Ana Sayfa1 Film 1 YönetmenYönetmen Felix van Groeningen’in gözünden: “Beautiful Boy”

Yönetmen Felix van Groeningen’in gözünden: “Beautiful Boy”

HABER MERKEZİ – 1 Film 1 Yönetmen’de bu hafta Belçikalı yönetmen Felix van Groeningen’in biyografi niteliğindeki iki kitaptan uyarladığı “Beautiful Boy” isimli yapım var. Uyuşturucu bağımlılığını baba-oğul ilişkisi üzerinden izleyiciye sunan van Groeningen, filmle beraber bağımlılığa dönük bakış açışısının değiştiğini söylüyor.


Çeviri-Derleme: Tolga Er


Uyuşturucu, bağımlılık, tedavi ve relaps sürecine ilişkin birçok kitap kaleme alındı, birçok eser ve yaşantı sinemaya uyarlandı.

Fakat bu uyarlamalardan çoğunda, bağımlılığın yarattığı hasar ile bağımlıya ve yakınındaki insanlara yansımalar aynı sinematik klişelerle ele alındı.

Yönetmen ve senaryo yazarı Felix van Groeningen’in “Beautfiul Boy” (Güzel Oğlum) isimli yapımı ise işte bu tipik anlatıdan uzak durma gayretindeki yapımlardan.

van Groeningen, Nic Sheff isimli genç bir erkeğin metamfetamin bağımlılığını ve babası David Sheff’in onu uyuşturucudan uzak tutma çabasını, geçmiş ile bugün arasında mekik dokuyarak ele alıyor.

Yapım aslında filmin bu iki baş karakterinin ellerinden çıkmış iki ayrı kitaptan yapılan bir uyarlama.

Film, David Sheff’in yazdığı “Beautiful Boy: A Father’s Journey Through His Son’s Addiction” ile Nic Sheff’in kaleme aldığı “Tweak: Growing Up on Methamphetamines” isimli anı kitaplarından beyaz perdeye taşınmış.

Kitaplardan elde edilen iki farklı bakış açısının yansıtıldığı filmin dikkat çekici bir diğer yönüyse müzikleri.

Yönetmenin “Broken Circle Breakdown” isimli yapımında olduğu üzere “Beautiful Boy” da müzik seçimleriyle öne çıkıyor.

İnişli çıkışlı tedavi sürecine kimi zaman David Bowie kimi zaman Neil Young kimi zaman da Polonyalı usta besteci Henryk Gorecki eşlik ediyor.

Yönetmen van Groeningen’in yapımı, empatiye, anlayışsızlığa ve kişinin çaresizliğini algılayabilmesine vurgu yaparak bir ilişkinin çalkantılı sürecinin tasvirini yapıyor.

Aşağıdaki söyleşide ise yönetmen Felix Van Groeningen, filmin kitaptan uyarlanma sürecine değiniyor ve yapıma dair soruları yanıtlıyor.

Yönetmen Felix van Groeningen

Senaryoyu birlikte kaleme aldığını Luke Davies ile birlikte bu iki anı kitabını (David Sheeff’in “Beautiful Boy”u ve Nic Sheff’in “Tweak”i) tek bir anlatı haline nasıl getirdiniz?

Doğruya ulaşmak zaman aldı. Bir kitap dahi halihazırda uyarlanacak çok fazla şey sunuyor. Satır arasında doğruyu bulmak zaman alıyor, çünkü bir kitapta işlenmesi gereken çok fazla sahne veya temellendirilmesi gereken birçok olay oluyor. O yüzden uyarlanacak iki kitap varsa bu daha da zorlu bir meydan okuma. Tedavi sürecinin özetini çıkarmak için ağırdan aldık. İlk taslağımız 40 sayfa uzunluğundaydı ki bunun uzunluğu genelde 10 sayfadır. Olması gerekenden çok daha uzundu, o yüzden incelemek, nasıl yapılabileceğini keşfetmek ve karakterlerin kesiştiği anları yakalamak gerekliydi. Hikayenin önemli bir kısmı bağımlılığın tekrarlamasıyla ilgili – rehabilitasyon ve relaps döngüsü – ve bunu kabullenmek zorundaydık. Bağımlılar için bu böyle ve her iki kitapta da bu hakikat çok iyi ele alınmış. Filmin gerçeklik derecesi sonunu da katartik bir hale getiriyor. David ve Nic’in bakış açıları arasında denge kurma anlamında zorluk yaşadık ve sonunda izleyicinin her ikisi arasında gidip gelmesine, biriyle başlayıp, diğeriyle devam etmeye karar verdik.

