Ana SayfaGüncelLeyla Halid: Türkiye ve Filistin’de açlık grevi eylemlerinin etrafında kenetlenmek gerek

Leyla Halid: Türkiye ve Filistin’de açlık grevi eylemlerinin etrafında kenetlenmek gerek

HABER MERKEZİ – Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 158’inci günde; yurt dışı ile cezaevlerindeki tutuklu ve aktivistlerin başlattığı eylemler de sürerken, FHKC Merkez Komitesi üyesi Leyla Halid’den “Talepler meşru, Türkiye ve Filistin’de açlık grevi eylemlerinin etrafında kenetlenmek gerekiyor” açıklaması geldi.

Leyla Güven’in Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlatıp evinde sürdürdüğü açlık grevi eylemi 158’inci gününe girdi, yani 5 ayı geçti.

DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Güven’in talebi PKK lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması.

Aynı taleple yurt dışında ve cezaevlerinde başlatılan eylemler de sürüyor.

HDP üyesi Nasır Yağız’ın Erbil’deki eylemi 145’inci günde. Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş 119, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular ise 120 gündür eylemde.

HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

Leyla Halid: Talep etrafında kenetlenen bir halk kitlesi olması gerek

KESK’in İstanbul’da düzenlediği Ortadoğu Konferansı’na katılan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Merkez Komitesi üyesi Leyla Halid, açlık grevi eylemini değerlendirdi.

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Halid, cezaevindeki her insanın kendi özgürlüğüne kavuşma hakkı olduğunun altını çizdi.

İnsanın, özgürce ve insanca bir yaşam için eğer elinden bir şey gelmiyorsa açlık grevi eylemi yapabileceğini kaydeden Halid, şöyle devam etti:

“Taleplerini açlık greviyle de elde edemiyorsa temel yaşamını dahi ortaya koyabilir. Çünkü bu talebi ettiği haklar temel insan haklarıdır.

“Leyla Güven, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevi eylemine başladı. Bu talep haklı ve meşru bir taleptir. Fakat bu yetersizdir. Etrafında ciddi bir halk kitlesinin olması gerekiyor. Aynı talep etrafında kenetlenen bir halk kitlesi olması gerekiyor. Hükümeti zorlayacak olan budur.

“Açlık grevi eylemi direniş biçimlerinden sadece bir tanesidir. Bir sonuç elde edilene kadar bu eylem tekrarlanabilir. Bu eylemi tamamıyla meşru görmek lazım. Fakat biz her şeyden önce yaşamı savunuyoruz. Yaşamı tehdit edecek şeyden kaçınmamız gerekiyor.

“Cezaevinde bulunan tutukluların farklı bir eylem yapma şansı yok. Bu nedenle kendi bedenleri üzerinden bir eyleme giriştiler. Bu doğaldır. Ama daha farklı eylem biçimleri olabilir. Önemli olan özgür olanların geliştirecekleri eylemlerdir.

“Ben Abdullah Öcalan’ın kendisi için birinin ölüme yatmasını isteyeceğini sanmıyorum. Abdullah Öcalan böyle bir şey istemezdi.

“Leyla Güven’i ziyaret etme fırsatım olursa kendisinden bedenine zarar vermemesini isteyeceğim. Başka eylem biçimleri denenebilir.

“Şu an Filistin tutukluları da açlık grevi eylemindeler. Burada da halk nöbetleşe açlık grevi eylemine giriyor. Protesto eylemi yapıyor. Bu grevlerin etrafında kenetlenen kitleler var. Mektup yazma kampanyaları başlatıldı. Özellikle manevi yönden desteklemek amacıyla dayanışma mektupları gönderiliyor. Türkiye’de ve Filistin’de açlık grevi eylemlerinin etrafında kenetlenmek gerekiyor.”

Cezaevlerindeki ölümler

1 Mart tarihinden itibaren tüm cezaevlerine yayılan açlık grevi eylemleri devam ederken, cezaevlerinde bugüne dek yedi siyasi tutuklu yaşamına son verdi.

17 Mart’ta Zülküf Gezen Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde, 23 Mart’ta Ayten Beçet Gebze Cezaevi’nde, 24 Mart’ta Zehra Sağlam Oltu T Tipi Kapalı Cezaevin’de, 25 Mart’ta Medya Çınar Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 1 Nisan’da Yonca Akici Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, 2 Nisan’da Siraç Yüksek Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, son olarak 5 Nisan’da Mahsum Pamay da Elazığ T Tipi Cezaevi’nde yaşamını sonlandırdı.

Yaşamını yitirenlerin cenazeleri alıkonularak polis ve jandarma ablukasında defnedilirken, kitlesel ziyaretler her defasında engellendi.

Talep ne?

Güven, cezaevlerindeki tutuklular ve dünyanın farklı yerlerindeki eylemciler Öcalan’a dönük tecridin kaldırılmasını talep ediyor.

27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları, 11 Eylül 2016’dan beri de ailesiyle ne yüz yüze ne de telefon yoluyla görüştürülen Öcalan’ı, 12 Ocak’ta kardeşi Mehmet Öcalan’ın ziyaret ettiği bildirilmişti.

Görüşme açlık grevleri sürerken gerçekleşmişti. Ancak tahliye edilen Güven ve diğer tutuklular “tecrit kaldırılsın” talebi ile başlattıkları eylemi “tecrit durumunun sürdüğü” gerekçesiyle devam ettiriyor.

Açlık grevcileri Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile düzenli görüşmesini talep ediyor.