Ana SayfaYazarlarİbrahim AslanKayyumların ardından: Her şey kendileri için güzelmiş! – İbrahim Aslan

Kayyumların ardından: Her şey kendileri için güzelmiş! – İbrahim Aslan


İbrahim Aslan


2016 yılının 15 Temmuz’unda kimin yaptığı tartışmalı olan ancak kimin işine yaradığının çok açıkça ortaya çıktığı bir darbe girişimi oldu. Bu darbe girişimini ‘Allah’ın lütfu’ olarak gören AKP iktidarı ve ortakları, 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan ettikleri OHAL ile başta Kürt siyasal hareketi olmak üzere Türkiye’deki devrimci ve sosyalist kesimlere yönelik yoğun bir baskı ve yıldırma politikasını devreye koydular. İki buçuk yılı aşkın süredir devam eden bu politikadan AKP iktidarı ve ortakları, herhangi bir geri adım atmadığı gibi bu politikayı her türlü araçla sürdürmeye devam ediyorlar.

OHAL sözde kalkmış da olsa özellikle Kürt illerinde her türlü hukuksuzluğu ile sürüyor. Bu OHAL döneminin en hukuksuz uygulamalarından biri de Kürt halkının seçilmişlerine ve kültürüne yönelik saldırılar oldu. Başta HDP eş genel başkanları olmak üzere milletvekilleri ve DBP’li onlarca belediye başkanı tutuklanırken, belediyeler ise ‘kayyum’ atanarak, gasp edildi.

AKP’nin sözde bu ‘Yerli ve Milli’ kayyumlarının ilk icraatları ise belediyelere bağlı kültür, dil, kreş ve kadın kurumları gibi kurumları kapatmak, Kürtler açısından simge olan, vicdana seslenen heykelleri yıkmak oldu. Halkı temsil eden belediye meclislerinin verdiği park isimlerini, Kürtçe tabelaları kaldırmak oldu. Yine DBP’li belediyelerin projelerini ‘yandaşlara’ yeniden ihale ederek, milyonlarca TL’lik işleri göstermelik makyajlarla süsleyip iç ettiler. Yapılan bu makyaj işlerin foyası ise çabuk ortaya çıktı. Üzerinden bir yıl dahi geçmeden çöken parklar, çöken ve çamur deryasına dönen yolları geride bıraktılar.

Kayyumların arkasında bıraktığı yıkım ve talan ise asıl 31 Mart yerel seçimlerinden sonra ortaya çıktı. Halkın iradesine karşı atanan AKP’nin ‘Yerli ve Milli’ kayyumlarının belediyelerin kasalarını boşalttıkları, yine belediyeleri milyonlarca TL’lik borca batırdıkları görülüyor. Halka iş yapılmasın diye belediyelerin araçlarının, gayri mülklerinin yandaşlara ya da devletin kurumlarına bedelsiz hibe edildiği de işin bir başka boyutu.

Kayyumların yaptıkları işe geçici baktıkları Sayıştay raporlarında da ortaya çıkmıştı. Halka yönelik hizmete geçici bakan bu kayyumların, kendilerine yönelik işlere ise iyi yatırım yaptıkları çırılçıplak bir şekilde ortaya çıktı.

Nerede ortaya çıktı? Kayyumların piri olarak gösterilen ve Diyarbakır’a atanan kayyum Cumali Atilla’nın makam odasına yaptığı şatafatlı işlerde ortaya çıktı. Diyarbakır Belediyesi’ne halk ile değil özel hareket timlerinin ve polislerin namluları eşliğinde gelen, yenilip gidinceye kadar bu namluların korumasında halka hizmet ettiğini söyleyen kayyum Cumali, adeta sefa sürmüş, iradesi gasp edilen Kürt halkının paralarıyla.

Diyarbakır Belediyesi’nin makam odasının ek bölümünü, adeta Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na özenerek kendi sefası için düzenleyen AKP’nin ‘Yerli ve Milli’ kayyumu, belli ki bu iki buçuk yılda halka hizmet için makyajlık işler yaparken, kendisi için ise kalıcı eserlere imza atmış.

Bir hukuksuzluk örneği olan, halkın iradesini hiçe saymanın adresi olan kayyumların suçları, eğer bir gün bu ülkede adalet mekanizması işlerse hak ettikleri cezayı bulacaktır.

Kürtlerin yönetimindeki belediyelere atanan bütün kayyumların, atandıktan sonraki mal varlıkları, hısım akrabalarının durumu mutlaka araştırılmalıdır. Bu araştırma sonucunda kayyumların kime çalıştıklarını dost da düşman da çok iyi görecektir. Bu kayyumların paraları, halka mı yoksa ‘KENDİLERİNE’ mi akıttıkları bu incelemeler sonucunda açık şekilde ortaya çıkacaktır.

Belediyeleri kazanarak kayyum gaspına son veren HDP’li belediye eş başkanlarının ve belediye meclislerinin yapması gereken öncelikli işlerden biri budur. Kayyumların sadece kültürel ve sosyal olana saldırıları değil ekonomik olarak yarattıkları yıkım da her yönüyle kayıt altına alınmalıdır. Belli ki, kayyumlara biçilen özel misyonlardan biri de kültürel ve sosyal yıkımın yanı sıra Kürt illerindeki sermaye birikimini de her türlü yol ve yöntemi kullanarak tarumar etmek, yandaşa vermek veya yanlarında götürmektir. Kayyumların özellikle kendileri için iyi çalıştıkları görülüyor.

Zaten hatırladığınız gibi kayyumlar atandıktan sonra bunlardan 9’u yolsuzluk, usulsüzlük gibi nedenlerle bizzat onları atayanlar tarafından görevden alınmıştı. O zaman olan sadece buz dağının görünen yüzüydü. Şimdi ise, kayyum yıkımı kazanılan belediyelerde tüm boyutlarıyla ortaya çıkıyor.

İyi hatırlıyorum, Diyarbakır Belediyesi’ne atanan kayyum Cumali Atilla, belediyenin temizlik işçilerine üzerinde “Her Şey Güzel Olacak” yazılı kıyafetler giydirmişti. Yine Dersim’e atanan kayyum Tuncay Sonel, “Her Şey Tanımakla Başlar” sloganını kullanıyordu.

Bu iki yer üzerinden 31 Mart’tan sonra ortaya çıkan kayyum tablosuna karşı şu açıkça ifade edilebilir: SİZLERİ ÇOK İYİ TANIDIK. HER ŞEY SİZLER İÇİN ÇOK GÜZELMİŞ!