafta yapılan kapalı görüşte dayısının ankesörlü telefonu tutmakta ve konuşmakta zorlandığını dile getirdi.

Açlık grevindeki tutukluların refakatçileri olmadığı için bakımlarını yapamayacak duruma geldiğinin altını çizen Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dayımı en son gördüğümüzden bu yana aklımdan çıkmıyor. Kişisel bakımlarını yapamayacak duruma gelmişler. Ne tırnaklarını kesebiliyor ne tıraş olabiliyor. Artık banyo bile yapamadığını dile getirdi. Açlık grevindeki iki arkadaşıyla çok zor koşullarda sıvı tüketiyorlar.”

“Sadece su ve tuz tüketiyorlar”

Açlık grevcilerine B1 vitamini de verilmediğini aktaran Gül, artık en temel ihtiyaçlarını bile karşılamayacak düzeye geldiklerini vurguladı.

İnsan hakları örgütlerine seslenen Gül, şunları söyledi:

“Dayım açlık grevini hangi koşul olursa olsun sürdüreceğini söyledi. Artık sağlık sorunları baş göstermeye başladı. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor. En azından yanlarına bir refakatçi verilmesini istiyorum. Bunun için lütfen bir şey yapılsın. Kantinden alışveriş yapamıyorlar. Sıvı tüketemeyecek duruma geldiler. Zaten cezaevi de tüketmeleri için meyve suyu ve benzeri şeyleri gerekçe sunmadan kantinden kendilerine getirmiyor. Sadece su ve tuz tüketiyorlar. Bundan sonra sağlıkları bunu tüketmeyi de kaldırmaz. Durum böyle devam ederse sıvı tüketemedikleri için ölüm orucuna başlamış olacaklar. Lütfen bir şey yapılsın.”

Talep ne?

155 gündür açlık grevindeki Leyla Güven’in kızı Sabiha Temizkan, annesi ile çektirdiği son fotoğrafı “Annem eriyor… Cezaevlerindeki yoldaşları eriyor… Can eriyor… Sessizlik can yakıyor!” sözleriyle geçtiğimiz günlerde paylaşmıştı.

Güven, cezaevlerindeki tutuklular ve dünyanın farklı yerlerindeki eylemciler Öcalan’a dönük tecridin kaldırılmasını talep ediyor.

27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları, 11 Eylül 2016’dan beri de ailesiyle ne yüz yüze ne de telefon yoluyla görüştürülen Öcalan’ı, 12 Ocak’ta kardeşi Mehmet Öcalan’ın ziyaret ettiği bildirilmişti.

Görüşme açlık grevleri sürerken gerçekleşmişti. Ancak tahliye edilen Güven ve diğer tutuklular “tecrit kaldırılsın” talebi ile başlattıkları eylemi “tecrit durumunun sürdüğü” gerekçesiyle devam ettiriyor.

Açlık grevcileri Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile düzenli görüşmesini talep ediyor.

Cezaevlerindeki ölümler

1 Mart tarihinden itibaren tüm cezaevlerine yayılan açlık grevi eylemleri devam ederken, cezaevlerinde bugüne dek yedi siyasi tutuklu yaşamına son verdi.

17 Mart’ta Zülküf Gezen Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde, 23 Mart’ta Ayten Beçet Gebze Cezaevi’nde, 24 Mart’ta Zehra Sağlam Oltu T Tipi Kapalı Cezaevin’de, 25 Mart’ta Medya Çınar Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 1 Nisan’da Yonca Akici Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, 2 Nisan’da Siraç Yüksek Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, son olarak 5 Nisan’da Mahsum Pamay da Elazığ T Tipi Cezaevi’nde yaşamını sonlandırdı.

Yaşamını yitirenlerin cenazeleri alıkonularak polis ve jandarma ablukasında defnedilirken, kitlesel ziyaretler her defasında engellendi.