Filmi yaratırken David ve Nic ile yakın çalıştınız mı?

Onlarla önceden tanıştım. Önceki filmimi, “The Broken Circle Breakdown”u izlemiş olduklarından bana bu filmi hemen emanet ettiler. Hiçbir şekilde müdahaleci olmayan bir yaklaşımları vardı. Şöyle dediler: “Bu hikayeyi ele alacak doğru kişi olduğunu düşünüyoruz.” Diğer yandan hayatlarını bizi dahil etmek açısından çok rahattılar. Yıllar süresince onlara birçok soru sordum, David ile evinde zaman geçirdim ve filme gerçeklik katmak açısından bu çok yardımcı oldu.

Bir bağımlının yaşantısına içkin tekrarların zıtlığıyla dolu bir diyaloga sahip bir film. Bunları “relaps tedavinin bir parçası” ve “sana güveniyorum, sadece kanıta ihtiyacım var” ifadelerinde görüyoruz.

Bu küçük ifadeler kitap boyunca kullanılmış ve gerçekten benim aklımda kaldı. Bunlardan bir diğeri ise LisaGay’in (Hamilton) oynadığı karakterin bir arkadaş hakkında konuşurken kullandığı “Bir canlının ardından yas tutuyorsun” ifadeleri. Aynı zamanda David’in kabullenmesi için talimat verilen şu ifadeler de öyle: “Ben neden olmadım, ben kontrol edemiyorum, ben tedavi edemem.” “Relapsın tedavinin bir parçası” olduğunu öğrendiğinde ise yanıtı “Bu, kaza yapmanın pilot eğitiminin bir parçasıdır demek gibi” oluyor. [Gülüyor] David, oğlunun günlüğünü okuduktan sonra, relapsın ardından ayık kalındığında, sizi tüketen utanç hissini uyuşturmak istediğinizi öğreniyor.

Bu utancı engellemek için daha fazla uyuşturucu alıyorsunuz ve bunu yaparken de sizi daha fazla utandıracak daha fazla şey yapıyorsunuz. O kadar mahvolmuşsunuz, o kadar kırılmışsınız, her yaşanandan dolayı o kadar utanmışsınız ki tek çıkış yolu daha fazla kullanmak oluyor. Bu döngü, illa ölmeyi istemeden aşırı doz yapana kadar sürüyor. Nic’in bu döngüyü açıkladığı yol sayesinde hayatımda ilk defa insanların neden bunu yaptığını içten bir şekilde anlayabilmiş oldum. Öncesinde şöyle düşünüyordum: “Neden durmuyorsun? Sefil görünüyorsun, sefil hissediyorsun, daha fazlasına neden ihtiyacın olsun?”

David’in aldığı o önemli karar aynı zamanda akla aykırı. Oğlunu sevmek, fakat onun eve dönmesini reddetmek ve iyileşmesi için gerekli adımları atabilmesi için onu zorlamak.

Her bir gelişme o anda kesişiyor. Bu bir ebeveyn için kabustur. Bu filmin mesajı koşulsuz sevgiyle de ilgili, fakat yine de bu durumdaki birçok ebeveyn gibi David de Nic’in yaşamaya devam etmesini ve ölmesini seçemeyeceğini farkına vardığı bir ana denk geliyor. Bu yükü sırtlamak ona ve ailesinin geri kalanına yalnızca acı verdi, o yüzden şimdi bu kararı vermek zorunda.



Beautiful Boy (2018)

Yönetmen: Felix van Groeningen

Oyuncular: Steve Carell, Timothée Chalamet

Tür: Dram, biyografi

Puanlamalar: IMDB: 7.3, Metascore: 62, Tomatometer: 68


Roger Ebert ve The Young Folks’taki röportajların bir bölümü alınarak Türkçeleştirilmiştir.